🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
(Sahne, boş bir arazi. Vladimir ve Estragon, sahnede bekliyorlar.)
Vladimir: G gelmeyecek gibi görünüyor. Ne yapmalıyız?
Estragon: Ama G gelmeden buradan ayrılamayız. Ne yapacağız?
Vladimir: GYoksa ne yapacağız?
Estragon: Peki GVarsa ne yapacağız?
Vladimir: G nerede?
Estragon: G içimizde!
Vladimir: Öyleyse neden burada bekliyoruz?
Estragon: Belki de G, biz onu beklerken, bizim içimizde, kendi içinde bekliyordur.
Vladimir: Yani, aslında G’yi değil, kendi içimizdeki G’yi mi bekliyoruz?
Estragon: Evet, belki de G asla dışarıda değildir, sadece içimizdeki arayışımızda var olur.
Vladimir: (Düşünceli bir şekilde) O zaman bu bekleyişin anlamı ne?
Estragon: Belki de anlam, bekleyişin kendisindedir. Belki de G’yi bulmak yerine, kendi içimizdeki G’yi bulmaya çalışıyoruzdur.
Vladimir: (Gülerek) İşte bu saçmalık! Bekleyişin anlamı, bekleyişin sonunda G’nin gelmesidir. Başka bir şey değil!
Estragon: Belki de bekleyişin sonunda, gerçekten de G gelmezse, bekleyişin kendisi yaşamın anlamı olur.
Vladimir: (Duygusal bir şekilde) Ben G’yi beklemekten yoruldum.
Estragon: (Teselli edici bir şekilde) G yoksa ne yapacağız?
Vladimir: (Kararlı bir şekilde) Beklemeyi bırakacağız. Kendi içimizdeki G’yi bulmaya çalışacağız.
Estragon: (Onaylayıcı bir şekilde) Evet, belki de G aslında içimizdeydi ve biz fark etmedik.
Vladimir ve Estragon sahneden ayrılır, karanlıkta yürümeye devam ederler, kendi içlerine doğru. Perde iner.
İstem: Beckett’in “Godot’yu beklerken” oyununu “G’yi beklerken” diye yeniden uyarla, oyundan dramatik olaylara yer ver, ve şu diyalogları ekle: “GYoksa ne yapacağız? /Peki GVarsa ne yapacağız?” “G nerede? / G içimizde!” / aynısını Vladimir ve Estragon isimleriyle yaz
G-Varsa [Güçtendir ancak ve ancak Varsa] teriminden yardım almıştım. İlk bakışta tuhaf çağrışımlara gebe bu yaklaşım, “içkincilik” ilkesinden ödün vermek istemeyen gerçekçi bir felsefe açısından zorunlu bir uğraktır. (Çetin Balanuye)
Bkz “Peki ya başarırsak?” Slavoj Žižek
G’lerin gelişi, çocukluğumun en güzel anılarından biri. Televizyonda ilk G görüldüğünde, gözlerimizin içi G olmuştu adeta. G’nin varlığı, içimizde büyük bir heyecan yaratmıştı. Yıllar sonra, bir gün G’yi gerçekten görmek nasip oldu bize. Gözlerimizle G’yi gördüğümüzde, o anın değeri tarif edilemezdi. G’nin varlığı, yüreklerimizi coşturdu, umutları yeşertti. Bugün bile o anı hatırladıkça içimizde bir şeyler G oluyor, unutulmaz anılarımız arasında yerini alıyor.
İstem: Ülkemize G’lerin gelişine dair nostaljik bir hikaye yaz! Anlatıcı ilk G’yi çocukken televizyonda görmüştü, sonra yüzyüze de geldi, unutulmaz anılarla anlat. Çok kısa olsun! Her cümlede bol bol G geçsin!
>>> ĞVarsa (özel sayı) <<<






























Geri bildirim: Kolla örgütü — muhaberat derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: G ararken Ğ bulduk — ChatGPT | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: ĞVarsa — özel sayı | YERSİZ ŞEYLER