Süleyman Rahatçıgil’in yanına oturdum ve bana dengi gibi davrandı, gayet yerlişçe — Sigmund Freud

Ve Allah bana altın kapıyı nasıl açacaksa öyle, Hekimim, Süleyman Rahatçıgil’in yanına oturdum ve bana dengi gibi davrandı, gayet yerlişçe. (Ceylan Sümbüle) [*]

Bu şakanın ‘tekniği’ nasıldır? İletilen düşünce hangi işlemden geçmiştir de bizi böylesine yürekten güldürebilir? İki işlemden geçmiştir. Öncelikle ciddi bir kısaltma olur. Şakanın ilettiği düşüncenin tam ifadesi için ‘R bana dengi gibi davrandı, gayet yerlice’ dedikten sonra en azından şunu da eklemeliyiz: ‘tabi bir işadamına yakışacak şekilde’. Gerçi bunlar da şakayı açıklamaya yetmez.

Şair mesajı çok daha kısa tutar: ‘R bana dengi gibi davrandı, gayet yerlişçe.’ Şakada birinci cümledeki yerlice davranışa ikinci cümlenin getirdiği kısıtlama gözden kaybolmuştur.

Ama yine de elde kalan ikameden onu geri kazanabiliriz. Zira ikinci bir işlem daha yapılmıştır: Şakasız düşünceyi ileten ‘yerlice’ kelimesi şaka metninde ‘yerlişçe’ kılığına bürünmüştür ve besbellidir ki şakanın şaka özelliği ve güldürme yetisi tam da bu sözel yapıya bağlıdır. Yeni oluşan kelime hem birinci cümledeki ‘yerlice’ ile örtüşür hem de ikinci cümledeki ‘iş’ sesini duyurur. Böylece ‘işadamı’ aracılığıyla ikinci cümleyi temsil eder ve şaka metninden kovulmuş diğer cümleyi çıkarsamanızı sağlar. ‘Yerlice’ ve ‘iş’ bileşenlerinden oluşan bu ‘bileşik yapı’nın oluşum şeması şöyledir:

YERLİCE
            İŞADAMI
YERLİŞÇE

Şimdi düşünceyi şakaya çeviren süreci anlatmayı deneyelim, izleyeceğimiz yol biraz düşlemsel gelse de tam olarak aynı neticeye varacağız:

‘R bana gayet yerlice davrandı,
                    tabi bir işadamına yakışacak şekilde.’

Bu cümlelere bir sıkıştırma kuvveti uygulandığını ve bilinmeyen bir sebeple ikinci cümlenin bu kuvvete daha az direnç gösterdiğini hayal edin. Kuvvet onu ortadan kaldırmış olsa da ondaki en mühim bileşen ‘işadamı’ baskılardan yılmayarak isyan etmiştir ve sonuçta iteklendiği birinci cümlede ona benzeyen ‘yerlice’ öğesiyle kaynaşmıştır. İkinci cümlenin en muteber bölümünü kurtarma şansı fiiliyata geçince de çok önemli olmayan diğer bileşenler kolayca eriyip gitmişlerdir. Böylece şaka oluşmuştur:

‘R bana gayet yerlişçe davrandı’
                       (yerlice + iş)

Şakanın oluşum sürecinde (şaka tekniğinde) işleyen bu bilinmez sıkıştırma kuvvetini hesaba katmayacaksak ona ‘yoğuşmaya eşlik eden ikame oluşumu’ diyebiliriz; mevcut örnekte oluşan ikame de ‘bileşik kelime’dir (‘yerlişçe’). Duyduğunuz veya okuduğunuz bu bileşik kelimeyi kendi başına olmasa da bağlam dahilinde derhal anlarsınız ve yüklendiği anlamı tanırsınız, böylece şaka size kahkaha attırır… Gerçi şaka tekniğini keşfedince mekanizma netleşmiş olmadı. Dilde yoğuşmaya eşlik eden ikame bileşik kelime nasıl oldu da bize haz verdi, nasıl bizi güldürdü? Belli ki bu başka bir konudur ve onu şimdilik erteleyebiliriz.

Şakalar ve Bilinçdışıyla İlişkileri kitabından

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

[*] “And, as true as God shall grant me all good things, Doctor, I sat beside Salomon Rothschild and he treated me quite as his equal, quite famillionairely.” “Und so wahr mir Gott alles Gute geben soll, Herr Doktor, ich saß neben Salomon Rothschild und er behandelte mich ganz wie seinesgleichen, ganz famillionär.” (Hirsch-Hyacinth)

Bkz “Famillionaire: bana dengi gibi davrandı, gayet samilyonerce beni dostanatına kabul etti” Jacques Lacan

11 Yorum

Filed under Çeviri