🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️
Lacan’da Aşk kitabında Bruce Fink aşk üçgenlerinden söz eder. Üç kişi arasında aşk üçgeni yaşandığını düşünelim:
A, B, C
A B’yi çok severmiş gibi davransa da A’yı asıl uğraştıran konu B’nin C’ye olan ilgi ve alakasıdır. Yani A’nın bilinçli niyeti B’ye yönelse de bilinçdışı arzusu C’ye yöneliktir. Bu yüzden A B’ye “Sen benimsin canım” dediğinde eğer B A’nın sözüne riayet edip C’yi bir kenara koyarsa A’nın bilinçdışı arzusu boşa düşebilir ve A’nın B’ye duyduğu ilgi kaybolabilir.
Böyle bir denklemde eğer A nispeten eril ve obsesif bir kişilikse C’yi B’den yoksun bırakarak C’ye karşı galip gelmeye çalışıyordur, yok eğer A nispeten dişil ve histerik bir kişilikse B merceğinden bakınca C’de beliren farkı kendi arzusunu işleten bir motor yapıyordur.
A’nın bu iki mekanizmaya aynı anda başvurması da gayet olasıdır: C’nin farkı ile harekete geçmek ve C’ye galip gelmeye çalışmak arasında kolayca geçişkenlik olabilir, yerine göre bunlar birbirinin amacı veya aracı olabilir, birbiriyle yer değiştirebilir.
Hatta denebilir ki histeriyle beslenen obsesyon daha da obsesifleşir ve benzer şekilde obsesyonla beslenen histeri daha da histerikleşir. Bunlar cinsel evrimleşmenin insanlık türümüze bağışladığı azizliklerdir.
Şimdi gelin “Özel olan politiktir” şiarıyla bu modeli özel alandan kamusal alana taşıyalım. Demokratik siyaset üçgeni üç unsurdan oluşur:
Muhalefet, Halk, İktidar
Muhalefet halka şöyle diyordur: “Canım, hayatım, sana bayılıyorum, senin için dağları delerim, gerekirse sabah akşam nöbet tutarım (sandık başında veya oy çuvallarıyla vb.), sen mutlu olasın diye herşeyi göze alırım, yeter ki uzattığım eli tut, yeter ki bana evet de…”
Muhalefet hem halkın gönlünde taht kurup iktidara karşı galip gelmeyi amaçlıyordur (eril/obsesif boyut), hem de iktidara nispetle kendi arzusunu gazlayarak (ideoloji üreterek) hayata daha sıkı tutun(dur)mayı amaçlıyordur (dişil/histerik boyut).
Demokratik siyaset üçgeni klasik Ödipal duruma benzer: Muhalefet kendini ispatlamaya çalışan çocuktur, halk onun ilgisine muhtaç olduğu annesidir, iktidar ise hayatın gerçeklerini temsil eden baba rolünü oynar, elindeki fallik gücü sallayarak halkın ilgisini kukla gibi oynatır, bu yolla hem halkı hem de muhalefeti iğdiş eder.
Muhalefet halk karşısında çocuk rolünden sıyrılıp iktidarı çocuk rolüne sokabildiği ölçüde başarılı olur. Eğer seçimi kazanırsa iğdiş eden baba rolünü bu sefer o devralacaktır.
Hem muhalefeti hem de iktidarı bu üçgene bağlayan temel varsayım halkın/annenin/kadının yekpare olmasıdır. Eğer “halkımız” yekpare değilse, “halklar” varsa, yani annenin/kadının/öznenin arzusu bölünmüşse, bozunmuşsa, dağılmışsa, açılıp saçılmışsa, ne iktidar güç gösterisi yapabilir, ne de muhalefet kendini ispatlayabilir.
Bu yüzden bir taraf halka bakıp “cumhur” görür, öbür taraf halka bakıp “millet” görür, ikisi de halkın halk oluşunu ve dolayısıyla halklar oluşunu göremez, yani “Halk halktır” cümlesinde birden fazla halkın mevzubahis olduğunu kabullenemez.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Demokrasiye! Dem yok Raziye!






























Geri bildirim: Başlandırıyorum — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bakış Açısı (Görme Duyusu) ve Dinleme Açısı (Duyma Görüsü): İki Kişi Bakışırken Üçüncüye Beklemek Düşer — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kukla Rejimi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER