İnsan yetkilenen hayvandır [1]. Slavoj Žižek bu ayrımı şöyle kurgular:
Lacancı teoriye göre kıç nesnesi imletici bir öğedir; bokun öznelerarası ekonomide oynadığı role bakmalısınız: Çocuk Başkası nazarında öz-denetim ve öz-disiplinini mi ispatlıyor, Başkasının talebine riayet ettiğini mi gösteriyor, Başkasına hediyeler mi veriyor..? Fakat hediye gibi simgesel statülere girmeden önce dışkı bir objet a‘dır, yani tam olarak şudur: Beden simgelendiği (simgesel ağlara dolandığı) zaman artakalan simgelenemez fazlalıktır. Kıç evresinin temel meselesi de bu artakalan şeyi evrene iade edebilmektir. İşte bu nedenle Lacan’ın şu tezini harfiyen ciddiye almalıyız: Hayvan kendi dışkısıyla ne yapması gerektiği meselesiyle yüzleştiği anda insan olmuştur. Bu nahoş fazlalık sorun yarattığına göre bedenin çoktan simgesel ağlara dolandığı kesindir. (Keyfin Metastazları, s. 179)
Bu noktada derhal iki soru akla gelir:
1) Kedi insan mı? Dışkısını gömmek ister ve bu işi başarıyla yerine getirir.
2) Köpek insan mı? Dışkısını gömmeye yeltenir ve fakat sağa sola bulaştırır.
Sahiplerle ilişki bakımından ikisi de kısmen insanlaşmıştır:
1) Kedi sahibinin sesini pek dinlemez, hiyerarşikleşmez ama kıskançtır.
2) Köpek sahibinin sesini dinler, insanlarla hiyerarşik ilişkiler kurabilir.
Ayrıca ikisi de insana seslenerek ‘simgelenemez fazlalık’ bırakırlar. Hatta çocuğun simgesel düzene girişini Lacan kediköpek üzerinden tarif etmişti:
İlk atıf orada teşkil edildiği ölçüde, bu bir mecazdır – “Köpek miyav diye bağırır, kedi hav hav diye bağırır” diye ilan eden atıfla, çocuk, bir çırpıda, hayvanı sesinden kopararak, işareti imleyen işlevine yükseltir, gerçekliği imlemenin sofistikeliğine yükseltir… (Écrits)
Özetle, insankediköpek birbirlerine seslenerek ‘simgelenemez fazlalık’lar bırakırlar, ayrıca bu canlıların her biri de kendi dışkısıyla sorunludur. Bu iki objet a seda (voice/voix: hemseda, gürültü, uğultu, images acoustiques, vb.) ile dışkıdır (excrement/excrément). Diğer ikisi de meme (breast/sein: surplus-information) ile nazardır (gaze/regard: lack-of-information). Böylece hayvanlar da insanların simgesel düzenine (diyelim ki) ‘patilerini sokmuş’ olurlar.
Her özne simgesel düzenle barışık olduğu (bokuyla kavgalı olmadığı) ölçüde başkalarını da simgesel düzenle barıştırabilir. İşte kendi dışkısını başarıyla gömen kedi de bu sayede insanlar nezdinde ‘iyi bir açıklama’ statüsü kazanmıştır. Bir Yeşilçam komedisi repliğiyle yazıyı bağlayalım:
— Kedidir kedi… (diyen adam manidar bakışlarla uzaklaşır)
— (adam gidene kadar kendini tutan diğerleri) Bok kedidir!
Sonraki yazıda Zuhal (2021) filmine geçeceğim.
(sonrası: Zuhal: Bir tanecik ışıg zavallı bencağıza zor yetişirken başkaları tabikide güme gider)
Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner
Notlar:
[1] Bkz “Teori sahi sahiliğin entropisini sahneler”
[2] Bkz “Meraklı Veli Dünkü Marşta Jaklakana Sordu: Uykular Nasıl Pilavlanmıştır?” (fıkra)
Fikir alışverişi için Fatoş İrem’e teşekkürler.































Geri bildirim: Zuhal: Bir tanecik ışıg zavallı bencağıza zor yeterken başkaları tabikide güme gider — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Muhaberat — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Zümrüt — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bıyık Papirüsü — fıkra | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Tekirego — muhaberat derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İsevi Hipnozcular Birliği Genel Kurul Notları — ChatGPT | YERSİZ ŞEYLER