Dürtülerin açtıkları ağzı cebren doldursanız dahi onları doyuran şey gıda değildir, “damak zevki” denen şeydir [dimağ]. Kendisiyle karşılaşıp kendini tanıyan son kerte ağız dürtüsüdür, analitik deneyimde yaşanan da budur, sonuçta menü istemenin ötesine geçmez. O iş tabikide ağızla yapılır çünkü ağız doyumun temelidir. Ağızdan çıkan gene ağıza geri döner ve damak zevki adıyla bilinen haz dahilinde söndürülür… (s. 168)
Kendimi sana veriyorum, diyor hasta bir kez daha, ama ben yani bu kişilik hediyesi –diyor başkası– Amaninbov! Dışkı hediyesine dönüşüverdi nasıl olduysa – bu terim bizim tecrübemizde olmazsa olmazdır.
İşte yorumlayıcı açıklamadan bu netice elde edilince (nasılını sonra anlatayım) mesela yetenekli olmakla birlikte psikozun sınırına tutunan bir karakteri Ötekine her türlü erişimden alıkoyan semptomatik barajın [his-set] merkez bölgesindeki beyaz sayfanın uçurumu/yalıyarı geriye dönük olarak anlaşılır kılınır. Özne eğer tarifsiz entelektüel yayılımların durakaldığı o beyaz sayfaya harfiyen dokunamıyorsa onu ancak bir tuvalet kağıdı gibi algıladığındandır.
Aktarım hareketinin her yanında hep bir kez daha keşfedilen objet a‘nın mevcutluk etkisini size nasıl tarif edeyim? Bugün vaktim kısıtlı ama size küçük bir meselle bunu örnekleyebilirim, geçen gün daha dar bir gruba anlatırken bu kıssanın başlangıcını değiştirmiştim. Şimdi devamını da getireyim ki öncekini tekrarlamakla kalmayıp aynı kıssaya yeni bir hisse eklediğim görülsün [başlan gıç].
Özne analistle konuşmaya başlayınca ne olur? Bildiği varsayılan özne olsa da analistin hiçbirşey bilmediği kesindir. Ona –o her neyse– sunulan öğe ilk başta ister istemez bir talep kılığına bürünecektir. Analitik düşüncenin tamamının tam da bu nedenle hayalkırıklığı işlevini tanıma yönüne çevrildiğini, itelendiğini, kısıtlandığını bilmeyen kim kaldı? İyi de öznenin talep ettiği ne ola ki? Kendisi de çok iyi bilir ki iştahları ve ihtiyaçları her ne olursa olsun analizde doyum bulmayacaktır, özne analizde olsa olsa menüsünü düzenleyebilir.
Çocukken gördüğüm eski bir karikatür bandında lokantanın kapısına gelen zavallı dilenci kızartılan etin kokusuyla ziyafet çekiyordu. Bu örnekte koku menü olmuştur yani imleyenlerdir çünkü bizim derdimiz sözlerle. Ama bir komplikasyon olarak –bu da benim meselim– menü Çince yazılmış, o halde yapılacak ilk iş sahibeden menüyü çevirmesini istemektir. O da çevirir: hünkar beğendi, sigara böreği, falan filan. Eğer daha önce hiç Çin lokantasına gitmediyseniz yapılan çeviri size Çincesinden daha anlaşılır gelmez ve nihayet sahibeye şöyle dersiniz: Bana bir şey önerin. Yani: Benim burada ne istediğimi sen bileceksin.
Böylesine paradoksal/saçmantıklı bir vaziyetin o anda sona ereceğini kim söylemiş? Yapacağınız seçimi sahibenin kehanetlerine emanet ettiğiniz o anda, hazır o sahibenin ehemmiyetini orantısız abartılara gark etmişken, canınız çektiği ve fırsat da bulduğunuz takdirde, onun memelerini biraz olsun gıdıklamanız neden uygun düşmesin? Zaten işin esprisi bu değil miydi: Çin lokantasına geldiyseniz sadece beslenmek değil, egzotik boyutlarda beslenmek istersiniz. Eğer bu meselim bir anlam taşıyorsa o da beslenme arzusunun beslenmekten daha başka bir anlam taşıdığıdır. Beslenme burada psişelerin bulaşmayı reddettiği cinsellik boyutuna dayanak olmuştur. O dayanağın altında yatan da dürtünün bileşen nesneyle olan ilişkisidir.
Size saçmantıklı ve münasebetsiz de gelse analizi gerçekleştiren hisse tam da bu kıssadaki gibidir. Analistin Tiresias’ın kehanet işlevini desteklemesi yetmez, Apollinaire’in dediği gibi memeler de vardır onda. Yani aktarımın işleyişi ve manevrası öyle düzenlenmelidir ki şu iki nokta arasındaki mesafe korunsun:
1) Yâr: Öznenin kendini sevilebilir gördüğü nokta
2) Yar: Öznenin kurucu bölünmesinin fay hattını bir eksiklikle dolgulayıp özneye sebep olan objet a‘nın durduğu diğer nokta
Küçük a nesnesi bu uçurumun öte yanına hiç geçmez. (s. 268-269)
Seminer 11’den
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
psikoza karşı elimizde büyük bir koz var: obje-koz (a).
Emmek en yüce değerdir.






























Geri bildirim: Feraset — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Beş Amelle Unlanmak 1: Pirinçdışı Çözümleme Yapmazsanız Çakıllığa Karşı Pirinç Yükselteyim Derken Evdeki Bulgurdan Olursunuz — Işık Barış Fidaner, Fatoş İrem | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Saussure Dil Lokantası — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Turist broşürü: Her anlama bir yanlış anlamadır — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Güllü Koz ~ Aykut-Hakan-Ayşe | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Şirreti Evcilleştirmek: Ela gözlü Şekspirim geldi, duyan gelsin işte Şekspir! Açılın kapılar Şekspire gidelim, siyaset günleri gelip yetmeden… — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Çin Barışı — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Çin dilbilimi — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Şirreti Evcilleştirmek: Ela gözlü Şekspirim geldi, duyan gelsin işte Şekspir! Açılın kapılar Şekspire gidelim, siyaset günleri gelip yetmeden… — Işık Barış Fidaner | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Cıvıtma Mecburiyeti: Kontr-argo | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER