💔👑🔮 MENKIBE 💔👑🔮
İlk bakışta Hegel’in Kant’ı tersyüz etmeyi becerdiği zannedilebilir, zira Hegel özneyi tözlü Şey’den ilelebet ayıran çatlak yerine onların özdeşliğini duyurmuştur (Mutlak töz = özne).
Oysa Hegel Kantçıların en tesirlisidir: Hegelci özne (mutlak öz-göndergeli nejativite/menfiyet) fenomenleri Şey’den ayıran çatlaktan ibarettir.
Şey bizzaten fenomenlerin ötesindeki uçurumun nejatif/menfi modda kavranışıdır, yani salt nejatif/menfi bir jestle fenomenleri sınırlamaktır, o sınırın öte-uzayını doldurabilecek hiçbir müspet içerik sunmadan.
İşte bu bakımdan Hegel’in ısrarlı düsturundaki esas mesele gözden kaçmamalı: Mutlaklık töz olduğu kadar özne olarak da kavranmalıdır.
Tözün adım adım özne-oluşuna dair standart kavrayış iki kere yoldan şaşar (‘faal’ öznenin tözde ‘iz bırakması’, onu yoğurarak öznelce dolaylaması, onda öznel içeriğini dışavurması):
1) Hegel’de nesnedeki öznelleşmenin asla ‘dekript’ olmadığını aklımızda tutmalıyız: Her zaman ‘öznel dolayım’ın eline avucuna sığmayan bir töz kalıntısı olur; ki öznenin tam gerçellenmesini önleyen basit bir köstek olmanın çok ötesinde bu kalıntı kesin olarak öznenin varlığıyla eşleniktir.
Böylece küçük a nesnesinin mümkün tanımlarından birine ulaşırız: Töz fazlalığıdır, öznelleşmeye direnen ‘kemik’tir; küçük a nesnesi tam da haddini aştığı öznenin eşleniği olur, ona had bildiren radde olur.
2) Karşıt kavrayışa göre özne bir ‘hiçlik’tir, tözlü içeriğin tamamen kendi yüklemlerine-belirlenimlerine ‘geçtikten sonra’ geride bıraktığı saf formel boşluktur: Tözün ‘öznelleşme’sinde bir kompakt Kendindelik özgül yüklemler-belirlenimler çokluğunda (‘başkasına-göre-oluş’larında) çözdürülür ve ‘özne’ de bütün içeriği ‘öznelleştikten’ sonra geride kalan X’tir, boş ‘konteyner’dir.
Bu iki kavrayış kesin olarak eşleniktir, yani ‘özne’ ve ‘nesne’ bu aynı sürecin iki kalıntısıdır, veya daha ziyade aynı kalıntının kah biçim (özne) halinde kah içerik, ‘dolgu’ (nesne) halinde kavranışıdır: küçük a nesnesi öznenin boş biçim halindeki ‘dolgu’sudur.
Nejatifle Oyalanmak’tan
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Bkz “Nejativite (menfiyet) üzerine Menkıbe’den alıntılar”, “Kozmolojik Batıllık (astroanalitik efsane statüsü) üzerine Menkıbe’den alıntılar”, “Tözne/Cevherzat: özgür, özür, zaten, bizzat”
İkinci versiyon:
İlk bakışta Hegel’in Kant’ı tersyüz etmeyi becerdiği zannedilebilir, zira Hegel zattı cevherli Şey’den ilelebet ayıran çatlak yerine onların özdeşliğini duyurmuştur (Mutlak cevher = zat).
Oysa Hegel Kantçıların en tesirlisidir: Hegelci zat (mutlak öz-göndergeli nejativite/menfiyet) fenomenleri Şey’den ayıran çatlaktan ibarettir.
Şey bizzaten fenomenlerin ötesindeki uçurumun nejatif/menfi modda kavranışıdır, yani salt nejatif/menfi bir jestle fenomenleri sınırlamaktır, o sınırın öte-uzayını doldurabilecek hiçbir müspet içerik sunmadan.
İşte bu bakımdan Hegel’in ısrarlı düsturundaki esas mesele gözden kaçmamalı: Mutlaklık cevher olduğu kadar zat olarak da kavranmalıdır.
Cevherin adım adım zattedilişine dair standart kavrayış iki kere yoldan şaşar (‘faal’ zattın cevherde ‘iz bırakması’, onu yoğurarak bizzaten dolaylaması, onda bizatihi içeriğini dışavurması):
1) Hegel’de nesnedeki öznelleşmenin asla ‘dekript’ olmadığını aklımızda tutmalıyız: Her zaman ‘bizzaten dolayım’ın eline avucuna sığmayan bir cevher kalıntısı olur; ki öznenin tam gerçellenmesini önleyen basit bir köstek olmanın çok ötesinde bu kalıntı kesin olarak zattın varlığıyla eşleniktir.
Böylece küçük a nesnesinin mümkün tanımlarından birine ulaşırız: Cevher fazlalığıdır, zattedilmeye direnen ‘kemik’tir; küçük a nesnesi tam da haddini aştığı zattın eşleniği olur, ona had bildiren radde olur.
2) Karşıt kavrayışa göre özne bir ‘hiçlik’tir, cevherli içeriğin tamamen kendi yüklemlerine-belirlenimlerine ‘geçtikten sonra’ geride bıraktığı saf formel boşluktur: Cevherin ‘zattediliş’inde bir kompakt Kendindelik özgül yüklemler-belirlenimler çokluğunda (‘başkasına-göre-oluş’larında) çözdürülür ve ‘zat’ da bütün içeriği ‘zattedildikten’ sonra geride kalan X’tir, boş ‘konteyner’dir.
Bu iki kavrayış kesin olarak eşleniktir, yani ‘özne’ ve ‘nesne’ bu aynı sürecin iki kalıntısıdır, veya daha ziyade aynı kalıntının kah biçim (özne) halinde kah içerik, ‘dolgu’ (nesne) halinde kavranışıdır: küçük a nesnesi öznenin boş biçim halindeki ‘dolgu’sudur.






























Geri bildirim: Kozmobatıl — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Iraklık Açısı: Yaklaşımsal Yamultunun Hakikati — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Kevrina Menkıbesi — muhaberat derlemesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER