Mesafeli ve gösterişsiz davranan zeki ve kültürlü bir genç kadın şunu anlattı:
Rüyamda pazara geç kaldığım için ne kasaptan ne de sebzeci kadından istediklerimi alamadım.
Masum bir rüya elbette ama rüyalar o kadar basit olmadığından detay vermesini istedim. O da şöyle dedi: Rüyasında pazara giderken yanındaki aşçısı sepeti taşıyormuş. Bir mal isteyince kasap ona ‘o artık temin edilmiyor’ demiş ve bir başka denk mal önermiş ‘bu da iyidir’ diyerek. Kadın bunu reddedip sebzeci kadına gitmiş, satıcı ona garip bir sebze satmaya çalışmış, paketler halinde ama siyahmış. Kadın da ‘ben onu bilmem, almayacağım’ demiş.
Rüyanın önceki günle alakası epey düzayaktı: Sahiden de pazara geç kalmıştı ve istediklerini alamamıştı. Bu durumun ifadesi şuydu:
Et dükkanı kapalıydı.
Kafama dank etti, bu tabir bir erkeğin belli bir kılıksızlığının argo ifadesi değil miydi? Kadın rüyasını anlatırken bu tabire başvurmadı ama dile getirmekten kaçınmış olabilirdi. Şimdi gelin buna göre rüyayı yorumlamayı deneyelim.
Rüyada herhangi bir sözlü aktarım varsa, yani düşünülmekle kalmayıp sarfedilen veya duyulan bir söz varsa (ve bu ayrım genelde kesin çizgilerle belli olur), o söz uyanıkken sahiden sarfedilmiş bir şeyden türemiştir; gerçi o şey rüya-işinde hammadde gibi kullanılır, yani biçilir, yamulur veya bağlamından kopar. Yoruma başlarken bu tip sözlü tabirlerden yola çıkmak elverişli bir yöntemdir.
O halde kasabın ‘o artık temin edilmiyor’ sözü nereden kaynaklanmıştı? Cevap: Benden kaynaklanmıştı. Birkaç gün önce hastaya açıklamıştım: İlk çocukluk anıları ‘artık temin edilemez’ ve çözümleme esnasında ‘aktarımlar’ ve rüyalarla ikame edilir. Yani kasap bendim ve kadın eski düşünüş ve hissediş alışkanlıklarının şimdiki zamana aktarılışını reddediyordu.
Peki rüyada kendi söylediği ‘ben onu bilmem, almayacağım’ sözünün kaynağı neydi? Çözümlemek için bu söz ikiye bölünmelidir: ‘ben onu bilmem’ sözünü önceki gün tartıştığı aşçısına söylemişti; ama devamı da vardı: ‘terbiyesizleşme!’
Bu noktada bir kaydırma olduğu açıktı. Aşçıyla tartışırken başvurduğu tabirler arasında hafif kalanı seçip rüyaya sokmuştu. Oysa rüyanın geri kalanına yakışan söz baskılanmış olan diğeriydi: ‘terbiyesizleşme!’ Size münasebetsiz teklifler yapan ve ‘et dükkanını kapatmayı’ unutan birine böyle demeniz uygun düşer.
Sebzeci olayındaki imalar da bu yorumu teyit ediyordu. Paketlerle (‘uzun paketler’ dedi hasta sonradan) satılan siyah sebze olsa olsa kuşkonmaz ile siyah turpun rüya-bileşimidir. Kadın veya erkek kafası çalışan herkes kuşkonmazın ne olduğunu anlar. Diğer sebzeyse bir sesleniş gibi okunabilir:
Siyah turp: Schwarzer Rettich: Schwarzer, rett’ dich!: Zenci, kendini kurtar!
Bu da yine en başta kuşkulandığımız cinsel konuya işaret eder, yani rüyayı yorumlamak için kapalı et dükkanından yola çıkmamızı haklı çıkarır. Bu noktada artık rüyanın tam anlamını sorgulamamıza gerek kalmamıştır. Anlamlı olduğunun ve pek de masum olmadığının netleşmesi yeterlidir.
Dipnot: Merak edenler için açıklayayım: Bu rüyanın altındaki düşlem, benim ona terbiyesizlik etmem (cinsel kışkırtma) karşısında hastanın kendini savunmasıdır. Bu yorum size inanılmaz geliyorsa hatırlatırım: Histerik kadınlarla bu tip iddialar yüzünden mahkemelik olan sayısız hekim vardır. O vakaların bu kadından tek farkı rüyada saklanan düşlemin aynısının kılık değiştirmemiş bir hezeyan halinde bilince çıkmasıdır.
(sonrası: Yok sağol değmez)
Rüyaların Yorumu
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Not: has-et (iğdişten sonra “artık bulunmayan” fallus) penis hasetini düşündürür: ‘has et isterim denk mal kabul etmem!’ (denkmal = anıt) Lacan’ın anlattığı psikotik vakada da ilişkili çağrışımlar vardı:
— I’ve just been to the butcher’s.
— Sow!
Bkz “Futurology or Suturology: How your future seems or what your suture seams” – IBF
geister!
wahr sein.
wahr seiende!
denkmal wahr seiende.
göster!
varsayın.
var sayende!
denk mal var sayende.
ruhlar!
sahi oluş.
sahi varlık!
anıt sahi varlık.
Bkz “Perde namevcudiyetin putudur” Jacques Lacan






























Geri bildirim: Ahmakina — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Perde namevcudiyetin putudur — Jacques Lacan | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yok sağol değmez — Sigmund Freud | YERSİZ ŞEYLER