Güden Beyan: Duvarış ve İlanihaye — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Ören Beyan)

Ören beyanın eşleniği güden beyandır, ikisi birlikte örgüt olurlar: ör-güt. Ören beyanla kurulan sözlü dolayımların hiçbiri güden beyanın dolaysız etkisinden geçmeden edemez. Güden beyan dürter, iter veya çeker, çarpar ve büyüler, seslenir ve çağırır, özendirir veya kovar, toplar veya dağıtır, kart gibi karar, nefes keser veya nefes açar, soluk anıdır (slogandır), ses tonudur, hemsedadır, Kulning’dir [1]. Dört tarzda olabilir:
1) Tözgüdüm
2) Özgüdüm
3) Sözgüdüm
4) Közgüdüm
Şimdi bunları tek tek ele alalım.

1) Tözgüdüm, herkesin bildiği, kabul ettiği, inandığı, benimsediği varsayılan bir töz adına yapılan çağrıdır. Dinde Tanrı veya mutlakiyette padişah fermanı böyledir ama özel bir münasebette sevgiliye de tözgüdüm statüsü verilebilir. Günümüz dünyasında para, meta, veri, enerji gibi ekonomik değerler veya reyting, destekçi/takipçi sayısı gibi istatistiksel değerler tözgüdüm sebebi sayılmaktadır. Her töz “evrensel” olduğunu iddia etse de en fazla “geniş kapsamlı” olabilir çünkü bir uçta tözcü bollaşma olduğu zaman ister istemez öbür uçta yoksunlaşma ve daralma yaşanır. Cevher de denen tözün simgesel karşılığı değerli taşlar ve takılardır, hayali karşılığı yıldızlar ve göksel cisimlerdir, gerçek karşılığı ise bir yerden bir yere adım atmaya kalkışan her insanoğlunu ve insankızını tökezleten taş olan cinselliktir (libido) [2].

2) Özgüdüm, evrensellik iddiasından vazgeçip “kendi köşesine çekilmiş” bir tözün çağrısıdır. İddiasız gibi görünse de özgüdüm “ters köşe” yapmaktadır çünkü çekildiği tekil noktada yoğunlaşarak çevresine uygulayacağı basıncı azami seviyeye çıkarır. Kapitalist sistemin “ters köşe” noktası bireydir, geçmişten kalan ne kadar töz varsa hepsi psikolojik bireylerde yuvalanıp onları zombileştirir. Karşısına çıkan hiçbir lüzumu tanımayan özgüdümlü bireyin kendi keyfiyetini fütursuzca öne sürmesi insanları özgürleştiren bir hareket gibi algılansa da bu süreç neoliberalizm ile başlayıp neofeodalizme varan “No Fütur” çağını getirmiştir [3].

3) Sözgüdüm, tözlerin köşeye sıkıştırdığı özgüdümlü bireyin elini duvara yaslayıp kenarları takip ederek bir çıkış yolu bulma girişimidir. Nihayet söz vermek ve verilmiş sözü tutmaktan başka hiçbir şeye güvenilemeyeceğini anlayan birey:
— Dil ve sözün kurucu ve yürütücü yetisi karşısında körleştiğini fark eder.
— Uzun zamandır yolunu kaybetmiş halde sözel bir labirentte dolaştığını fark eder.
Herhangi bir labirentte elinizi sol (veya sağ da olabilir ama yolda değiştirmeniz yasak) duvara yaslayıp dümdüz yürürseniz eninde sonunda çıkışa ulaşırsınız. Buna duvarış diyelim. Bu matematiksel gerçek, özgüdümlü bireyi sözgüdümlü özneye dönüştürür.

4) Közgüdüm, dilin matematiğiyle yol alan sözgüdümlü öznenin geride bırakmak için elinden geleni yaptığı bütün tözlerin haset ve hınçla dolu halde yeniden karşısına dikilmesidir. Bu noktada artık tözlerin evrensellik iddiası da geçersizdir, “ters köşe” taktiği de işlemez. En sonunda töz yalın bir simetri düşmanlığına indirgenmiştir: Töz karşısına çıkan bütün simetrileri müphem ve kötücül tanrılara kurban edeceğine ant içmiş bomboş bir takıntıdır [4]. Her töz “x ile nihayet” erilecek selamete çağrı yapar, oysa onun tek marifeti “x illa nihai” deyip durmaktır, yani durmadan “x ilanihaye” demektir (durmadan yazılan gerekli olur, yazılıp duran mümkün olur [5]). Kaybedilmiş “dehşet simetri” yeniden belirdikçe şükranın kendini duyuracağı yol açılmış olur [6]. İroninin alay/sarkazm/sinizmden farkı budur.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Kulning: İsveç’in tekinsiz ve güzel şarkı gibi çoban çağrısı” Starre Vartan, “Hemseslenme (equivocation)” Jacques Lacan, “Yorumlama ancak hemseslenme ile işleyebilir” Jacques Lacan

[2] Bkz “Cinsiyet Üzerine Çatışma”

[3] Bkz “Fütursuz Çağa Karşı Sütur”

[4] Bkz “Tanrılar Kurban İstiyor: İmkansız, Yetersiz, Fazla”, “René Girard: Simetrik Kırma ve Simetriyi Kırma”, “Alevden Kora, Kordan Aleve”

[5] Bkz “Lacancı Özne: Kök Salma ve Uzanım: Sütur ve Südur”

[6] Bkz “Kaplan” William Blake, “Şükran Duymak Yeniden Havalı Olsun”

11 Yorum

Filed under Şey