Sevginin içini açabilseydik orada şunları bulurduk:
1) Beni bana hediye etmeni istiyorum.
2) Seni sana hediye etmek istiyorum.
Ama hediyeye hiç beklemeden mukabele ederseniz yeni bir hediye vermiş olmazsınız, size gelen hediyeyi iade etmiş olursunuz. O halde iki taraflı ben-sen devresi kapatıldığı zaman sevginin aslında hediye talebi değil iade talebi olduğu anlaşılır:
3) Seni sana hediye edişimi bana iade etmeni istiyorum.
İşte bu yüzden “Seni seviyorum” diyene “Ben de seni” dememek, öylece bakmak veya teşekkür etmek incitici olur, zira sevenin iade talebini inkar etmek, onun ruhsal-maddi varlığını inkar etmektir.
Fakat eğer sevmek bir hediyenin iade edilme talebiyse, ben-sen devresi simetrik olduğuna göre, ilk verilen şey de bir hediye olamaz, olsa olsa daha önceki bir hediyenin iadesi olabilir. Bu düzeye inince şunlarla karşılaşırız:
4) Beni bana iade etmeni istiyorum.
5) Seni sana iade etmek istiyorum.
Bu düzeyde artık iadesi istenen hediye aşıklar arasında dolaşan sevgi işaretleri değildir, bizzat aşıkların kendi ruhsal-maddi varlıklarıdır. Her insanoğlu/insankızı anne-babasının dünyaya verdiği bir hediye olduğuna göre aşkın bir hediye dolaşımı değil de aşıkların birbirlerini birbirlerine iade talebi olduğu anlaşıldıktan itibaren sevgi ben-sen devresinden çıkar ve ailevi bir bağlama doğru yayılır. Bu iki taraflı iade sürecine ölü veya diri bütün akrabalar dahil olurlar. Düğün bu bakımdan cenaze gibidir, dünyaya getirdiğiniz çocukları evlendirdiğiniz zaman onları size emanet eden evrene gerisingeri iade etmiş gibi olursunuz.
Tabi işler bununla bitmiyor. Ben-sen devresini bu düzeyde yeniden kendi içine kapatırsanız, bu sefer iadenin iadesi talebi gündeme gelecektir:
6) Beni bana iade edişini sana iade etmek istiyorum.
Bu düzeyde artık sevginin sevgisiz kalbine ulaşırız. Sevgi sevgi olamaz, çünkü iade etmeniz istenen hediyenin ne olduğunu asla tespit edemezsiniz. İadesi istenen hediye sevgiliye sunduğunuz bir şey olamaz, o hediye bizzat sizin kendi ruhsal-maddi varlığınız da olamaz, bu gerileme sonsuza dek sürer; o hediye olsa olsa evreni başlatan Büyük Patlama olabilir. Fi/φ tarihinden beri hepimizi sarmış bulunan Yadigar Südur sevgisizliğe sevgi izlenimi veren haledir (aura). Asıl varlığımızı oluşturan şeyse etrafımızı saran yadsımanın yadsınması (iadenin iadesi) zarıdır [1].
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Ay yarıktır: Kapsam, Saklam, Bağlam”, “Kainatın Ufkunu Kaplayan Gürültü: Yadigar Südur”, “Simgesel Dünyanın Zarı: Yadsımanın Yadsınması”






























Geri bildirim: İadenin İadesi — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yerçek — Rammstein | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Loveless Heart of Love: Bestow me to me! Repay me to me! — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: İnkârcı Katlanma ve İkrar Zarı: Baş-kası, Ar-kası, Hır-kası (1) — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İnkârcı Katlanma ve İkrar Zarı: Baş-kası, Ar-kası, Hır-kası (2) — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sema Arzda Tezahür Etmelidir: Semantiğin Antikarzı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Slavoj Žižek: Sapkın Kılavuz Sinema | YERSİZ ŞEYLER