Saussure Dil Lokantası — Işık Barış Fidaner

parasite

Saussure dilin hem mutfağını hem de yemek salonunu anlatmış ve şemalaştırmıştır.

Dil mutfağında hemseda maddesinden yoğurulan kelimeler dilegetirme (fikri efkardan ayırma) gücü kazanırlar. Düşhane’yi Dilhane’ye (fikirleri seslere) bağlayan hummalı çalışmaların yürütüldüğü o mutfağa Ejderhane adını verelim [1].

Dilin yemek salonunda ise konuşabilirlik menülerinde boy gösteren kelimeler şu veya bu kavramı ikame edebilme yetilerine göre rekabet içinde değerlenirler. Şiddetli efkar bulutlarından yalıtılmış bu korunaklı ‘müşteri/kullanıcı dostu’ tatlısu ortamına da Yerlişhanı adını verelim.

Saussure’ün anlatımlarını linklerden okuyabilirsiniz:

— Ejderhane: Dil Sesle Eşleşen Örgütlü Düşüncedir (Ferdinand de Saussure)

— Yerlişhanı: Kavramsal Açıdan Dilde Değer (Ferdinand de Saussure)

Gelgelelim dilin mutfağı ile yemek salonu arasında yaman bir çelişki hemen göze çarpar. Saussure’ün ilk başta söylediğine inanacak olursak mutfaktaki hummalı çalışmaların maksadı dışavurumcu marifetlerle donatılmış kelimeler üretmek değildir:

Düşünce bakımından dilin oynadığı rol fikirleri dışavuracak hemseda araçları yaratmak değildir, düşünceyi seslere bağlama vazifesi görmektir, böylece iki yakanın birimleri arasında karşılıklı hudutlar çizilebilir. [*]

Ejderhane’de fırına verilen kelimeler üretken olmayı, rekabet etmeyi, değerlenmeyi amaçlamaz. Mutfağın temel gündemi birtakım ürünleri piyasaya sürüp müşteri beklemek değildir, aksine bir yandan Düşhane ve Dilhane (fikir ve ses) yakalarını buluştururken öbür yandan her yakaya kendi içinde hudutlar çizmektir, aslında Ejderhane’de yaşananlar barıştan çok savaş şartlarını andırıyordur. Fikirlere hudut çizen kelimeler orada dilegeliş gücüyle halelenenmiştir, kahramansıdır.

Ammavelakin yemek salonuna geçerken Saussure mutfağın kapılarını sıkı sıkı kapatır! Yerlişhanı’na ayak bastığınız andan itibaren Ejderhane’de süregiden hudut savaşlarını boşverirsiniz ve barışçıl ortamın tadını çıkarırsınız, yani kelimeleri mallaştırırsınız, değerlerini belirlemek için onları piyasa ürünleri gibi yanyana dizip kıyaslarsınız:

Değerlenme hep şu ikisine bağlıdır:
1) Değerlenecek şeye benzemeyen ama onunla mübadeleye uygun bir şey
2) Değerlenecek şeye benzeyen ve onunla kıyaslamaya uygun şeyler

Aynı şekilde, bir kelime de:
1) Ona benzemeyen bir şey olan fikri ikame edebilir, ayrıca…
2) Onunla aynı tabiatı paylaşan diğer kelimelerle kıyaslanabilir. [*]

Ejderhane’yi saran düşüncelere hudut çizerken yücelip kahramanlaşan her kelime, Yerlişhanı’ndaki değerlenme mekanizmasının dişlilerinde ‘özgürce öğütüldükten’ itibaren bayağılaşır ve ezikleşir, hatta emzikleşir, zira ikame etmekle övündüğü asıl nesne memedir: “Meme hemsedadır (équivoque).” [2]

—  Dilde İşaretin Tabiatı 1: Seda Kavramı İmletir (Ferdinand de Saussure)

—  Dilde İşaretin Tabiatı 2: Keyfilik İlkesi ve Doğrusallık İlkesi (Ferdinand de Saussure)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Düşmedeniyet ve Dilmedeniyet”, “Yıldızlar Beşiği: Dilmedeniyetin Beşiği Baş-language”, “Lacan’da dil (la langue) ve dilmeden (lalangue)” Jean-Claude Milner, “Dilmeden (lalangue), Dilmedeni (ekholog), Dilmedeniyet (ekhosen)”, “Belli ki mürekkep yalanmış: fikir-efkar, teorik-retorik”

[2] Bkz “Lamel/Akıtman saf can içgüdüsü olarak libidodur” Jacques Lacan, “Özne analizde olsa olsa menüsünü düzenleyebilir” Jacques Lacan, “Babalizan ve Onun Telkinci Babalisti: Güçlü İstek Dışavurumlarına İhtiyaç Mı? Ha? Ne?”, “Jaklakanya Seyrüseferi 3: Bilgilenmek Değil Bilebilmek İçin”

Konuyu açan Fatoş İrem’e teşekkürler!

İmge: Asalak (Parasite, 2019) filminden bir sahne.

düşhane hatırlar
dilhane satırlar

9 Yorum

Filed under Şey