Siberuzam: Komik Evren — Slavoj Žižek

Birden çok düşlemsel anlatının bir arada varolması siberuzamdaki hipermetin mefhumuna benzer. Lynch genelde sapkın bir sinemacı sayılır, siberuzam ve özellikle sanal gerçeklik de tam bir sapkınlık alemi değil mi?

Sapkınlık en temel iskeletine indirgendiğinde ölüm-cinsellik Gerçeğine karşı bir savunma gibidir. Sapkın senaryoda ‘iğdişin inkarı’ sahnelenir, çizgifilmi andıran o evrende insan her türlü afetten sağ çıkabilir, yetişkin cinselliği çocukça bir oyuna indirgenmiştir, orada insan ne ölmek zorundadır ne de iki cinsiyetten birini seçmelidir.

İşte o sapkın evren saf simgesel düzenin evrenidir, imleyenin oyunu orada sonlu insan Gerçeğine hiç takılmadan kendi yolunu izler.

Siberuzam tecrübesi de böylesi bir sapkın evrende yaşanmıyor mu? Siberuzam da kapanımsız bir evren değil midir, Gerçeğin ataletine hiç takılmadan yalnızca kendi dayattığı kurallara riayet eden bir evren değil midir?

Bu komik evrende –aynı sapkın ritüelde olacağı gibi– aynı jestler ve sahneler bitimsizce yinelenir, hiçbir zaman kapanmaz, hiçbir finale bağlanmaz. Bu evrende kapanımların reddedilmesi ideolojinin baltalandığına işaret etmenin aksine ön-ideolojik bir inkarı sahneler: Kapanım reddi hep bir bakıma ölümlülük ile yüzleşmenin reddidir.

Elektronik oyunlara ve öykülere kazık çakmamız (fiksasyon, saplanıp kalma) bir bakıma bu ölüm inkarını sahnelemektedir. Onlar hatıraları silip baştan başlama şansı sunar, orada bir olayı geri sarıp farklı bir sonuca bağlamaya çalışabiliriz. Hataların geri çevrilebildiği ve seçeneklerin açık tutulduğu elektronik medya, derinden komik bir hayat görüsünü sahneleme avantajına sahiptir.

Siberuzamın bizi yüzleştirdiği nihai ikilem şöyledir: Siberuzamda üstbenin aptalca yineleme zorlantısı tarzına gömülmeye mecbur muyuz, yani çizgifilmler gibi ölümden muaf ‘namevt’ (undead) sapkın evrende bitimsiz oyunlara garkolmaya mecbur muyuz? Yoksa siberuzamda bu aptalca dalgınlığın ‘trajik’ bir gerçek/imkansız boyutla darbelendiği farklı bir tarzla ilişkilenmek de mümkün müdür?

Siberuzam anlatısının iki standart kullanımı vardır:
1) Doğrusal tek yollu labirent macerası
2) Belirsiz ‘postmodern’ hipermetin biçiminde köksap kurgusu

Tek yollu labirent macerası etkileşen kişiyi kazandıran-kaybettiren müsabaka yapısı dahilinde tek bir çözüme doğru yönlendirir (düşmanla başa çıkmak, çıkış yolunu bulmak, vb.). Tüm mümkün komplikasyon ve dolambaçlarla birlikte yolun genel haritası önceden açıkça belirlenmiştir; her yol tek bir son Hedefe çıkar.

Hipermetin köksap kurgusunda ise hiçbir okuma sırasına veya yoruma ayrıcalık tanınmaz; hiçbir nihai üst bakış veya ‘bilişsel harita’ yoktur, etrafa saçılmış kırıntıların tutarlı-kapsamlı bir anlatı çerçevesinde birleşme imkanı yoktur. İnsan ister istemez birbirine aykırı yönlere doğru ayartılır, etkileşen kişiler olarak çok sayıda atıf ve bağlantının tutarsız karmaşasında kaybolduğumuzu kabul etmemiz gerekir.

Paradoks/saçmantık odur ki sonunda çaresizliğe düşüren bu kafa karışıklığı, nihai yönelimden yoksunluk, dayanılmaz bir kaygıya sebep olmanın aksine tuhaf bir emniyet hissettirir:

Tam da o sonuncu kapanım noktasından yoksun kalmamız, sonlu insan travmasıyla –hikayemizin bir noktada bitmesi gerektiği ile– yüzleşmekten bizi koruyan bir tür yadsıma işlevi görür. Nihai ve geri döndürülemez o nokta yoktur zira bu çoklu evrende hep başka yollar keşfedilebilir, çıkmaza vardığınız her seferinde sığınabileceğiniz alternatif gerçeklikler bulabilirsiniz.

Peki bu aldatıcı ikilemden nasıl firar edilir?

Gülünç Yücenin Sanatı: David Lynch’in Kayıp Otoban filmine dair (2000) kitabından

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

3 Yorum

Filed under Çeviri

3 responses to “Siberuzam: Komik Evren — Slavoj Žižek”

  1. Geri bildirim: Gayrıresmiyet — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: Asansör — derleme | YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Saikbilim — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER