Phoebe Waller-Bridge’in kendi hayatından desenlere yer verdiği Fleabag dizisi, merkezine oturan Godmother figürü nedeniyle, gerçek annesi Teresa’ya cici annesi Rosemary’yi çekiştirdiği bir mizansen gibi okunabilir [1]. Fakat senaryodaki ipuçlarına dikkat ederseniz Phoebe’nin bu güldürüde cici annesi ve kendisinin yanısıra gerçek annesiyle de dalga geçtiği hissedilir:
1) Gerçekte yaşayan anneyi senaryoda öldürmek ‘babayı annenin elinden kapma’ karikatürü gibidir (Elektra kompleksinde galip gelmek).
2) Ölen annenin ikamesi Boo’nun ölümüne sebep olan Fleabag’in (jetonu epey gecikmeli düşen) vicdan muhasebesi aslında ‘annenin ölümünden duyulan tatmini’ perdeler (tabi yine mizansen kapsamında bir şaka olarak).
3) Annenin cenazesinde herkes Flebag’in ‘harika göründüğünü’ teyit eder, babası da ‘annesi kadar eğlenceli’ oluşunu över, o esnada cici anne ‘kapıda bekler’ çünkü dizinin esas esprisi cici anne değildir.
4) Fleabag’in cici annesine hakaret etmesine yarayan ‘memeli ama uzuvsuz ve başsız’ (iğdişli) heykelin finalde ‘aslında anneden esinlendiği’ açıklanır.
Bütün bu ipuçları Fleabag’de öne çıkan ‘cici anneyi çekiştirme’ mizanseninin dizinin asıl esprisi olan ‘kızın annesine galip gelmesi’ hikayesini perdelediğine işaret eder. Yine de ‘heykelin anneden esinlenmesi’ bütün esprileri barıştıran bir çözüm sağlar: Cici anne ne kadar iğdişliyse Fleabag ve annesi de en az onun kadar iğdişlidir, hiçbiri babasız (veya pedersiz) edemez.
İğdişli heykel etrafında bütün esprileri barıştırmak dizinin dişil yanıdır. Ödip kompleksi kapsamında ‘oğlanın babayı yenmesi’ iğdişe meydan okuyan eril ve obsesyonel bir marifet olurdu. Elektra kompleksi kapsamında ‘kızın annesini yenmesi’ ise dişil ve ironik bir marifettir, çünkü hem kameranın temsil ettiği anne, hem kameraya konuşan kız, hem de çekiştirdikleri cici anne, hepsi birlikte iğdişi ikrar etmiş olurlar, hepsi yenmiş = eaten = yenilmiş olur [2].
O halde Fleabag’in dizi boyunca kameraya dönüp dönüp konuştuğu hayalet de ‘(mizansen kapsamında) öldüğünü bilen anne’ olan Teresa’dır (‘Böö!’ diyen Boo da bu hayaleti temsil eder). Dizinin ‘Fleabag = pire torbası’ gibi iğret/abject bir isim taşıması da ‘şakacıktan ölmüşlük’ etrafında sahnelenen toplu bir iğdiş mizanseni olması nedeniyledir [3].
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] “Fleabag’s final shocker: In the hit show the star’s stepmother is a passive aggressive, artist who snubs her at every turn… raising intriguing questions about the uncanny parallels to Phoebe Waller-Bridge’s real family” (dailymail)
[2] Bkz “Obsesyonelin marifet gösterisi” Jacques Lacan, “İstihzamane: Alay ve İroni” Slavoj Žižek
[3] Bkz “Öldüğünü Bilen Anne veya Doğa Hayaleti”; öldüğünü kendisi bilir ama başkaları duysun istemez: “Tanrı = Boo: Fleabag’de Büyük Öteki Bihaber Hayalettir”, “Arzuyu yönelten nesne-sebep (objet a) ve arzuyu bulandıran iğret-illet (abject)” Slavoj Žižek, “Ben bir çıra mıyım? Baba baksana yanıyorum!” Sigmund Freud, Slavoj Žižek
































Geri bildirim: Şaka bitti / Şaka hiç biter mi? ~ Ezginin Günlüğü | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Şirreti Evcilleştirmek: Ela gözlü Şekspirim geldi, duyan gelsin işte Şekspir! Açılın kapılar Şekspire gidelim, siyaset günleri gelip yetmeden… — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Şirreti Evcilleştirmek: Ela gözlü Şekspirim geldi, duyan gelsin işte Şekspir! Açılın kapılar Şekspire gidelim, siyaset günleri gelip yetmeden… — Işık Barış Fidaner | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER