Kantçı Yücelik — Slavoj Žižek

Kantçı Yücelikte, deneyimde duyumsanan kaosun sınırsızlığı (azgın kasırga, nefes kesen uçurum) Akıldaki saf Fikrin önsezisini uyandırır: o Fikrin Ölçüsü öyle engindir ki deneyime ait nesnelerin hiçbiri, doğanın en vahşi ve kudretli güç gösterisi bile onun yanına yaklaşamaz (burada ideal düzenin Ölçüsü ulaşılmaz Fikre aittir, biçimsiz kaos ise duyumsanan deneyime aittir) (Negatifle Oyalanmak)


Doğanın ve kainatın en şiddetli “felaketleri” bile tekinsizlik bakımından insanın kendi tekinsizliğine kıyasla solda sıfır kalır: İnsan oluşların ortasında durur, oluşları temsil eder, oluşun unutulmasından oluşur, öyle ki insana göre aşinalık başıboş bir dolanımdır/yanılgıdır, insan kendi işiyle gücüyle o aşinalığı doldurmaktadır. Aşina olmayanın tekinsizliği aslında insanın özünde bir felaket olmasında yatar – bu tersyüz insanı sahici özden uzaklaştırır. Oluşların ortasındaki tek felaket insandır. (Heidegger, Hölderlin’in İlahisi ‘Der Ister’)

Bunu gören bir filozof ister istemez Kantçı Yüceliğe örtük atıf yapıldığını fark eder: nasıl ki Kant’a göre doğadaki en şiddetli patlamalar bile ahlak Yasasının gücüne kıyasla solda sıfır kalıyorsa, Heidegger’e göre de doğanın ve toplumsal yaşantının en şiddetli felaketleri bile bizzat insan dediğimiz felakete kıyasla solda sıfır kalır.
(Kukla ve Cüce)


Kantçı Yücelik: feda edilen ampirik/patolojik nesnelerin sonsuz sayıda oluşundaki aşırılık, uğruna feda edildikleri Şey’in muazzam ve kavranamaz boyutunu negatif [dolaylı, örtük, imalı] bir yoldan idrak ettirir.

Kantçı Yücelik mefhumu: ampirik bir nesne/olay, numenal Fikri temsil etmeyi beceremediği ölçüde, fenomen-ötesi bir Fikir uyandırır; mesela fırtına ve deprem gibi aşırı doğa olayları bütün görkemlerine rağmen numenal özgürlüğü hakkıyla temsil edemez ve şu mantığı düşündürür: “Doğa bile en kudretli anında benim özgürlüğüme kıyasla sonsuz küçük kalıyor.”
(Kırılgan Mutlak)


Kant’ta yücelik etkisinin sebebi doğanın şiddeti ile numenal ahlak yasasının sağlamlığı arasındaki uyumsuzluktur: doğa en güçlü anında bile numenal kuvveti hakkıyla temsil edemez.
(Cinsiyet ve Başarısız Mutlak)


[Kantçı Yücelik] yalnızca doğanın en büyük şiddeti yoluyla deneyimlenir, doğadaki kuvvetlerin kaotik patlamalarının olumsuz [dolaylı, örtük, imalı] yanı olarak belirir.
(Kayıp Davaları Savunarak)


Rönesans düşüncesinin karakteri hümanisttir ve yaratılışı taçlandıran insanın mahluklar zincirinin en yüksek halkası oluşunu kutlamaktadır, asıl modernlikte ise insan imtiyazlı yerini kaybeder ve gerçekliğin herhangi bir öğesine indirgenir – bu imtiyaz kaybına da öznenin belirişi eşlik eder: özne gerçekliğin tözlü bir parçası değil, maddesiz saf bir boşluktur [“Düşünüyorum öyleyse varım” kastediliyor]. Kantçı yücelik işte bu ayırıyı/çatlağı zemin alır: insanın (doğanın bir parçası olarak) doğadaki kuvvetlerin güç gösterisine maruz kaldığında yaşadığı acizlik ve hiçleşme, olumsuz [dolaylı, örtük, imalı] bir yoldan, insanın numenal ve etik bir özne olduğu için daha üstün olduğunu düşündürmektedir. Darwin’in keşfinde katlanılmaz gelen şey buydu: insanın doğadan evrimleşmiş olması değildi, bu evrimin karakteriydi – kaotik ve ereksiz olmasıydı, “zihnin dünyaya uyumlanışı” ile alay etmesiydi.
(Paralaks)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

2 Yorum

Filed under Çeviri

2 responses to “Kantçı Yücelik — Slavoj Žižek”

  1. Geri bildirim: Doğa ve Fikir: Üçgen ve Daire — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Erbaba Afrası — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER