Theseus’un Gemisi: Kalbim Egeus’ta Kaldı — Işık Barış Fidaner

ege“Yeni maceralara yelken açalım!” deyimindeki gibi, yelken herşeye elçilik edebilir. Mecaz-ı mürselin en bilindik örneği odur: “Yüz yelkenli gemi” yerine “yüz yelken” denmesidir.

Mitolojide ise yelkenler feci bir iletişim kazasına yol açmıştır: Atina Kralı Egeus oğlu Theseus’un deniz seferinden memlekete dönmesini bekliyordu. Seferden önce baba-oğul mutabık oldukları kodlama sistemine göre:
1) Theseus eğer muzaffer olup sağ kalmışsa gemi direğine ak yelken çekecekti.
2) Yok eğer mağlup olup can verdiyse gemi direğine kara yelken çekilecekti.

Minotor’u yenip galip geldiği halde Theseus talihsiz bir sakarlık edip gemi direğine kara yelkeni çekti.

Gözlerini uzaklara dikip oğlunun gelmesini bekleyen Egeus ufukta beliren kara yelkenli gemiyi görünce kendi kendine şöyle dedi:

Demek ki oğlum ölmüş, ben yaşayamam!

Ve kendini deli dalgalara bırakıp can verdi, Ege denizinin ismi de bu efsaneden gelir.

Gördüğünüz gibi gemide oluşan tek bir fark, ak yelken yerine kara yelken, beden bütünlüğünün bozulduğu sinyalini iletmek için yeterlidir, aktarılan malumat asılsız bile olsa. Sahiliğe elçilik eden mecaz-ı mürsel işte böyle tek bir farktır (unary trait, özgül unsur) [1].

Belki de yelken rengindeki bu farklılaşma esprisini genişletmek adına antik felsefede Theseus’un Gemisi adında bir paradoks/saçmantık ortaya atılmıştır [2]: Theseus’un gemisini oluşturan bütün yapısal bileşenler birer birer sökülüp yerine ikameleri takılsa bile o yine de Theseus’un gemisi sayılabilir mi? Yoksa sonuçta oluşan yeni gemiyi “ikinci el”, “yan sanayi” veya “çakma versiyon” mu saymak gerekir?

Theseus’un Gemisi saçmantığını Kral Egeus’un bakış açısına tercüme edersek: Bir baba oğlunda bulduğu bütün bileşenleri başka şeylerle ikame etse bile onun kaybından sonra kendini avutabilir mi? Hatta bir oğlunu başka bir oğulla ikame etmesi bile mümkün olabilir mi?

Fakat asıl mesele başkadır: Egeus oğlunun öldüğünden nasıl bu kadar emin olabildi?

Kara yelkenin düşündürmesi gereken ihtimalleri sayalım:
1) Theseus Minotor’a yenilmiş ve can vermiş olabilir.
2) Egeus-Theseus arasındaki mutabakat bozulmuş olabilir.

Kara yelkenli gemiyi gören Egeus belirsiz bir duruma kısa bir süre tahammül edebilseydi oğluna kavuşacaktı:

Demek ki ya oğlum ölmüş ya da yanılmış, dur bakalım!

Demek ki Egeus’un asıl sıkıntısı bir bileşeni başka bir bileşenle ikame etmek veya bir oğulu başka bir oğulla ikame etmek değildir. Asıl sıkıntı baba-oğul mutabakatının bozulma ihtimalidir, yani nizamın yerini nizamsızlığın almasıdır. Oğul ölse bile baba-oğul mutabakatı asla bozulamaz. Demek ki Ege denizine adını veren Egeus’un temsil ettiği asıl acı, nizamsızlığa kesinlikle katlanamamaktır.

Sezen Aksu’nun şarkı sözünü ve yankılarını dinleyerek yazıyı bitirelim:

Kalbim Ege’de kaldı: Nizamsızlığa asla katlanamıyorum.

Kalbim Ego’da kaldı: Ben var ya ben! Nizamsız yaşayacağıma ölürüm daha iyi.

Kalbim Eko’da kaldı: Çevremizde dirlik nizam olması herşeyden daha önemlidir.

Kalbim Ekho’da kaldı: Olsun! Yankıları dinleyerek biz gereken nizamı bulacağız [3].

(sonrası: Ne zaman karadır? Nizam Ankara’dır! Memnunuz ki yerimizden dönenimiz yok seferinden!)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Mecaz Hakikatin Köprüsüdür, Mecaz-ı Mürsel Sahiliğin Elçisidir”, “Tek-yüzlü Bozuk Para Özgül Unsurdur”

[2] Bkz “Ship of Theseus” (Wikipedia)

[3] Bkz Narsızlık etmeyin! (özel sayfa)

Resmin ressamını bulamadım.

Yareme tuz diye yakamoz bastım:
“Analist sazlık yakamozudur” Jacques Lacan

egososyalist paradigma

13 Yorum

Filed under Şey