Gelişim ile üstatlığın gelişimi birbirine karıştırılıyor. Bu iş için iyi bir kulak lazım, müzik kulağı: üst-tattan anlarım, üst-ata binerim, kendi üst-adımım çünkü evren benim. Yerde kalan kanı derken bunu kastettim. Evren retoriğin çiçeğidir. Bu edebi ekho (yankı) ego’nun da retoriğin çiçeği olabileceğini bize anlatabilir; işte o çiçeğin yetiştiği saksı Freud’un ‘Lustprinzip’ dediği haz ilkesidir, bana göreyse o dırdırdan tatmin olandır.
İşte bilinçdışı dil gibi yapılanmıştır derken bunu kastediyorum. Tabi i’leri noktalayıp t’leri çizmem şart. Evren –’tamam’ ve ‘tamamsız’ gibi kimi kelimelerin kullanımını ve iki cinsiyete farklı uygulanışını vurgulamamdan artık anlamış olabilirsiniz– evren konuşmamız olgusuyla herşeyin hallettiği yerdir.
Burada bir William James mi çekeceğim? Neyi hallettiği? Sonunda sizi bu noktaya getirdiğim için (umarım) size cevabı söyleyebilirim: Cinsel ilişkinin bocalamasını hallettiği yerdir, eril tarzda.
Seminer 20
Türkçesi: Işık Barış Fidaner






























Geri bildirim: Mektubaşka — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER