Mecaz ile mecaz-ı mürselin imletim oyunu – imleyenin reddine veya oluş noksanlığına arzumu raptiyeleyen faal ucuna varıncaya kadar, kaderimi yazgı meselesine bağlayan sapına/epitopuna kadar…
İşte bu oyun kaçınılmaz incelikleriyle bitinceye değin oynanır: kendimi konduramadıkça olmadığım yerde.
Şu sözlerim dinleyenleri şaşırttı: Olmadığım yerde düşünüyorum, öyleyse düşünmediğim yerde varım. Oysa bu sözlerde nasıl muğlak bir sansarın fiil ipiyle anlam halkasını elinizden kaçırdığını dikkatli her kulak algılayabilir.
Şöyle denmelidir: Düşünceme oyuncak olduğumda var değilim; düşünmediğimi düşündüğümde düşünürüm: neyim?
Bu iki yanlı gizem şu olgularla örtüşür:
1) Sahiliği/hakikati çağıran tek yer, “gerçekçi” her yaratımın mecaz-ı mürselden erdem devşirdiği mazeret boyutudur.
2) Anlama erişecek olanlar mecazın ikili eklem yerinden izin alırlar, elinizdeki yegane anahtar odur: Saussure algoritmasında S ve s [imleyen ve imlenen] aynı düzlemde durmaz ve onların ortak eksenine yerleştiğinsanan aslında hiçliğe ayak basmıştır.
En azından Freud keşfedene kadar bu işler böyleydi. Freud’un keşfi bu değilse başka ne olacak!
(Écrits)
Türkçesi: Işık Barış Fidaner






























Geri bildirim: Nüks — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER