Devam etmelisin. Devam edemiyorum. Devam edeceğim.
(Samuel Beckett, Adlandırılamaz)
Geleneksel sanat ile modern sanat arasındaki kırılmayı tespit etmenin en aydınlatıcı yollarından biri bunlar arasında “kaybolan aracı” rolünü oynayan bir resme atıf yapmaktır: Gustave Courbet’nin ünlü/bednam L’origine du monde (dünyanın kaynağı, insanların kökeni) eserinde utanmazca açılıp saçılmış, çıplak ve uyarılmış başsız bir kadın gövdesinin cinsel organı tasvir edilmiştir; bu resim yüz sene ortadan kaybolduktan sonra pek münasiptir ki Lacan öldükten sonra onun eşyaları arasında bulundu. L’origine geleneksel gerçekçi resimlerin çıkmaz sokağı olur, bu resimlerin nihai nesnesi (asla doğrudan ve tam olarak gösterilmese de hep ima edilen, en azından Albrecht Dürer’in Verweisung‘undan beri örtük bir atıf noktası olarak hep mevcut olan) elbette eril arzu ve bakışın nihai nesnesi olan çıplak ve aşırı cinselleştirilmiş kadın bedeniydi…
Çıplak kadın bedeni tam da temsil edilemez olduğu için ifşası ilelebet ertelenerek temsiliyetin nihai ufku işlevi gören imkansız nesnedir – yani Lacancı ensest Şeydir. Daha sonra bu yokluk, Şeyin Boşluğu, güzel ama çırılçıplak olmayan kadın bedenlerinin “yüceltilmiş” imajlarıyla doldurulur — bu bedenlerle O arasındaki asgari mesafe hep korunur. Ama geleneksel resmin en mühim konusu (veya altında yatan yanılsama) “asıl” ensest çıplak bedenin yine de keşfedilmeyi bekliyor olduğudur – yani geleneksel gerçekçiliğin yanılsaması betimlenen nesneleri sadakatle tasvir etmesinde değildir, doğrudan tasvir edilen nesnelerin arkasında [1] mutlak Şeyin durduğuna inanmasındadır, erişimi önleyen engel ve yasakları yıkabilseydik ona sahip olabileceğimize inanmasındadır.
Courbet’nin burada becerdiği iş, radikal yücelik bozumudur (desublimation, bayağılaştırma): risk alıp sonuna kadar gitmiş ve önceki gerçekçi ressamların çekinik bir atıf noktası olarak ima etmekle yetindikleri şeyi doğrudan tasvir etmiştir – bu işlemin sonucu elbette (Kristevacı tabirle) yüce nesnenin alçaltılması ve tersyüz edilmesi oldu, tiksindiren ve iç bulandıran atıksı bir balçığa dönüşmesi oldu. (Daha doğrusu Courbet yüce ile atıksıyı ayıran muğlak sınırda barınmaya devam etti [dev-am: encore]: L’origine‘deki kadın bedeni erotik cazibesini hiç kaybetmez hatta insanı tiksindirmesi fazla çekici olduğu içindir.) Böylece Courbet’nin jesti bir çıkmaz sokak olur, geleneksel gerçekçi ressamlığın çıkmaz sokağı olur – ama onun bu şekilde geleneksel ve modernist sanat arasında “aracılık” etmesi şarttır – modernist “soyut” sanat ortaya çıkacaksa “zemini temizlemek” için Courbet’nin bu jesti başarılmak zorundadır [ç.n. önce kabasını alacaksın ki sonra ince işlere girebilesin].
İlelebet namevcut kalacak “gerçekçi” ensest nesneyi ima etme oyunu Courbet’yle birlikte sona ermiştir ve yüceltim yapısı çökmüştür; modernizmin vazifesiyse yüceltim matrisini (Şeyin Boşluğu ile onu dolduran nesneyi ayırt eden asgari ayırıyı/çatlağı) bu “gerçekçi” kısıtlamanın (resmin aldatıcı yüzeyinin arkasında ensest Şeyin gerçekten mevcut olduğu inancının) dışına çıkarak yeni baştan kurmaktır. Başka bir deyişle, Courbet’yle birlikte yüce görünüşün arkasında hiçbir Şey olmadığını öğreniriz – yüce görünüşü kırarak Şeyin kendisine ulaşmaya kalkışanların bulacağı tek şey atıksılığın boğucu bulantısıdır; o halde yüceltimin asgari yapısını yeni baştan kurmanın tek yolu doğrudan Boşluğun kendisini sahnelemektir, Şeyi Boşluk-Yer-Çerçeve olarak sahnelemektir, bu Boşluğun arkasında saklı bir ensest Nesne olduğu yanılsamasını terk etmektir. Şimdi Malevich’in Kara Kare‘sinin bir modernizm şaheseri olarak ne bakımdan L’origine‘in karşıtı (veya tersyüzü) olduğunu anlayabiliriz: Courbet’de Açıklığı ([yüce] nesnelerin belir[ebil]diği Boşluğu) infilak ettirebilecek ensest Şeyin kendisini buluruz; Malevich’te ise onun tam karşıtı vardır, yüceltim matrisi en temel haline indirgenmiştir, önplan ve arkaplan arasındaki mesafenin işaretlenmesi olmuştur, tamamen “soyut” bir nesne (kare) ve onu içeren Yer arasındaki mesafenin işaretlenmesi olmuştur. Modernist resimde “soyutlama” demek ki nihai “somut” nesnenin (ensest Şeyin) aşırı mevcudiyetine verilen bir tepki sayılmalıdır, zira o Şey yüce olanı tiksinçleştirir, atıksı aşırılığa dönüştürür.
Kırılgan Mutlak’tan
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
[1] ç.n. Süregiden arlanmanın arkasında arsızlık devam eder, arsızlık kendini ifşa ettiği zaman da (veya başkasını ifşa edeceğim diye kendi baş-kasını ifşa ettiği zaman da) arlanma devam eder, işte bunlar hep ar-kasımızı çalıştırır. Bkz “Bitirmek başlandırmaktır: Spor olsun diye yaşama egzersizleri veya saadet zincirinin prangasını sökmek”
Ek-sik dev-am eder: “Eksikliği dolgulayan ek-Bir (le plus-Un)” Slavoj Žižek, “Amerikan Rüyasının altında yatan Avrupai eksiklik”































Geri bildirim: Amerikan Rüyasının altında yatan Avrupai eksiklik — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Eşik Başı: Geçemezsin! Nayır, nolamaz! — Michael F. Haspil | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Erbaba Afrası — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Eksikliği dolgulayan ek-Bir (le plus-Un) — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yerçek — Rammstein | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dil Altın, El Altın, Bel Altın — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Çekim Alanları — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: annetöz/ammetöz | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ekhona — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kurama Direnen Yaşam, Yaşamı Noktalayan Kuram — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Introducing Neo-pastoral Anti-art: Against the Carnalist Vagina Dentata of Art’s Potted Carnivorous Plants – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Neo-pastoral Anti-sanat’a Giriş: Sanatın Saksıdaki Etçil Bitkilerinin Karnal Dişli Amcığına (vagina dentata) Karşı | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER