Konuşma kavramını harfiyen okuyarak iki boyuta ayıralım [1]:
— Koyuş: Konum almanın arzu ve dürtü boyutudur, bir işe koyulmaktır.
— Konuş: Konum almanın simgesel dolayım boyutudur, bir yere konulmaktır.
Bu süreçleri besleyen iki malzemeyi ayırt edelim:
— Yansı: Yinelendikçe yenilenen görüntüdür. Aynadaki yansımadır.
— Yankı: Yinelendikçe yenilenen duyumdur. Duvardan gelen yankıdır.
Bunları bileştirerek dört süreç tanımlayalım:
1) Yansı-koyuş
2) Yankı-koyuş
3) Yansı-konuş
4) Yankı-konuş
Şimdi bunları tek tek ele alalım.
1) Yansı-koyuş: İnsanın güzel bir görüntü ile kendini sunmasıdır. Hoş giyinmekle başlayıp profil hazırlama ve selfie’lere (özçekim [2]) kadar yolu vardır. Yunan efsanesinde Narkissos’un kendi imajına aşık olmadan önce Ekho’yu (Yankı) reddettiğini hatırlarsak fark ederiz ki yansı-koymanın amacı, rahatsız edici ilksel yankıyı (yineleme zorlantısı) susturmaktır [3]. Yansı-koyuş huzursuzluğu bertaraf etmek için “manzara koyar”, Gezi direnişi esnasında TV’de gösterilen penguen belgesellerine benzer. Yansı-koyuş insanları cezbeden halesini aslında bastırdığı ilksel yankıdan ödünç almıştır. O halde yansı-koyuşa “hoş ve boş” deyip geçemeyiz çünkü “üstün” güzellik üzerini örttüğü batıcı/dalayıcı duyumların simgesine dönüşecektir [4].
2) Yankı-koyuş: Hoş görüntülerin rafa kaldırdığı ilksel yankı, sarf edilen sözlerle sahneye geri döner. Karşınıza geçen bir kedinin miyavlaması veya aslanın kükremesi de bir tür yankı-koyuş sayılabilir. Konuşan varlık olan insanın yankı-koyuşu ise simgeleri gerçekleştiren bir güce sahiptir ve verdiği itki ile bulunduğu ortamı şekillendirebilir, dünya yıkıcı veya dünya kurucu olabilir [5]. Yankı-koyuş hiç ses çıkarmadan da yapılabilir, jestler, işaret dili, dans, sanat, vb. Yansılarla örtülenen ilksel yankıyı yeniden canlandırmanın birçok yolu vardır. Bu yolları bir araya getiren eylemler politikayı teşkil eder.
3) Yansı-konuş: Yankı-koyan insanların gerçekleştirdiği simgeler ikincil (dolaylı) yansıları oluşturur, bunlar yol gösterici tabelalar gibi kavşak noktalarına dikilir, içinde yaşadığımız dünyanın haritasını çizer, insanlara rehberlik eder. Yankı-koyuştan yansı-konuşa geçiş olayını müzik sustuğu anda hemen sandalyelere oturma oyununa benzetebiliriz. Yankılar dindikten sonra geride kalan simgelerden oluşan kalıcı evrendir. On yıl önceki Occupy eylemlerine Slavoj Žižek’in yaklaşımı bununla ilgilidir:
Meydanları dolduran kalabalık karnavalesk eylemlerle gurur içinde gülüp eğlenmemiz (yankı-koyuş) iyi güzel de bu şenlik havası dindikten sonra olağan hayatlarımız nasıl değişecek (yansı-konuş)? V for Vendetta filminin en sonunda halkın yönetime el koyması iyi hoş ama bir de devam filmini çeksinler de görelim!
4) Yankı-konuş: İnsanın yalnızca kendi adına konuşmayıp başkalarını da yankılamasına, onlara elçilik etmesine yankı-koyuş yerine yankı-konuş diyelim. Yankı-koyuş (eril) bir kürsüden bildirmektir: “Ben (ya da biz) bunu biliyorum ve size söylüyorum!” Yankı-konuş ise bilmezlik zemininde gerçekleşir, insanın kendine ve başkalarına ait arzuları bilmeden bildirdiği (dişil) parapratiklerden oluşur, bilgi değil bilebilgidir [6]. Yankı-konuş boyutunda işleyen parapratikler yankı-koyuş eyleminin örtük alt yüzünü oluşturduğu için yansı-konuşa geçileceği anda (müzik susup da sandalyeler birer birer kapılırken) belirleyici bir etki gösterecektir. Yankı-koyuş direnir yani güç gösterir; yankı-konuş ise direşir yani dirayet gösterir [7].
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Konuşmak ve Koyuşmak” Jacques Lacan, “Söyleniş Öznesi ve Söyleyiş Öznesi” Jacques Lacan, “Uyumsuz ‘ne’” Jacques Lacan
[2] Bkz “Çekim Alanları”
[3] Bkz “Ego, Ekosit (Çevrekırım) Öncesinde Ekhosittir (Yankıkırım)”, “Lethe Nehri ve Mnemosyne Havuzu: Hakikatimsilik → Hakikatim Silik”, “Evrendeki sıfırtının yankısı: xwe”
[4] Bkz “Çiçekleri Eleştirmek veya Çiçeksiz Meyve Olmaz”, “Öz görünüş olan görünüştür” Slavoj Žižek, “Duyu-üstü bu dünyanın aşıldığının konuşudur” G. W. F. Hegel, “Doğa ve Bata”
[5] Bkz “Ören Beyan”, “Güden Beyan: Duvarış ve İlanihaye”
[6] Bkz “Bilgi ve Bilebilgi: Bilen Bilemez Ancak Bilmeyen Bilebilir”, “Doğruyu Bilme İsteği ve Sahiyi Bilebilme Arzusu”, “Aklın Kurnazlığı: Aklın Kuru ve Aklın Nazı: Edilgileşim ve Etkileşim”
[7] Bkz “Direniş ve Direşim: Horgörgü/Hoşgörgü ve Haysiyetmezlik”, “Ruhsal Dirayet ve Kabullenmenin Seviyeleri: Accept, Admit, Acknowledge, Take for Granted”






























Geri bildirim: Kuzgun Tanrı — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ego, Ekosit (Çevrekırım) Olmadan Önce Ekhosittir (Yankıkırım) — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yankı — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Saçmantıklı Bilmece — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Narsızlık etmeyin! | YERSİZ ŞEYLER