Büyükurgu Edebiyatı ve Bilimkurgu Edebiyatı: Ermişler mi muratlarına? — Işık Barış Fidaner

Begüm Kovulmaz ve Murat Erşen’in Radyo Punctum’daki Bununiyeokudukki no.01 programında gündeme gelen bilimkurgu edebiyatını fantastik edebiyattan ayırt etme sorunsalını ele alalım [1].

Lacan’ın dört Aristocu sebeple eşleştirdiği dört alanı anımsayarak başlayalım [2]:
1) Büyü etkili sebeptir: Yaşantılarımız nelerden kaynaklanır?
2) Din ereksel sebeptir: Biz insanlar niçin dünyadayız?
3) Bilim formel sebeptir: Gördüğümüz nesneler ve süreçler nelerdir?
4) Psikanaliz maddi sebeptir: Olup bitenler nasıl olup biterler?
Bu soruların hiçbirine nihai yanıtlar veremesek de sanki yanıt verebilmiş gibi yapmak için bu dört bilgi alanını oluştururuz.

Bilimkurgu edebiyatının bilim alanından beslenmesi gibi fantastik edebiyat da büyü alanından beslendiğine göre büyükurgu adını hak eder.

Bir bilimkurgu öyküsü olan bitenleri nesnel süreçler ve formel ilişkilerle detaylandırmalıdır. Bir büyükurgu öyküsünde ise yaşanan hadiselerin etkili bir sebepten kaynaklandığını beyan etmek yeterli olur; mitolojik masallarda olduğu gibi “X F yapabildi çünkü F süpergücüne sahipti” demek yeterlidir, sanki F(X) diye bir matematiksel fonksiyon tanımlarmış gibi.

Bilimkurgunun “gerçek bilim”den farkı formel detaylara duyduğu ilginin tekinsizlik (uncanny, Unheimlich) hissinden kaynaklandığını açıkça kabullenmesidir. Aslında “gerçek” bilim de tekinsizlik arzusundan güdülenir ama bilimciler “gerçek” statüsünde kalabilmek için tekinsizliğe duydukları tutkuyu inkar ederler.

Büyükurgu öyküsünde ise tutkuyu/arzuyu besleyen temel kaynak (bilimkurgudaki gibi tekinsiz formel detaylar değil) etkili sebebin doğal etkisiyle dünyaya gelen (doğan) iyi-zafiyettir, iyi-kazadır, insafsız feleğin yüzümüze gülmesidir (eucatastrophe) [3].

Bilimkurgunun deklare ettiği anafikri kurgusal gerçekliğin tekinsizliği olsa da, öykünün okura verdiği asıl keyif onu dış dünyadaki “daha gerçek” tekinsizlikten kaçırıp kurtaran bir avuntu olmasıdır, evcilleştirilmiş kurgusal/muhayyel bir tekinsizlik olmasıdır; işte bilimkurgu kendi ütopik/hayalperest avundurma işlevini açıkça ikrar edemez, yoksa bilim/kurgu dengesi bozulacaktır.

Büyükurgu öyküsü ise son kertede bir avuntudan ibaret olduğunu hiç utanmadan açıkça kabul ve ilan eder, mutlu sonla biten bir masal “onlar acaba gerçekten ermiş mi muradına?” (veya özne-yüklem uyumu gereği: ermişler mi muratlarına?) sorusuyla ilgilenmez.

dogurultu3

dogurultu6

dogurultu7

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Başka Başka Dünyalar: Bilimkurgu” Begüm Kovulmaz – Murat Erşen

[2] Bkz “Sayın uyaran! Dürtüler nezdinde pozitif bilim ve psikanaliz bilimi”, “Sebep-olan-hakikat: Büyü, Din, Bilim, Psikanaliz” Jacques Lacan, “Doğurultu”

[3] Bkz “Masallarda iyi-zafiyetle beliren sevinç (eucatastrophe)” J. R. R. Tolkien

12 Yorum

Filed under Şey