(öncesi: Cakalı Kağan: Varsayalım tiyatrocu olsun Jacques Lacan)
Evet şimdi Televizyon‘un ikinci sayfasına geldik. Bıçkın Jikle Kaan ve sivridilli Cakalı Kağan‘dan sonra…
Aldı sazı uyanık şarlatan Çakal Okan:
Şu rağbete baksanıza, sadece muhteremler değil, halk da ilgi gösteriyor. E tabi ben de hünerimi geniş mecralara açacağım tabikide.
Kaldı ki onca insan doluşunca illa ki aradan hayırlı muhteremler çıkacaktır.
Velev ki bana danışmasınlar, sırf topladığım kalabalıkta boy göstermekle bile saygınlığıma katkı yapıyorlar. O kendini bilenleri öptüm, onlar beni çok iyi anladı. Gerçi ayıkların koluna taktığı bönlerin de hayrı dokunmuyor değil, onlar olmasaydı başkaları olacaktı.
Zaman zaman jetonu geç düşen o yancılara da laf yetiştirdiğim oluyor elbet; onlar üstlerine alınamayacak kadar kibirlidir ama peynir ekmek gibi imaları yuttukça da kıllanıp kudururlar. Kimbilir belki böylece biraz olsun had bilmeyi öğrenirler.
İnanır mısınız! Sizi mıncıklayıp şifa dileyen psiko-hadsizlere karşı bağışıklık kazandıran bir panzehir var: Kulaklarınızı dört açmayı ve imaları yutmamayı öğrenmeniz.
Ne mutlu ki onlar onları eğitenleri eğitmişlerdir, alaycılığa gerek duymadan dalgalarını geçmişlerdir; panzehir varsa ümit vardır.
Jacques Lacan Televizyonda
Sırf toplanan kalabalık bile seminerlerime analizci sayabildiklerimden çok daha fazla insanı ilgilendirdiğine delalet eder. O halde seminerlerdeki üslubumu neden buraya gelince değiştireyim ki?
Kaldı ki bu izlerkitleye kimi analizcilerin de katılmış olması makul bir varsayımdır.
Hatta ona da gerek yok: Analizci sayılanlardan tek beklentim öğrettiğim işin otoanaliz olmamasını sağlayan o nesne olmalarıdır. Bu izlerkitlede bu dediğimi yalnızca onların anladığından eminim. Gerçi hiçbirşey anlamayan analizciler dahi demin tanımladığım rolü oynamış olurlar ve neticede televizyon da aynı işi hayli hayli görür.
Ayrıca ben sırf nesne olmakla –analizanın nesnesi olmakla– analizci oluverenleri de muhatap alıyorum, onlara hitap ederek değil ama onlardan bahsederek: Azıcık sinirlensinler. Kimbilir belki bu bahisler telkin etkisi de yapıyordur.
İnanır mısınız! Telkini aciz bırakan bir durum var: Analizcinin kendi defosunu başkasına borçlu olması, onu “geçiren” kişiye, analizci yetkisine “geçiren” kişiye.
Ne mutlu o vakalara ki Faal “geçiş” adına tamamsız eğitimlerden geçmişlerdir; ümitvarsa ümit vardır.
(sonrası: Jekyll Akın: Sanal başağa olsaydı Jacques Lacan)
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Bkz “Şifa dilerim: Lenin’den Gorki’ye, Stalin’den Stalin’e” Slavoj Žižek






























Geri bildirim: Televizyon da aynı işi hayli hayli görür — Jacques Lacan | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Jekyll Akın: Sanal başağa olsaydı Jacques Lacan — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Cakalı Kağan: Varsayalım bir tiyatrocu olsun Jacques Lacan — Işık Barış Fidaner, Kemal Aydoğan | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kaçak Çağ’la Kan — derleme | YERSİZ ŞEYLER