Bak-teri: bağırsakta yaşar bağırmasak da! — Işık Barış Fidaner

Rahatlayan bir insanda otonom sinir sisteminin hazzet-ve-hazmet (rest-and-digest) halinde olduğunu söylememiz insanlarda ruh halinin sindirim sistemiyle yakından ilintili olduğunu ima eder: Sindirim ne kadar iyi çalışıyorsa insan o kadar rahat eder [1].

Aynı nedenle ruhsal/düşünsel zorluklar bağlamında da “karın ağrısı” veya “hazımsızlık” gibi kavramlara başvururuz. Mühim kararlar alırken başvurulan ‘gut instinct’ (bağırsak içgüdüsü) İngilizcede yaygın bir deyimdir. Bunlar belki birer mecaz veya analojiden ibarettir ama neden daha fazlası olmasın?

Bağırsakta barınan bakteriler ürettikleri enzimlerle insanların sindirim sisteminde mühim bir rol oynar [2]. Herkesin bedeninde taşıdığı bu ekosisteme bağırsak mikrobiyomu denir. Ne kadar çeşitli gıdalarla beslenirseniz mikrobiyomunuz da o kadar çeşitlenir, üretilen enzimler çoğalır ve sindirim sisteminize güç kuvvet katar; daha az “karın ağrısı” ve “hazımsızlık” çekersiniz.

İşin ilginç yanı, birkaç yıl önce bilimciler bağırsağımızı “yuva edinen” bu bakterilerin “ikinci ev” olarak beynimizde de barındığını gösteren bulgular elde ettiler [3]. Beynimizde ne aradığını bilmediğimiz bu bakterileri görünce ilk aklımıza gelen tabi ki sinir sistemimizi hasta etme ihtimalleridir. Ama bu tek hücreli canlıların istilacılar gibi rastgele çoğalıp bütün sinirleri kaplamak yerine belli işlev yerlerinde toplandıkları görülmüştür.

bakteri

Bu bakteriler:
1) Beyinde kan dolaşımını destekleyen astrositler (yıldız hücreleri) etrafında toplanırlar.
2) Miyelin kılıfla sarılıp hızlandırılmış uzun sinir uçlarının etrafında toplanırlar.
Bu minik yaratıkların beynimizde ne aradıklarını, neyin peşinde olduklarını, ne yapmak nereye varmak istediklerini bilmiyoruz.

Eğer bu bilgi sizde ‘Noluyo lan!’ diye bağırma isteği uyandırdıysa hemen ünlü espriyi yapıştıralım:

Bakteriler bağırsakta yaşar bağırmasak da!

İyi de hangimiz hancıyız hangimiz yolcuyuz? İnsan kendi bedeninde hancı sayılabilse dahi, bu cihanın asıl hancısı bakterilerdir: Biz insanlar bütün çok hücreliler adına konuşsaydık bile bakteriler muhtemelen bizden birkaç milyar yıl önce çoktan evrimleşmiş ve dünyanın her yerinde yuvalanmışlardı.

Biz bağırsak ve beynimizde yaşayan bakterilere yolcu muamelesi yapsak da, antibiyotik kullanıp onları biraz telef edip biraz güçlendirsek de, bakteriler açısından bakılırsa asıl yolcular bizleriz. ‘Bir gün elbet toprak olacağız’ dediğimizde bakterilerin bizim sayemizde çekecekleri ziyafetten bahsediyoruz.

Bu cihanın asıl hancısı olan bakteriler biz insanların gelip geçtiği ‘iki kapılı han’ın iki kapısında da sürekli nöbet tutarlar:

Bak!..

Ölmek suretiyle dış kapıda bizi bekleyen bakterilere mama olmayacağız diye ömrümüz boyunca bak-terleri dökeriz [4]. Giriş ve çıkış kapılarını tutmuş bu kadim yaşam formu o halde neden yol boyunca da bize eşlik ediyor olmasın ki, beynimizde, düşüncemizde, duygumuzda?

astrosit

Astrosit (yıldız hücresi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Hazzet-ve-hazmet-ve-hizmet, Savaş-ya-da-sıvış-ya-da-seviş, Donakalma/bakakalma/gülekalma”

[2] Bkz “Hayata iyi bir başlangıç yapmak: Bağırsaktaki mikrobiyotanın yüksek çeşitlilik ile kurulmasına bağlı” Hasan Önal

[3] Bkz “Do gut bacteria make a second home in our brains?” Kelly Servick

[4] Bkz “Alın Teri, Ecel Teri, His-teri”

2 Yorum

Filed under Şey

2 responses to “Bak-teri: bağırsakta yaşar bağırmasak da! — Işık Barış Fidaner”

  1. Geri bildirim: Tercihan — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Müş-teri Döken Müjderi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER