Kelimelerin fikirleri ikame edebilme gücüne göre değerlenişinin anlatımıdır.
(Bağlam: Saussure Dil Lokantası)
Bir kelimenin değerinden bahsedilince ilk başta genelde o kelimenin bir fikri temsil edebilmesi akla gelir. Ama hal böyleyse değerin imletimden ne farkı kalır? Bu ikisi eşanlamlı mı yoksa? Hiç sanmam, gerçi ikisi kolayca birbirine karışır, ikisi birbirine benzediğinden değil ama aralarındaki ayrımın inceliğinden ötürü.
Kavramsal açıdan değer kuşkusuz imletime katılan öğelerden biridir ve imletimin değere bağlı kaldığı halde ondan ayrık durabilmesini anlamak zordur. Ama bu ayrımı netleştirmezsek dili basit bir adlandırma sürecine indirgeme tehlikesi doğacaktır.
Gelin şimdi imletimi genelde anlaşıldığı şekilde ele alalım. Şemadaki oklar da gösterir ki imletim sedanın eşleniğinden ibarettir. Bağımsız ve kendi halinde bakıldığında bir kelimede olan biten herşey yalnızca seda ve kavrama ilişkindir.
Ama burada bir paradoks/saçmantık belirir: Bir yandan kavram sedanın eşleniğiymiş gibidir ama öbür yandan elimizdeki işaret dilde bulunan diğer işaretlerin eşleniğidir.
Birbirine bağlı terimler sistemi olarak dilde her terim yalnızca diğer terimlerin eşzamanlı mevcudiyeti üzerinden değerlenir, şemadaki gibi:
Bu şemayı anlarsanız değeri imletimle (sedanın eşleniğiyle) karıştırmazsınız. Bu şemada yatay okların temsil ettiği ilişkileri önceki şemada dikey okların temsil ettiği ilişkilerle karıştırmanız zordur. Daha farklı bir ifadeyle –ikiye kesilen kağıt sayfa örneğine dönersek– farklı kağıt parçaları A, B, C, D arasında gözlenen ilişkinin aynı kağıt parçasının ön ve arka yüzü A/A’, B/B’, vb. arasındaki ilişkiden ayrık olduğu besbellidir.
Şimdi gelin bu sorunu çözmek için dil dışında bile bütün değerleri yöneten paradoksal/saçmantıklı ilkeye bakalım. Değerlenme hep şu ikisine bağlıdır:
1) Değerlenecek şeye benzemeyen ama onunla mübadeleye uygun (onu ikame edebilen) bir şey
2) Değerlenecek şeye benzeyen ve onunla kıyaslamaya uygun (onunla rekabet eden) şeyler
Değerlenme her iki etmene de bağlıdır. Beş liranın kıymetini belirlemek için bilmelisiniz ki:
1) Onu başka bir şeyin bir miktarıyla mübadele edebilirsiniz, mesela bir ekmekle.
2) Onu aynı sistemdeki benzer değerlerle kıyaslayabilirsiniz, mesela bozuk paralarla veya başka bir sistemin kuruşlarıyla (çeyrek dolarla).
Aynı şekilde, bir kelime de:
1) Ona benzemeyen bir şey olan fikri ikame edebilir, ayrıca…
2) Onunla aynı tabiatı paylaşan diğer kelimelerle kıyaslanabilir.
O zaman kelimenin bir kavramı ‘ikame edebilmesi’ yani şunu veya bunu imletmesi onun değerini sabitlemeye yetmez: O kelimeyi ona benzeyen değerlerle –onunla rekabet eden diğer kelimelerle– kıyaslamanız da gerekecektir.
Bir kelimenin içeriğini tam olarak sabitleyebilecek tek şey onun dışında kalan herşeyin senkronluğudur. Dil sistemine katılmak hasebiyle her kelime imletimin yanısıra bir değerle de donatılmaktadır ve taşıdığı bu ikinci özellik imletimden bambaşkadır.
Örnek verirsek durum netleşecek. Fransızca mouton‘un imletimi İngilizce sheep ile aynıdır ama iki kelime aynı değerde değildir, bunun da birçok nedeni vardır, mesela İngilizler sofraya gelen bir et parçasına sheep yerine mutton derler; sheep‘in değeri mouton‘dan farklıdır çünkü Fransızcanın aksine İngilizcede sheep‘e eşlik eden bir terim daha vardır.
Genel Dilbilim Kursu’ndan
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Bkz “Dilde İşaretin Tabiatı 1: Seda Kavramı İmletir” “Dilde İşaretin Tabiatı 2: Keyfilik İlkesi ve Doğrusallık İlkesi” “Ejderhane: Dil Sesle Eşleşen Örgütlü Düşüncedir” Ferdinand de Saussure, Yanlı Şanlama (özel sayı), “Süleyman Rahatçıgil’in yanına oturdum ve bana dengi gibi davrandı, gayet yerlişçe” Sigmund Freud, “Öyle doğru ki!!!”, “From the Saussurean sign to the four discourses”, “Differential Synchronicity and Deferential Diachronicity: Signifi-cushion, Signifi-caution, Signifi-crouching”, “Hızlıca kurtulma: Nazarın dışkıdan hazzetmemesi, Memenin nazarı ayıplaması, Sedanın memeyi adlandırması”, “Nazar ile Seda” Renata Salecl, Slavoj Žižek, “Kadim Öğeler ve Lacan”, “Mecaz Hakikatin Köprüsüdür, Mecaz-ı Mürsel Sahiliğin Elçisidir”, “Anlam-tanesi ile anlam-adımı”, “Adım ve Atım: Adım atımın atımıdır, Atım imletimdir”

































Geri bildirim: Dil Sesle Eşleşen Örgütlü Düşüncedir — Ferdinand de Saussure | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Saussure Dil Lokantası — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Babişko — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Mecbursun — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Seda Kavramı İmletir, Sessel İmge Kavramı Göstermez: Tahsin Yücel Saussure’ü Anlamayınca Biz De Anlamamış Sayıldık — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Müşkül Şehir: Seda-Kavram Bağının Politik Karşılığı — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER