Üstben Santrifüjü — Işık Barış Fidaner

Separator,_Klosters_bruksmuseu

Bu metinde Ninotchka‘daki (1939) fıkraya farklı bir açıdan bakıyoruz [1]:

— Garson! Bana bir fincan kremasız kahve getir!
— Kusura bakmayın efendim, kremamız yok, ama size sütsüz bir kahve getirebilirim!

Öncelikle sütlü kahve nedir? Lacan’ın “Fallus’un İmletimi”nde sunduğu arzu formülünü anımsayın [2]:

Arzu = Talep – İhtiyaç

Arzu sevgi talebinden tatmin iştahını (ihtiyacı) eksiltince artakalan şeydir; iki terim arasındaki farktır. Buna göre sütlü kahveyi bileşenlerine ayırabiliriz: Kahve tatmin edilme ihtiyacını temsil eder, süt ise sevilme talebini temsil eder, ağız nesnesi memeye atıfla.

Lacan’ın formülüne göre arzunun açılımı “kahvesiz süt”tür (talep eksi ihtiyaç). Fıkradaysa bu formülün tersi vardır: “sütsüz kahve”, bu versiyonda sevgi talebi örtük olduğundan müşteriyi daha az utandırır.

Müşterinin garsonun hizmetinden memnuniyeti iki çelişkili düşlemi bileştirir:
1) Garson müşteri karşısında uşaklaşır (subservient).
2) Müşteri garson karşısında bebekleşir (infantilized).
İşte bu yüzden müşterinin sevilme talebini açıkça ilan ederek çelişkili düşlemlerini açığa vurması medenice ve olgunca bir davranış olmazdı.

Onun yerine müşteri kahve için bir ödeme yapar, bu ödeme müşteriyi düşlemlerinin ayıpçıl yükünden kurtarır. Bu jest analizanın psikanaliste yaptığı ödeme gibi işler. İşte bu yüzden sütsüz kahve talep etmek sütlü kahve talep etmekten daha münasiptir [3]. “Süt”ü (sevgi talebini) eksiltmek toplumsal mesafeyi muhafaza eder.

Şimdi asıl meseleye geliyoruz: Kremasız kahve sütsüz kahveden ne bakımdan farklıdır? Neden garson müşteriye birinci seçeneğin yokluğunu bildirerek ikinci seçeneği teklif eder?

Önce basit bir açıklama: “sütsüz”lüğü ödenen parayla ilintilendirdiğimizi anımsayın. Kremasız kahve talep etmek garsonun müessese (café) kuralları gereği kabul edemediği yabancı bir para (mesela avro yerine yen) teklif etmeye benzer. Burada “kremasız”lık garsonu rahatsız eden, garsonun hoş karşılamadığı yabancı bir kültür gibidir; kremasız kahve sunmayı nazikçe reddedip sütsüz kahve teklif eden garson kendi yerel kültürünün aşinalığını öne sürüyordur.

Daha iyi ama biraz komplike bir açıklama için sevgi talebinin iki çeşidini düşünün:
1) Bir yanda daha zarif ve nazik sevgi talepleri vardır. Bu çeşidi “süt”le ilintilendirin. Daha incelikli ve usturuplu insanlar “süt” gibi sevgi talep ederler.
2) Öte yanda daha yoğun ve ısrarcı sevgi taleplerinin kışkırttığı Üstben buyruğu vardır: “Zevk al!” Bu çeşidi aşırı üstben yoğunluğu nedeniyle “krema”yla ilintilendirin. Daha densiz ve çekilmez insanlar “krema” gibi sevgi talep ederler.

Aşırı üstben yoğunluklu talepler toplumda galip gelme eğilimindedir. O halde toplumun bir santrifüj olduğunu farzedelim. Bu santrifüj:
1) Kremayı sütten ayırır.
2) Birinciye imtiyaz tanırken ikinciyi israf eder.
“Krema” tözsüzleşip “krema tozu” olduğunda bile üstben santrifüjü krema tozuna imtiyaz tanırken süt israfına devam eder.

Sosyal medya üstben santrifüjünün kusursuz teknik bedenlenişidir. Mevcut şirketçi neofeodalizmde artık “user” yoktur (kullanıcı), sadece “you-serve” vardır (sen hizmet edersin): İnsanlar neofeodal sanal ağaların inek gibi sağdıkları “veri memeleri” olmaya indirgenmiştir. Sosyal medyanın üstben santrifüjü her zaman densiz kitlelerin “krema görünümlü krema tozlarını” yalıtıp onlara imtiyaz tanırken entelektüel işçilerin popüler olmayan “süt”ünü israf eder.

İşte bu yüzden Ninotchka‘daki (1939) garsonun yanıtı 82 yılın ardından hâlâ kusursuzca münasip ve usturupludur.

(İngilizcesi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Sütten kremaya: Bir nitelik farkının kaydedilmesi”

[2] Bkz “Dünya Talebi ve Dünyadan Talep”

[3] Türkiye’de aynı nedenlerle şekersiz çay içmek şekerli çay içmekten daha münasip ve saygındır. Rivayete göre şeker çayın tadını bozmaktadır.

İmge kaynağı.

4 Yorum

Filed under Şey