Gelenek ve Geçenek: Eleştirel Tarih ve Eşleştirel/Analitik Bağlam — Işık Barış Fidaner

Punctum’da Hüseyin Deniz Özcan’ın gelenek/tarih/eleştiri tartışması üzerine birkaç not düşelim [1].

Geçmişe ait olup geleceği karşılayan kültürel değerler toplamına Gelenek diyoruz.

Gelmişe ait olup geçeceği karşılayan kültürel değerler bileşimine de Geçenek diyelim [2]:

gecenek

Gelenek kendi Tarihsel Kapsamını oluşturan eleştirel bakıştır, “bugün hâlâ söz edilenler”in tarihsel gidişat ışığında (“böyle gelmiş böyle gider” vurgusuyla) temize çıkarılmasıdır, “tarihin dışına düşmeyip” uyumlanan tarafların Darwinci evrim sürecinde sağ/yekpare/bütünlüklü halde geleceğe varmayı başardıkları doğal seçilime benzer.

Geçenek kendi Bağlamını oluşturan eşleştirel/analitik duyuştur, ortada bırakılmış eksik/yarım/tamamsız/yaralı parçaları acıları yatışsın diye (“bu da gelir bu da geçer” vurgusuyla) birbiriyle eşleştirerek tamamlamadan/bütünlemeden kavuşturan, onları bitirmeden bitiştiren Sokratçı doğurgan çöpçatanlıktır, Darwinci evrim bakımından doğal seçilimden ziyade yapay seçilime veya cinsel seçilime benzer, yani bölgelerin/kapsamların değil kalplerin/hallerin “fethi/kazanımı”dır [3].

“Bana göre” tartışmanın bittiği değil, yalnızca başladığı yerdir.

Gelenek kendindardır (kendinde başlayıp kendinde biter), Geçenek kendinibütündür (kendinde başlar) [4].

Gelenek yanlı şanlamaların tarihsel birikimidir, Geçenek yanlış anlamaların bağlamsal öbürikimidir [5].

Gelenek perdeye hangi hayalin yansıtılacağı üzerine tartışmalardır, Geçenek o perdenin kendisidir.

Gelenek put dikiciler ve put kırıcılar arasında neyin sanal neyin gerçek olduğuna dair bir tartışmadır, Geçenek kendini her an bir kez daha kıran ölümsüz bir görcül/gerçel (virtual/actual) puttur [6]:

Namevcudiyet, örtünün üzerine resmedilir. Bütün perdelerin işlevi böyle tanımlanır. Perde kendi değerini, varlığını ve tutarlılığını tam da namevcudiyetin yansıtıldığı ve imgelendiği (farzedildiği ve resmedildiği) yer olmaktan alır. Denebilir ki perde namevcudiyetin putudur. (Lacan, Seminer 4)

Gelenek kural koyar, Geçenek ritüelleşir [7].

Unutmayalım ki “incilerinizi domuzların önüne atmayın” diyen İsa o domuzları eleştirmenizi veya onları kurallar/kriterlerle kısıtlamanızı önermez; muhataplarınızı hiç eleştirmeden sadece ayırt etmenizi önerir, aynı Freud gibi onları eleştirmeden analiz etmenizi önerir [8].

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Edebiyattaki Eleştiri: Henry Fielding” Hüseyin Deniz Özcan

[2] Bkz “Gelmiş ve Geçecek”

[3] Bkz “Sokratik Muhataplık ve Platonik Muhatiplik” Mikhail Bakhtin, “Dikiliş (Doğruluk Endişesi) ve Öz-dikişleme (Sahilik Kaygısı): Evrimsel Seçilim”, “Merdivenler ve Felsefe: Bağlam ve Kapsam”

[4] Bkz “Kendinibütün, Kendindar, Kendinsiz”

[5] Bkz “Yanlış Anlama ve Yanlı Şanlama”, “İçe Atılan Birikir, Dışa Atılan Öbürikir”

[6] Bkz “Perde namevcudiyetin putudur” Jacques Lacan

[7] Bkz “Ritüel, Kural, Plan”

[8] Bkz “Hülyalarını köpeklere emanet etme, incilerini domuzların önüne dökme” ~ İncil

12 Yorum

Filed under Şey