Feri de ferdi ha! Milletin ferdi ha! — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Amaya bak denilir mi? Feri de ferdi ha! Feride Ferdi ha!)

Peki gözdeki ışıltı nasıl topluma mal olur? Sönmeyen “en son ocak” nasıl milletin olur?

Önceki formülü biraz genişleterek bu soruyu cevaplayalım:

Feri de ferdi ha!
(Feride Ferdi ha!)
Milletin ferdi ha!

Birinci cümle gözdeki ışıltıya methiyedir. İkinci cümle kadının erkekte tezahür etmesidir ve eril gurur bu tezahürü perdelemek zorundadır. Üçüncü cümle de toplumsal aidiyetin (kamusal yaşam) kadını (özel yaşamı) perdelemesidir; üstü örtülen semptom yuva kılığına girer [1].

Millet yoluyla fertleşme işleminin sonucunu Nutuk‘ta buluruz [2]:

Fi’l-hakika bugünün şerâit-i hayatiyesi içinde bir ferd [Ferdi/Feride] için olduğu gibi, bir millet için dahi kudret ve kabiliyetini [ve gözünün ferini] eser-i fiilî ile izhâr ve isbât etmedikçe itibar ve ehemmiyet intizârında bulunmak beyhudedir. (Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk)

Lacan “kadın erkeğin semptomudur” demişti. Bugünse şöyle demek daha isabetli olur:

Erkeğin de kadının da semptomu dijital bulutlardır.

Dijital bulutlarda gezinmeyi seviyorsak onlar bize başka şeyleri unutturduğu içindir. Dijital bulutları seyretmek bu bakımdan kapalı bir pencereden dışarıda yağan yağmuru izlemekten farksızdır. Bu işlev nedeniyle bugünkü mobil cihazların öncüllerine Lacan unutuk (lathouse) adını vermişti [3]. Dünyanın her yerini unutuklar sardıkça nutuklarımız da giderek karikatürleşti:

Erkek kadınla birlik oluşturduğuna inanabilmek için Tanrı adına bunca nutuk atmasaydı bu “unutuk” kelimesi belki çok önceden bulunmuş olacaktı. (Lacan, Seminer 17)

Tabi burada Tanrı ile kastedilen büyük Öteki’dir, mutlak muhataptır, bütün sözlerin muhatabıdır [4]:

Öteki, hakikatin yeri olan Öteki, “ilahi varlık” yani adlı adınca Tanrı terimine verebileceğimiz tek yerdir ama indirgenemez bir yerdir. Tanrı denen yerde, bir kelime oyununa izin varsa, dieu – diyo – diyor ki, üretilir (tanrısöz). Söz küçük bir değişiklikle Tanrıyı oluşturur. Bir şeyler söylendiği sürece Tanrı hipotezi direşecektir. (Lacan, Seminer 20)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Düz Mantık ve Diyalektik Mantık: Yuva ve Semptom”

[2] Mustafa Kemal Atatürk (1927) Nutuk (bölüm 12).

[3] Bkz “Unutuk (lathouse)” Jacques Lacan; “çıkar telefonunu” deyince bu anlaşılmalı: “Lethe Nehri ve Mnemosyne Havuzu: Hakikatimsilik → Hakikatim Silik”, “Rutinsellik: Mahut Muhat Modem”

[4] Bkz “Söz varsa Tanrı hipotezi direşir” Jacques Lacan, “Büyük Öteki: suçu üstlenilen, anlam güvencesi, keyfiyete tehdit, zevahiri kurtarılacak” Slavoj Žižek

7 Yorum

Filed under Şey