Adorno: Öğrenç! Bu da bize ders olsun! — Işık Barış Fidaner

Elis Şimşon Punctum’daki Adorno yazısında umutsuzlukla dolaylanmaya mecbur kalan umuttan, olumsuzlukla dolaylanmaya mecbur kalan olumlamadan bahseder [1]. Bu mecburiyet hissiyatının en yalın halini nerede buluruz?

Başınıza gelen bir olumsuzluk üzerine kendi kendinize şöyle dediğinizi farzedin:

Bu da bana ders olsun!

İnsana bunu dedirten ruh hali nasıl okunmalıdır? İhtimalleri sayalım:

— Kaderin cilveleriyle barışık olmak mıdır? Sevfelek (amor fati) midir?
— Yoksa koşullara teslimiyet midir? ‘Mazallah dikkat edeyim!’ midir?

— ‘Bunu hak ettim’ mi demektir? Özeleştirel bir içe kapanma mıdır?
— Yoksa ‘Bunu hak etmediğimi ispatlayacağım’ iddiasıyla öne atılmak mıdır?

— ‘Challenge accepted!’ diye okunabilir mi? Eğer evetse:
— Feleğin meydan okumasına kafa tutmak mıdır?
— Yoksa bir sakatlanma durumunu kabullenmek midir?

— Pratik anlamda bir vazgeçiş sayılır mı? Öğrenilmiş çaresizlik midir?
— Aksine yeni bir pratiği benimsemek midir? Öğrenilecek bir çare midir?

— Teorik anlamda bir ileri adım sayılır mı? Öğrenmenin bir çaresi midir?
— Aksine önceki teoriyi terk etmek midir? ‘Öğrenilmiş çare’sizlik midir?

Mevzubahis ruh halinde pay sahibi olabilen bütün bu saydıklarımızı içeren muğlak olumsuzluk bölgesinin tamamını yeni bir terimle adlandıralım: Öğrenç.

Adorno yaşadığı dünyanın kötülüklerini ne kadar derinden hissetmişse kendini o kadar öğrenç hissetmişti, biz de o umutsuz metinleri okudukça onun çeşitli konularda duyduğu öğrençlere ortak oluruz, yani kitabında alt alta dizilen her aforizmada anlattığı fenalıkları ayrı ayrı idrak ettikçe onunla birlikte kendi kendimize her seferinde bir kez daha şöyle deriz:

Öğrenç! Bu da bize ders olsun!

İşte bu öğrençlik hissi, şahit olunan iğrençliğin “menzilinin dışında duran, bir milim bile olsa dışında duran” bakış açısıdır [2]. Bu hissin hangi hallerde insanları ne kadar ve ne bakımdan umutlu veya umutsuz kıldığına dair herhangi bir beyanım olmayacak çünkü duyduğunuz her öğrenç size aittir ve biriciktir. Hele ki öğrenç espriler yapıldığı zaman işitme mesafesinde bulunan herkes o espride başka bir öğrençlik duyabilir.

minima moralia: minimal moral of the story: asgari bir kıssadan hisse çıkarmak

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Bir Milim Bile Olsa: Adorno, Eleştiri ve Umut” Elis Şimşon

[2] Bkz “Arzuyu yönelten nesne-sebep (objet a) ve arzuyu bulandıran iğret-illet (abject)” Slavoj Žižek

6 Yorum

Filed under Şey