Kariyeri boyunca Freud psikanalizde irdelenen üç ana öznel yapıya tekabül eden üç ayrı kurucu dışlama tespit edecekti:
1) Nevrozda bastırma mekanizması (Verdrängung)
2) Sapkınlıkta inkar mekanizması (Verleugnung)
3) Psikozda defterden silme mekanizması (Verwerfung)
Bu üç temel kurucu dışlama üç ayrı öznel yapıya tekabül eden üç ayrı ruhsal topoloji (düğüm) oluşturur; bu oluş tarzlarının üçü de biriciktir, aralarında bir hiyerarşi yoktur (Zupančič). Yani bu kurucu dışlamalar öznel yapılarla ilişkilenmenin yanısıra onların sebebi de sayılır, “öznenin varolmasının mümkünat koşulu” işlevi görürler (Fink)…
Freud “Yadsıma” (1925) makalesinde önbastırma ve ikincil bastırmayı iki tip muhakeme ile ilişkilendirir: Bunlar sırasıyla, atfeden muhakeme ile varsayan muhakemedir (SE XIX). Freud ayrıca önbastırma mekanizmasının işleyişini daha detaylı analiz ederek onun temelinde iki yapısal yordam bulunduğunu gösterir: kovuluş (Ausstoßung) ve ikrar (Bejahung)…
Bu ayrım sayesinde Lacan psikotik defterden silmeyi önbastırma sürecinde daha net tanımlar, onu Bejahung‘un karşısına koyar: “Verwerfung tam olarak ilk Bejahung‘a karşı çıkan şeydir” (É)…
Önbastırmada Bejahung‘un ikrarcı işlevi, devamında ikincil bastırmanın işleyebilmesi ve nevrotik öznel gerçekliğin inşa edilebilmesi için mühimdir. Bu yüzden Bejahung‘a karşı çıkıp onun ikrarcı simgesel işlevini kesintiye uğratan psikotik defterden silme, devamında ikincil bastırmanın işlemesini baltalar ve nevrotik öznel yapı yerine psikotik öznel yapının teşkil edilmesine yol açar…
“Psikotik defterden silme Bejahung aleyhinedir” diyen Lacan, defterden silmenin Bejahung‘un ikrarcı simgesel ürününü (Nam-ı Pir imleyenini) kökten dışladığını söylemiş olur.
Lacan’ın analizinden anlaşılır ki psikotik defterden silme sonradan devreye giren “tepkisel” bir mekanizmadır. Zira defterden silmenin işleyebilmesi için öncelikle ruhsal bir nesne Bejahung ile uyarılmış olmalıdır ki akabinde defterden silinebilsin (283). Lacan’ın Seminer 3‘te değindiği bir yapısal mesele de bunu destekler: Ona göre psikotik defterden silmede “özne bir şeyin onun simgesel dünyasına erişmesini reddeder, gerçi özne onu yaşamıştır” (12). Bizim tartışmamız bağlamında bunun anlamı şudur: Psikotik defterden silmenin işleyebilmesi için Nam-ı Pir‘in Bejahung ile “insanın gönlünde taht kurmasının” önceden “yaşanmış” olması şarttır; yani ancak Bejahung‘un tesirinin ardından psikotik defterden silme devreye girip onun ikrarcı simgesel ürününü (Nam-ı Pir imleyenini) kökten dışlayabilir…
Nam-ı Pir imleyeni, imletim yasasını yetkilendirerek imleyen-imlenen ilişkisinin tutarlılığını muhafaza eden simgesel düzeni başlatır. O yüzden Lacan bu imleyen defterden silinince bu örgütleyici işlevlerin baltalandığını ve simgesel düzenin bütünsel tutarlılığının tehlikeye düştüğünü söyleyince şaşırmayız: “bir tane imleyenin noksanlığı ister istemez özneyi imleyenler kümesini sorgulamaya itecektir” (203)…
Nam-ı Pir imleyeni defterden silinince psikotik özne simgesel düzendeki yetkilenme işlevinden mahrum kalır. Simgesel yasa ile yetkilenme olmayınca imleyenler zincirini bir arada tutup imleyişin tutarlılığını emniyet altına alan hiçbirşey kalmaz (197, 296). İmletici derişimin sistematik ve tutarlı bir tarzda imletim alanına anlam atfedebilmesi için dışlanması gereken ilk imleyen noksandır. Bu yüzden Lacan’a göre psikotik özne simgesel düzen olarak şöyle bir şeye maruz kalır: “söylem akışının duygusal derişimi, saçmakarışık bir derişimde beliren birimler, adalar, bir hayal, bir nesne, bir his, bir feryat, bir çağrı… bir sürem” (261). Bu simgesel derişimde “imleyen ve imlenen iyice ayrık bir tarzda kendilerini sunarlar” (268). Yani temel bir çıpalama noktası olmayınca imlenen “imletimin belirsiz kaypaklığında” kaymayı sürdürür ve istikrar kazandıran etkisini yitirir (É, 681).
İmleyenlerin bu saçmakarışık derişiminde yine de belli örgütleyici yasalar nasıl işleyebilir? Lacan’a göre Nam-ı Pir imleyeninin “insanın gönlünde taht kurmasıyla” simgesel yetkinin içselleşmesi olmayınca psikotik özne “bir nevi dışsal taklit yoluyla” (SIII, 251) mahrum kaldığı örgütleyici işlevi kısmen üstlenebilir. Yani psikotik özne dışarıda karşılaştığı dili ve davranışları taklit ederek simgesel yasayı imal edebilir. Simgesel yasanın imalatı öznelerarası gerçekliğe simgesel bir “tutunma noktası” görevi gören hayali bir eklenti sağlar (204). Bir miktar istikrar sağlasa da simgesel yasaya bu sınırlı uyumlanış simgesel düzenin tutarlılığını kırılgan halde bırakır ve bu denge insan ömrünün kimi dönüm noktalarında çöküverebilir (Vanheule, 2011, 50).
(sonrası: Simgeseldeki delik ve önfenomenler)
Otistik Özne: Dilin Eşiğinde (2020) kitabından
(parantez içindeki numaraları anlamak için kitaba bakınız)
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Bkz “Laf sal atası! Psikozda Nam-ı Pir defterden silinmiştir” Jacques Lacan, “Babanın Adı, Babanın Hayrı: Nam-ı Pir, Nah-ı Pir”, “Naman-ı Pir: Kanman İptir, Anlam: Al Nam! (les noms du père: les non-dupes errent)”, “Bastırma ve defterden silme” Jacques Lacan, “Mecaz Hakikatin Köprüsüdür, Mecaz-ı Mürsel Sahiliğin Elçisidir”, “Anlam-tanesi ile anlam-adımı”, “Adım ve Atım: Adım atımın atımıdır, Atım imletimdir”, “Taslama ve Tasavvuf: Deli, Dahi, Aziz”






























Geri bildirim: Simgeseldeki delik ve önfenomenler — Leon Brenner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Mektubaşka — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER