“Bugün” ile “bu gün” arasındaki anlam ve kullanım farkı o kadar nettir ki kimse çıkıp “Bugün hep bitişik yazılır” veya “Bu gün hep ayrı yazılır” diye bir yazım kuralı icat edemez. Aradaki farkın bu kadar açık ve net olmadığı tabirlerde ise uzman veya yetkili birileri buna kural koymaya veya varolan kuralı keyfince değiştirmeye kalkabilir. Yazım kuralı koyanların yaptığı “iş”lerden birisi (ne yazık ki) literatüre yerleşmiş bazı bileşik kelimeleri muhafaza ederken diğer bazı bileşik kelimeleri bölüp parçalamaktır [1].
Örnekler:
1) “Olağanüstü” kelimesi muhafaza edilirken olağandışı kelimesi “olağan dışı” olarak bölünmüştür.
2) “Bilinçaltı” kelimesi muhafaza edilirken bilinçdışı kelimesi “bilinç dışı” olarak bölünmüştür.
Bileşik kelimeyi böldüğünüz zaman ilgili kavramın evrensel değeri iptal edilir ve özel durumlarda başvurulan bir deyim/tabir statüsüne indirgenir, yani dilin geneline ait olduğu inkar edilir, dışlanarak özel bir alt dile (sublanguage) atılır. Böylece örneğin “bilinç dışı” sözüne (hiç uygun düşmediği halde) “aklı başında olmamak” gibi mecazi bir deyim statüsü verilmiş olur. Siz de buna benzer başka örnekleri TDK sözlüğünde arayıp bulabilirsiniz.
Burada bir mantık aramayı deneyelim. Bu tercihlerin açıklaması belki de şudur: “Üstü” veya “altı” olarak belirtilmiş kavramlarda hiyerarşik yapının birlik ve bütünlüğünü muhafaza eden “birleşik kelime” makbul sayılırken “dışı” olarak belirtilmiş kavram ana kavramın dışına çıktığı için bileşik kelime makbul değildir ve bölüp parçalanmalıdır.
Bunun ardında felsefi güdüler de olabilir:
1) “Olağanüstü hal ilan edildi” denirken bitişik yazılır çünkü olağan durumun bozulduğu fazla vurgulanmak istenmez ama “Olağan dışı hallerde yetkiliye başvurunuz” denirken ayrı yazarak olağan durumun bozulduğu vurgulanmalıdır.
2) “Bilinçaltıma hakimim” sözü Ego’nun egemen olduğu ruhsal hiyerarşiye uygundur ama “Bilinçdışı arzularım beni yönetiyor” sözünde işaret edilen merkezdışı unsur rahatsız edicidir ve literatürdeki kavramsal karşılığı yok edilmelidir. Bu tercihle “bilinçdışı” kavramını iptal eden yazım kuralının psikanaliz aleyhine New Age felsefesini desteklediği bile söylenebilir.
Yani merkeze bağlı hiyerarşik kavramlar muhafaza edilirken merkezdışı etkileri vurgulayan kavramların yok edildiğini görürüz.
Alman dilinde felsefi gelenek çok güçlüdür ve sonsuz sayıda bileşik kelime kullanılır, Almanca sözcük bileşimleri Türkçedeki ekler gibi uzadıkça uzayabilir [2]. Şimdi düşünün Almanya’da devlet görevlileri beğenmedikleri bileşik kelimeleri parçalama işine kalkışabilir mi? Demek ki resmi dilin Türkçe olması Türklerin anadil meselesini çözmüyor, anadilimizi (“ana dil” değil) yazım kuralı koyan (ve uygulayanlardan) da korumamız gerekiyor.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] “Birleşik kelime” yerine “bileşik kelime” dememin nedenleri: (1) bileşime giren parçalar çözünürler, (2) bileşim bütünlük oluşturmaz, o da bir parçadır, (3) union değil combination veya compound sayılmalıdır, (4) parçaları bir yerde buluşturuyorsunuz, evlendirmiyorsunuz.
[2] Bkz “8 of our favorite ridiculously long German words” Karina Martinez-Carter






























Geri bildirim: Duvarış — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İnkar ile İkrar: Var oluş ile Varoluş — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER