Söyleniş Öznesi ve Söyleyiş Öznesi — Jacques Lacan

Neden öznenin işlevini tanıtırken psişe konusundan ayrı tuttum? Size tam teorik bir açıklama veremem ama öznenin dildeki işleviyle bunun alakasını gösterebilirim; ikili bir işlev vardır.

Söylenişin (énoncé) öznesi vardır. O özneyi tespit etmek kolaydır. Ben ben dediğim anda konuşan kişi olan ben’dir. Ama özne her zaman söylenişe ait değildir çünkü bütün söylenişler ben içermez. Hiçbir ben olmadığında bile –“Yağmur yağıyor” dediğinizde bile– söyleyişin (énonciation) bir öznesi vardır, cümle onu artık tutamadığında bile söyleyişin bir öznesi vardır.

Bütün bunlar sayesinde birçok şeyi temsil edebiliriz. Burada bizi ilgilendiren özne, söylem üreten özne değil, söylemin ürettiği (fait, produced) muhatap hatta muhat (fait comme un rat, cornered even) olan öznedir, söyleyiş öznesidir…

Dile ifade vermek öncelikle söyleyiş öznesi konusunu gündeme getirir. Söyleyiş öznesi kesinlikle kendine ben deme şansını kullanan kişiyle karıştırılmamalıdır. Kendinden bahsetmesi gerektiği zaman o kendine ben der. Bu olsa olsa konuşan ben demektir. Söylenişlerde beliren bu ben shifter denen öğeden ibarettir [kullanıma göre anlamı değişen zamir]. Dilbilimciler söyleyiş öznesinin de aynı olduğunu iddia ederler. Bu çok yanlıştır, onlar ne derse desin. O kadar yanlıştır ki biz bildik bileli hakikatsiz olduğu apaçıktır. Her zaman söyleyiş öznelerini bulmayı deneyebilirsiniz. Ben diyebilenler ne olursa olsun onu bulamaz.

Benim Öğretim’den

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

6 Yorum

Filed under Çeviri