Bela arayan eleştiri mi yoksa semptom okuyan analiz mi? — Işık Barış Fidaner

Ülkemizin şanlı tarihinden bir yaprak gibi anlattığı eleştirmen Adnan Benk’ten “övgüsünü sakınmayan” Fatih Altuğ Punctum’daki yazısında eleştiri eyleminin başarı kıstası olarak “huzur bozma / bela arama” ilkesini öne sürer [1].

Bu pek şanlı eleştirel akıl yürütmenin yaslandığı soyutlamanın aleladeliği ne yazık ki biz okurları pek şaşırtmaz:

Huzurlu/belasız/kolay/aşina/ezberci olana karşı huzursuz/belalı/zor/yabancı/yenilikçi olanı seçmek.

Anlaşılan nasyonal mazimizden çekip alınmış bu halis kıstas moda tabirle “konfor alanından çık!” buyruğundan ötesi değildir. Bu buyruğun nihai neticesinin “konfor alanından çıkış yolları piyasası” olduğunu biliyoruz.

Oysa yazarımız anlattığı şanlı tarihimizden biraz “övgüsünü sakınıp” bu ikiliği azıcık ötelemiş olsaydı ona analitik bir değer kazandırabilirdi:

Yuvanın emniyetine sığınmayıp semptomları okumaya hazır olmak: “Yuva” adına semptomu iptal etmemek [2].

Bu son ikiliği önceki ikilikle kıyaslarsak ne bakımdan incelikli olduğu kolayca ayırt edilir:

1) Yuvanın emniyetine sığınmanızın temel sakıncası “rehavete kapılıp kolaya kaçmanız” değildir, aksine gece gündüz ruhunuzu yormanıza yol açarak sizi bitkinleştirecek (nasyonal) obsesyonel savunmalara teslim olmanızdır.

2) Semptomları okumaya hazır olmanızın temel yararı “hiç çekinmeden belanızı aramanız ve olur olmaz huzursuzluk çıkarmaktan imtina etmemeniz” değildir, aksine bela sanılan şeylerin o kadar da belalı olmadığını anlamanız ve huzursuzluk uyandırabilen şeylerden o kadar da huzursuz olmamayı öğrenmenizdir.

Bakış açısındaki bu değişiklik yazıdaki diğer mühim yanılgıları da düzeltmeye olanak tanır:

1) “Kültürel alanın aktörleriyle iyi ilişkiler kurmak” sorun değildir, asıl sorun onları birer müşteri gibi memnun etmeyi başarı kıstasına dönüştürmektir. Temel derdiniz onları memnun etmek olmadığı sürece onlarla sorunsuzca harika ilişkiler kurabilirsiniz, hatta onları eleştirmeniz bile şart değildir.

2) Aynı nedenle “ilkelerini uygulamak, beğenilerini vurgulamak” kesinlikle alakasız şeylerdir, şahsi beğenileri vurgulamak ilkelere riayet etmenin tam tersidir çünkü bir müşteri gibi memnun edilme talebi ilkesizlikle özdeştir.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Adnan Benk’in Eleştiri Eylemi” Fatih Altuğ

[2] Bkz “Düz Mantık ve Diyalektik Mantık: Yuva ve Semptom”

4 Yorum

Filed under Şey

4 responses to “Bela arayan eleştiri mi yoksa semptom okuyan analiz mi? — Işık Barış Fidaner”

  1. Geri bildirim: Öğrenç — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Punctum Contra Punctum — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Punctus Contra Punctum — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  4. Geri bildirim: Sapkın Kılavuz İdeoloji: İkinci Toplantı | YERSİZ ŞEYLER