🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
Sosyal medya, modern toplumun vazgeçilmez bir parçası haline geldi ve bu platformlar sadece iletişim araçları olmaktan öteye geçerek toplumsal dinamikleri şekillendiren güçlü mekanizmalara dönüştü. Ancak sosyal medyanın bir başka ve çok daha derin işlevi var: bir nazar fabrikası olarak çalışmak. Bu metafor, sosyal medyanın hem bireyler arası etkileşimlerde hem de kişisel psikolojide nasıl bir etki yarattığını açıklamaya çalışan bir yaklaşımdır. Nazar, geleneksel inançlarda kıskançlık, haset ve negatif duyguların bir kişiye ya da duruma bakarak zarar verme gücü olarak tanımlanır. Ancak sosyal medyadaki nazar, bundan çok daha karmaşık ve toplumsal bir olgudur.
Sosyal medya algoritması, sürekli olarak dikkat çekici içerikleri öne çıkararak, nazarın etkilerini kitlelere yayar. Nazarın gücü şuradan gelir: İzah istemeyen apaçık bir şey göstererek, bakan kişide izah borcu uyandırmak. Bu, bir bakıma, insanların sosyal medya üzerinden sürekli olarak bir “apaçıklık” algısı yaratma ve bu algıyla başkalarını etkileme çabasını açıklamaktadır. Bir kişi, sosyal medyada gördüğü içerik karşısında açıklama gereği duymadan, salt bir görsellikle karşılaşır ve bu görsellik, ona bir hesaplaşma borcu hissettirir. İşte bu noktada nazar devreye girer. Nazar, izleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkararak, onu gördüğü görüntüyle bir tür zihinsel düelloya sokar.
İzah borcu hisseden kişide, o nazar eşlenerek (kopyalanarak) özerkleşir. Yani, nazarın etkisi sadece izleyici üzerinde kalmaz, aynı zamanda o kişiye içkin bir hale gelir. Bu, kişinin hem içerik üretiminde hem de tüketiminde, sürekli bir izah etme zorunluluğu hissetmesine neden olur. Öyle ki, bir kez bu döngüye giren birey, kendisiyle bir hesaplaşma içine girer; adeta sosyal medyada kendi üstbeni ile didişmeye başlar. Bu hesaplaşma ise onu, hem üretici hem de tüketici olarak sosyal medyada sürekli bir içsel çatışmaya sürükler. Nazarın bu etkisiyle bireyler, gördükleri görüntülere ya da paylaşımlara karşı açıklama borcu hisseder ve bu durum zamanla onların psikolojik denge üzerinde olumsuz bir etki yaratır.
Nazarın etkisi bu kadar açıkken, peki insanlar neden bu nazar üretimine katılır? Aslında bu sorunun cevabı da nazarın kendisinde gizlidir. Kişiler, tepesine tüneyen izah borcunu ötelemek adına, kendileri de “izah istemeyen apaçık şey” olmaya çabalarlar. Yani, nazardan kaçmak için, aynı zamanda yeni nazarlar üretmek zorunda kalırlar. Bu döngü, sosyal medyada var olmanın temel paradokslarından biridir. İnsanlar, başkalarının bakışlarından kaçarken, kaçınılmaz olarak o bakışları üzerlerine çekmek için içerik üretirler. Her bir paylaşım, bir başkasının nazarına maruz kalmanın ve yeni izah borçları üretmenin bir parçası haline gelir.
“Apaçık” algısı, imgelerle kurulduğu için bu nazar bolluğu simgesel düzeni bozundurur. Sosyal medya, imgeler üzerinden işlediği için, bu imgeler aracılığıyla oluşturulan algılar, zamanla daha karmaşık ve soyut bir hal alır. İmgeler, semboller ve göstergeler sosyal medyada hızla tüketilir ve yerini bir başkasına bırakır. Bu imgeler sürekli değişim halindeyken, insanlar da bu değişime ayak uydurmaya çalışır ve her defasında kendilerini daha fazla açıklama yapma zorunluluğunda bulurlar. Ancak zamanla bu imgeler, simgesel bir düzenin parçası olmaktan çıkar ve sadece bir “apaçıklık” hissi yaratmaya başlar. Artık simgelerin kendisi değil, onların etrafında dönüp duran anlamlar bireyler için önemli hale gelir.
Sonuçta yüklenen izah borçları, spesifik simgelerden koparılmış saf bir “onurlu duruştan yoksunluk” ya da “kaypaklık” algısına indirgenir. Bu süreç, bireylerin sosyal medyada kendilerini sürekli olarak savunmasız ve kırılgan hissetmelerine yol açar. Çünkü artık açıklama yapmaya çalıştıkları şeyler, belirli bir anlam dünyasından koparılmış, soyut imgeler haline gelmiştir. Bu da kişiyi, sosyal medya akışındaki sürekli değişime karşı ayakta durmakta zorlanan, “onursuz” ya da “kaypak” bir varlık gibi hissettirmeye başlar. Ancak bu his, sadece kişinin kendi içsel çatışmasıyla sınırlı kalmaz; sosyal medya üzerinden birbirleriyle etkileşimde bulunan bireyler arasında da sürekli bir utandırma ve aşağılayıcı rekabet doğurur.
Oysa kayan tek şey ekrandaki akıştır. Bu durumda, sosyal medyada kaypaklaşan aslında bireyler değil, sürekli akan içeriklerdir. Ekranda kayıp giden imgeler, simgeler ve göstergeler, bireyleri onların peşinden sürükler ve bu sürüklenme sırasında, bireyler kaypaklaşmış gibi algılanır. Ancak bu kaypaklık algısı, kişisel bir zayıflık ya da ahlaki bir çöküş değil, sadece sosyal medyanın işleyişinin bir yan ürünüdür. Bu yüzden, insanlar her ne kadar bu akış karşısında durmaya, bir onurlu duruş sergilemeye çalışsalar da, aslında kendilerini sürekli kayan bir zeminde bulurlar.
Ekran kaydıkça siz de kaypaklaşmış sayılırsınız. Sosyal medyada akan içerikler, bireyleri istemsizce o akışın parçası yapar ve onları sabit bir kimlik ya da duruş sergilemekten alıkoyar. Her bir yeni paylaşım, her bir yeni görüntü, kişinin kendisini yeniden tanımlamak zorunda kaldığı bir fırsat gibi görünse de, aslında bu süreç, kişinin kimliğinin sabitlenmesini daha da zorlaştırır. Sosyal medya akışı karşısında bireyler, sürekli olarak kaygan bir zemin üzerinde hareket etmek zorunda kalırlar ve bu da onların toplum gözündeki duruşlarını zedeler.
Sonunda, bu kaypaklık algısına karşı onurlu bir duruş sergilemek isteyen bireyler, birbirlerini utandırma yarışına gömülürler. Bu yarış, sosyal medyada en çok dikkat çeken görüntüleri ya da içerikleri üretme çabasıyla başlar. Bireyler, kendilerini başkalarının gözünde daha üstün, daha onurlu göstermek için sürekli olarak yeni ve dikkat çekici içerikler üretirler. Ancak bu içerikler, genellikle diğer kişileri utandırmak ya da aşağılamak amacı taşır. Böylece, sosyal medya kullanıcıları arasında sürekli bir rekabet ve utandırma savaşı başlar.
Bu yarışta “en büyük kaypaklık timsali” imgeleri özenle seçip, kendinizle kontrast içinde sunarsınız. Bireyler, sosyal medyada kaypaklaşmaktan kaçınmak için, en büyük kaypaklık sembollerini seçer ve bu imgeler üzerinden kendilerini onurlu ve sağlam bir duruşa sahip gibi göstermeye çalışırlar. Ancak bu çaba, genellikle ters etki yapar. Çünkü en sonunda, siz değil, o imgeler hakim olur. Bireyin sosyal medyada yarattığı tüm imajlar ve imgeler, sonunda onun kontrolünden çıkar ve bağımsız bir varlık kazanır. Sonuç olarak, kişi kendi paylaşımlarının etkisi altında ezilir ve o imgeler bireyin kimliğini tanımlayan asıl unsurlar haline gelir. Sosyal medya, bireyin özünü değil, onun imgeler aracılığıyla kurduğu yanılsamayı yüceltir. Bu nedenle, nazar fabrikası olarak çalışan sosyal medya, bireyleri kaçınılmaz olarak kendileriyle bir savaş içine sokar.
İstem: Aşağıdaki yazıyı uzun bir makale olarak genişleterek baştan sona yaz! Cümlelerin hepsi ayrı ayrı yazıda geçmelidir! / aynısını almanca yaz, nazar=blick / aynısını ingilizce yaz, nazar=gaze
sosyal medya algoritması bir nazar fabrikası olarak çalışıyor. nazarın gücü şundan gelir: izah istemeyen apaçık bir şey göstererek bakan kişide izah borcu uyandırmak. izah borcu hisseden kişide o nazar eşlenerek (kopyalanarak) özerkleşir, böylece o kişinin ayağına dolanır yani bundan böyle o kişi sosyal medyada kendi üstbeniyle didişecektir, çünkü izah borcu ona utanç yüklemiştir. peki insan neden bu nazar üretimine katılır? çünkü tepesine tüneyen izah borcunu ötelemek adına “izah istemeyen apaçık şey” olmaya çabalamak hep yeni nazarlar üretecektir. “apaçık” algısı imgelerle kurulduğu için bu nazar bolluğu simgesel düzeni bozundurur. sonuçta yüklenen izah borçları spesifik simgelerden koparılmış saf bir “onurlu duruştan yoksunluk” veya “kaypaklık” algısına indirgenir. oysa kayan tek şey ekrandaki akıştır, yani özetle… ekran kaydıkça siz de kaypaklaşmış sayılırsınız. sonra da buna karşı onurlu duruş sergileyerek birbirinizi utandırma yarışına gömülürsünüz. bu yarışta “en büyük kaypaklık timsali” imgeleri özenle seçip kendinizle kontrast içinde sunarsınız. ama siz değil o imgeler hakim olur.






























Geri bildirim: Wie soziale Medien-Algorithmen als Blickfabrik funktionieren – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Saikbilimsel — muhaberat derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Nümerik Söylemler 🤖✍️ | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Görsel Medya ve Sosyal Medyanın Çarkları: Tekelleşme, Egolar ve Sosyal Medyatik Sapkınlık | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Binbir Suratlı Patroniçe | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Patroniçe’nin Tabelaları: Tabula Rasa’nın Satanizmi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Bale: insan kuklacılığı ile evrensel fuhuşun orkestrasyonu | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Jihadmaxxing: Nazar Savaşında İslamcı İncel Yahuda Sinematik Put Sistemine Karşı | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER