Hakim ve hekim arasındaki temel farkı tık tık fıkralarıyla (knock knock joke) sahneleyelim:
(Tık tık) / Kim o? / Hakim! / Ha? Kim? / Ha denmez efendim denir!
(Tık tık) / Kim o? / Hekim. / He… Kim? / He he benim bendim!
Hakimin çıkagelmesi muhataplarda şaşkınlık yaratarak ifa edeceği yargılama gücünün tesir edeceği yeri açar [1]:
Ha? O da nesi? / Efendim? Başka emrin?
Hekim ise bedeni sağlıklı kılan pozitif işlevle tanımlandığı için sisteme kaydedilip zorunlu hizmet ve “hep müşteri haklıdır” parantezine sokulabilir:
He… Evet tabi! / He he… Oldu paşam!
O yüzden “gerekirse” nöbetler sınırsızca sündürülebilir veya muayeneler üç dakikaya sıkıştırılabilir:
Benim bendim:
1) Kısıtlama bana uygulanır.
2) Şimdi benim… Demin bendim.
3) Tanınamadım: Benim ben!…dim
Sonuçta bu sınır tanımazlık hakimin hekime “giderse gitsin” demesine ve hastanın hekimi şiddete maruz bırakmasına varır. Bu da bizi politik alandaki “helalleşme ve hesaplaşma” konusuna getiriyor [2]:
1) Helalleşmenin amacı sap gibi ortada kalmamaktır.
2) Hesaplaşmanın amacı lal olup köşeye çekilmemektir.
Ama bunları kombin yaparsanız aynı anda hem sap gibi ortada kalırsınız hem de lal olup köşenize çekilirsiniz. Bu bileşimin güvensizliğe varmasının nedeni her iki kavramın da “he…” parantezinde kalması ve “ha?” boyutunu inkar etmesidir, yani “fazla göze batmayıp pozitif yaklaşalım” derken gene bütün işi hekimlere yıkması ve hakimleri temize çıkarmasıdır. İnkardan ikrara geçerek hakimlere de tesir edecekse “helalleşme ve hesaplaşma”ya iki kavram daha eşlik etmelidir:
1) Halilleşme: Sadakat ve yoldaşlık
2) Hasipleşme: Saygı ve kıymet bilme
Kurduğumuz bu çerçeve halk destanı kahramanı Hekimoğlu’nu akla getirir. Yöresel hakimlere kafa tutan Hekimoğlu’nun simgesi “aynalı martin” aynalı bir tüfektir. “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” dense de bu tüfeğin diğerlerinden farkı ışık yansıtarak rakibin gözünü kamaştırmasıdır. Yunan mitolojisinde ayna aksiyle büyülenen Narkissos’u düşünürseniz denebilir ki “aynalı martin” hasımların hiperego dürtülerini onların aleyhine çevirebilmek demektir.
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Muhataplık ve Dört Söylem”
[2] Bkz “Helalsap ve Hesaplal”
#SağlıkçıSağolsun
Bkz “Etiği senin kemi benim! Kim er ha? Maskeli balo ve onun sahte yüzleri”






























Geri bildirim: Erişimiznu — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Etiği senin kemi benim! Kim er ha? Maskeli balo ve onun sahte yüzleri — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Buyrun bayan! : Eleştirel Beyefendinin Şampiyonluk Kulpası — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Polis, Hekim, Hakim, Avukat — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hatice mi Netice mi? Sal gitsin! — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Aşilliğin onda dokuzu topuklamaktır | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Narsızlık etmeyin! | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yedi Felek Alkımı | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bulmaz Keli Balon (Yaradan ötürü) ~ Yeni Türkü | YERSİZ ŞEYLER