Motif: zevkanlamlı bilirti — Slavoj Žižek

Hitchcock filmlerinde ve Wagner operalarında bir dizi (görsel, formel, maddi) motif buluruz, onlara anlam veren bağlamlar değişse de bu motifler “aynen kalır”. Bu direşken jest ve motifleri nasıl okuyacağız?

Böylesi bir motife çok derin anlamlar barındıran Jungcu bir arketip muamelesi yapma ayartısına direnmemiz şarttır – Wagner’de havaya kalkan ellere ölmüşlerin canlıları tehdit etmesi anlamı yüklemek böyledir; Hitchcock’ta boşlukta sallanan kişinin diğerinin eline tutunmasına ruhsal düşüş ve selamet anlamı yüklemek böyledir.

Bu motifler anlama direnen işaretler düzeyindedir, onların zemini simgesel anlatı yapıları değildir: Onlar olsa olsa simge-öncesi çapraz-yankılaşım ilişkileri kurabilirler. Onlar imleyen değildir, meşhur Hitchcockçu leke de değildir, onlar on yirmi yıl önce bahsedilen écriture’ün öğeleridir (sinematik yazı).

Öğretisinin son yıllarında Jacques Lacan belirti (semptom) ile bilirti’yi (sinthome) ayırt etmişti: Bastırılmış bir anlamı şifreleyen belirtinin aksine bilirti belli bir anlam taşımaz; o olsa olsa yinelediği desenle temel bir keyfiyet matrisini cisimleştiriyordur (jouissance: aşırı zevk). Bilirti belli bir anlam taşımaz ama zevkanlam yayar (jouis-sense, enjoy-meant).

Joseph Stalin’in kızı Svetlana Alliluyeva’nın anlatımına göre Stalin’in ölürkenki son jesti, manidar bir kötücül bakışın ardından aynı Wagner’in son operalarındaki gibi tehditkarca sol elini kaldırmaktı:

Son anı gelmiş gibiyken [Stalin] ansızın gözlerini açıp odadaki herkesi süzdü. Ürkütücü bir bakıştı, aklı başında değildi, belki de kızgındı ve korkmuştu: hem ölümden hem de üzerine eğilmiş doktorların yabancı suratlarından. O bakış bir saniye içinde odadaki herkesi tarayıp geçti. Sonra kavranamaz ve korkunç öyle bir şey oldu ki bugün hâlâ unutamadım ve anlayamadım. Ansızın sol elini kaldırdı, sanki yüksek bir yerlere işaret edip hepimizi lanetliyormuş gibi. Asla kavranamayan bu jest ağır bir gözdağı veriyordu, kimi ya da neyi hedef aldığını hiçkimse bilemezdi. Bir an sonra, son bir gayretin ardından, ruhu teninden sıyrıldı.

Peki bu jest ne demekti? Bu sorunun Hitchcockçu cevabı şudur: Hiç! – ama boş bir hiç değildir bu, libidinal yatırımla doludur, keyfiyet şifresini cisimleştiren bir tiktir bu jest veya motif.

Ressamlıkta bunun en yakın eşdeğeri Van Gogh’ta sapsarı gökyüzü “olan” uzatılmış lekeler olabilir, veya Munch’taki sular ve çimen olabilir: Bu tekinsiz “ağırlık” ne doğrudan o renkli lekelerin maddesinden gelir ne de orada betimlenen nesnelerin maddesinden gelir; o tekinsiz “ağırlık” bir tür hayaletsi ara bölgede barınır, Friedrich Schelling buna ruhsal bedenlilik demişti (geistige Körperlichkeit).

Lacancı yaklaşıma göre bu ruhsal bedenliliğin maddileşmiş keyfiyet yani “tenselleşen keyfiyet” olduğunu tespit etmek kolaydır. O halde Hitchcock’un bilirtileri formel desenlerden ibaret sayılamaz: Onlarda belli bir libidinal yatırım da yoğunlaşmıştır.

Bu motif-bilirtiler Hitchcock’un yaratım sürecini de belirliyordu: Hitchcock bir senaryodan yola çıkıp onu sinematik ses-görüntü öğelerine tercüme etmiyordu. Daha ziyade kendi tahayyülüne dadanan bir dizi (genelde görsel) motiften yola çıkıyordu, ona kendini dayatan bilirtilerinden yola çıkıyordu; daha sonra onları kullanmasına vesile olsun diye bir anlatı inşa ediyordu.

Hitchcock’un filmlerindeki sinematik dokunun tözlü derişiminin, özgül zarifliğinin kaynağı işte bu bilirtilerdir: Onlar olmasaydı cansız formel bir anlatı kalırdı geriye. İşte Hitchcock’un bir “gerilim üstadı” olarak eşsiz bol dönemeçli senaryolar yazabilmesini övenler asıl bu mühim boyutu gözden kaçırır.

Fredric Jameson’a göre Hemingway belli (gergin, eril) tabirleri yazmasına vesile olsun diye seçiyordu kendi anlatılarını. Hitchcock’ta da aynen böyledir: O belli tipte sahneler çekmesine vesile olsun diye yazıyordu hikayelerini.

Hitchcock’un filmleri çağımıza dair isabetli ve komik yorumlar sağlasa da onu asıl ölümsüz kılan şey onun bilirtileridir. Onun filmlerinin hâlâ arzu nesnelerimiz olabilmesinin asıl sebebi o motiflerdir.

Semptomunun Keyfini Çıkar (yenilenmiş baskı)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Bilemeyebilgi, Bilmeyememe, Belirti, Bilirti”

5 Yorum

Filed under Çeviri