İstisnai Kadın figürünün eril düşleme ait olmasına Žižek bir zamanlar dikkat çekmişti [1]. Bu saf düşlemsel statüyü ben de sözde ‘Başka keyfiyete’ genişletmek isterim: Sözümona ‘Başka keyfiyet’ ne vardır ne de herhangi bir özellik taşır; Lacancıların kendi düşlem izlerini düşürdükleri bir tabirdir o olsa olsa. Zaten Lacan da ‘fallik keyfiyetten başka bir keyfiyet’ tabiriyle o sözde keyfiyetin (fol) yerini sadece düşündürmüştü, ayrı bir terim tahsis ederek o yere haysiyet atfetmemişti (en azından Encore‘da).
Žižek ta En Yüce Histerik‘te bu ‘Başka keyfiyet’in yokluğunu ilan etmişti ama yine de (encore) onun çelişkili bir tarzda geçinmesine müsaade etmişti:
Lacan Encore‘da başka keyfiyet formülünü üretir (fallik keyfiyetin başkası): “Bir başkası olsa(ydı), o olmaz/gerekir(di).” (Seminer 20)
Demek ki bu başka keyfiyet yoktur (çünkü Lacan’ın vurguladığı gibi sadece fallik keyfiyet vardır) ama yine de o bir özellik taşır, taşkın olmak hasebiyle yasaklanmış olmak özelliğini taşır: “Bir başkası olduğu foldur, ama bu onun ardından gelen cümleciğin sahi olmasına engel değildir, yani onun olmaz/gerekmesine engel değildir.”
Lacan burada sahiyi foldan çıkarsamaya müsaade eden mantık kuralına başvurur: Gerçek işte böyle “fol” bir şeydir, o kendisi varolmadığına göre sahiliği çıkarsamak için biz onu varsaymak zorunda kalırız. İmkansız bir şeyi yasaklamanın saçmantığını/paradoksunu şöyle çözeriz: İmkansızlığı varoluşa bağlarız, yasaklamayı özelliklere bağlarız. Gerçek varolamayacağına göre imkansızdır ama o yine de özellikleri bakımından yasaklanmıştır.
Bu pasaj kesinlikle çok zekice olmakla birlikte aynı mantık kuralının (maddi gerektirmenin) foldan folu çıkarsamaya da müsaade ettiğini gözden kaçırır. Şart fol olduğunda gerektirmenin neticeden hiçbir beklentisi kalmaz, artık onun sahi mi fol mu olacağını umursamaz.
Varolmayan ‘Başka keyfiyet’e sahi özellikler atfedebilmek için Žižek ‘onun ardından gelen cümlecik sahidir’ varsayımına razı gelmeyi seçer, oysa Lacan’a göre sadece ‘onun ardından gelen cümleciğin sahi olmasına engel değildir’ yani onun ardından gelen cümlecik fol da olabilir.
Yani Lacan’ın çıkarımında asıl ‘cümleciğin sahi olması’ değil, ‘engel değildir’ vurgulanmıştır, yani bu çıkarım ‘onun olmaz/gerekmesi’ hakkında bir yansızlık ifadesidir (‘umurumda değil’). Žižek bu ‘engel değildir’i yol temizliği gibi algılamayı seçer ve Gerçek varsayımı yapıp kendi ‘gerekli’ (‘durmadan yazılan’) sahiliklerini çıkarsayıp kendi yolunu izler, bu da kesinlikle hem strateji hem de uygulama bakımından çok zekicedir.
Ama bu ‘engel değildir’in asıl göndergesi ‘durmadan atlanan (yazılmayan)’ imkansızlıktır: ‘Başka keyfiyet’ ancak kendini hiç yazmayarak ve belirsizliğini muhafaza ederek (simgesel anlamda belirsizce yorumlanarak) fol bir yer tutabilir. İşte düşlemlerin çoğalıp serpilmesine müsaade eden bu belirsiz yeri tutan iz, Lacan’ın ‘olmaz/gerekir’ kelime oyunudur (qu’il ne faudrait pas).
Şimdi gelin bu kelime oyununa odaklanalım. Žižek ‘olmaz’ı yasaklamanın altında yatan imkansızlık diye yorumlar (bu yüzden Lacan’ı aktarırken typo yapar: shouldn’t be → couldn’t be). Ama çıkarımın odak noktasını ‘engel değildir’in yansızlığına geri döndürürsek, bu ‘olmaz/shouldn’t be‘ bir gayrimünasiplik izidir, edepsiz veya yakışıksız bir şeydir [2].
‘Gerekir’in göndergesi ölüm dürtüsüdür: İnsanların ölmeleri ‘gerektiği’ kesindir, bunun gibi dürtülerin şaşması ‘gerektiği’ de kesindir.
Bu iki yanı bileştiren ‘olmaz/gerekir’ dürtülerden çıkan herhangi bir yersizliğin izidir. Ayrıca eklemeliyiz ki bu kelime oyununun nihai göndergesi bu kelime oyununun kendisidir: (1) Lacan’ı dinleyen ve okuyanların kafasını karıştırdığı ölçüde ‘olmaz’ bir yersizliktir ve (2) Lacan’ın ‘gerektiğinden’ emin olduğu analitik dürtüsünden çıkar, şöyle demesindeki gibi: “Ben aramam, bulurum.”
Dahası, ‘Lacan’ imleyeni bu kelime oyunuyla aynı statüdedir: Lacancı angajman özneyi ‘olmaz’ yersizliklerle yüzleştirir; bunların ‘gerekir’ oldukları ise “Lacan’a da bu yakışır!” diyerek açıklanabilir. Her özel isim (hatta kavramsal terim) benzer bir işlev görebilir. Bu onu bir belirti/semptom yapar.
Seminer 20 kitabının indeksinde ‘Başka keyfiyet’ terimi için 17 sayfa listelenmiştir. İlginçtir ki listelenen sayfalar asıl mühim tabir olan ‘fallik keyfiyetten başka bir keyfiyet’i ve bu tabirin göndergesinin yok ve fol olduğunu alenen ilan eden sayfa 60’ı içermemektedir [3].
Listelenen sayfalarda onun yerine (o eksikliği telafi eden ‘bir başka tatmin’ olarak) Başkasının keyfiyeti (Başka cinsiyetin keyfiyeti) ve Başkasının bedeninin keyfiyeti atıflarını buluruz, Lacan bunların sevgi işareti olmadığını alenen ilan etmişti.
Okur herhalde artık anlamıştır ki Başkasının keyfiyeti ile ‘fallik keyfiyetten başka bir keyfiyet’ arasında hiçbir alaka yoktur. Birincisi epey gerçektir ama neticesizdir (sevgi işareti olmadığı vurgulanır) ikincisi ise foldur ama pek çok neticesi vardır (düşlemlerin kaynağıdır).
Ama insanlar (genelde erkekler, hep-değilse de) Başkasının keyfiyetinin sevgi işareti olmadığını boşvermeyi seçerler ve işte bu sayede ‘fallik keyfiyetten başka bir keyfiyet’ yine de hâlâ (encore) düşlemlerin çoğalmasına müsaade edilen çelişkili bir yer halinde geçimini sürdürür. Bu tuhaf (étrange) yer Lacan’ın bizi bıraktığı meleklenen yataktır (être-ange; “güvelenen” diye de okunabilir):
O halde ben sizi o yatakta kendi ilhamlarınızla başbaşa bırakayım. Dışarı çıkarken bir kere daha kapının üstüne yazayım ki oradan çıktığınızda o yatakta kovalamış olacağınız düşleri hatırlayabilesiniz. İşte kapıya yazacağım cümle: “Başkasının keyfiyeti,” büyük B harfiyle, “Başkasının bedeninin keyfiyeti, Başkasını simgeleyen bedenin keyfiyeti, sevgi işareti değildir.” (Seminer 20)
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Woman is One of the Names-of-the-Father, or How Not to Misread Lacan’s Formulas of Sexuation” Slavoj Žižek
[2] Sizi huzursuz eden, böcekleyen, böceyen (bug) bir şeydir, programlama böceği gibi. Bkz “Turing Makinesi ve Lacan: Yazma ve Durma”
[3] Bkz “Simgesel İstisna ile Gerçek İstisna”
özgüve






























Geri bildirim: The strange angel-making bed of ‘another jouissance than phallic jouissance’ — Işık Barış Fidaner – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Savaş-ya-da-Sıvış-ya-da-Seviş — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Žižek cehennem bölgelerini nasıl oynattı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Abject Bride — Sezen Aksu | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Dinamistik ve Dinamistiksel Belirginlik — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Ben ölende (İsa’cığım gelmiştir) — Led Zeppelin | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Asiye Nasıl Şaşar? Her nar önce psişede meleklenir — fıkra | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Eppur si muove: Bir teori çevirdim hâlâ dönüyor — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Agesilaus Santander — Walter Benjamin | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Redundans Delili Kurar; İspat Redundansı Temizler | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Fayda değilse yaramaz | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER