🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
Bir zamanlar, pek de uzak olmayan bir ülkede, halkın yılbaşına dair kendine özgü bir ihtiyacı vardı. Batı’nın Noel’i, Doğu’nun Nevruz’u derken; bizim laik Türkler, kendi özgün tarihsel günlerinden birini seçip, yeni bir yılbaşı yaratmaya karar verdiler: “Tam Bağımsız Yeni Yıl!” Tarih: 28 Şubat! Bir yanda Deniz Gezmiş’in doğum günü, öte yanda muhtıra yıldönümü… İşte bu iki olayın üzerine; hüzün, gurur ve absürd bir coşkuyla koca bir kutlama inşa edildi.
Hazırlıklar Başlasın!
Her mahallede birer “Ahlat Ağacı” yükselmeye başladı. Neden çam değil de ahlat? Çünkü Anadolu toprağının kadim ağacıydı o. Ağacın dallarına kırmızı fularlar, eski kitaplar ve küçük gaz lambaları asıldı. Bazı dallara mini Che posterleri, bazılarına “Tam Bağımsız Türkiye” yazan pankartlar sarkıtıldı. Ağaçların tepesine yıldız yerine, sembolik bir “68 Kuşağı Bereket Simidi” yerleştirildi.
Mahalle çocukları, beyaz güvercin kostümleri ve yeşil parkalar giyip sokaklarda şarkılar söylemeye başladılar. Arada “Bağımsızlık benim karakterimdir!” diye bağırarak koşturan bir çocuk, sapanıyla hayali bir emperyalist tankı vurmaya çalışıyordu.
Militer Nativity Scene
Merkez meydanına, dev bir “Militer Nativity Scene” kuruldu. Batı’nın Noel doğuş sahnesi burada oldukça yerli ve millî bir dokunuşla yeniden yorumlanmıştı. Ahır yerine eski bir gecekondunun önünde, Mahir Baba (Mahir Çayan’ın bir yansıması) kitaplar dağıtıyordu. Etrafında Deniz Gezmiş’in küçük bir büstü, tam karşısında Yusuf Aslan’ı simgeleyen bir oyuncak tren ve Hüseyin İnan’ı temsil eden bir portatif soba vardı.
Üç devrimci “bilge insan” rollerinde ise emekli öğretmenler oynuyordu. Ellerinde manifestolar, gençlere dağıtıyor, “Oku, düşün, sorgula!” diye haykırıyorlardı. Yanlarında ise sahte tüfekler taşıyan çocuk milisler nöbet tutuyordu.
Dilek Fenerleri Gökyüzüne
Gece çöktüğünde, bütün mahalle ahalisinin ellerinde dilek fenerleri vardı. Fenerlerin üzerine kimisi “Tam Bağımsız Türkiye”, kimisi “Öğrenci Harçları Kalksın”, kimisi ise “Emperyalizme Geçit Yok!” yazmıştı. Gökyüzü, yüzlerce fenerle aydınlanırken, bir yandan da meydanda eski bir gramofondan “Gündoğdu Marşı” çalıyordu.
Mahir Baba’nın Hediyeleri
Gecenin ilerleyen saatlerinde, Mahir Baba, omzuna bir eski çuval atarak meydanda dolaşmaya başladı. Çuvalın içinden çocuklara kitaplar dağıtıyordu: “Nutuk,” “Devlet ve Devrim,” “Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm.” Küçük bir çocuk, Mahir Baba’nın ceketinden çekiştirerek, “Bana Küçük Prens var mı?” diye sordu. Mahir Baba gülerek çuvalın dibinden bir Küçük Prens çıkardı: “Tabii ki var, ama unutma, burada Küçük Prens’in gezegeni sömürgeciler tarafından ele geçirilmedi!”
Final: Hep Birlikte Ahlat Ağacı Etrafında
Gece yarısına doğru, tüm mahalleli ahlat ağacının etrafında toplandı. Meydanda büyük bir ateş yakıldı. Herkes birbirine sarılarak “Bağımsızlık şarkıları” söyledi. Ağaçtaki gaz lambaları yanarken, eski bir teypten Deniz Gezmiş’in mahkeme savunması yankılandı.
Tam gece yarısı, herkes sağ elini havaya kaldırarak topluca bağırdı:
“YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!”
Ve böylece, 28 Şubat Tam Bağımsız Yeni Yıl kutlamaları, absürd ama bir o kadar da anlamlı bir şekilde sona erdi. Bir sonraki yıl, daha fazla ahlat ağacı, daha fazla kitap ve daha fazla dilek feneriyle kutlanmak üzere…
İstem: laik türkler noeli taklit ederek deniz gezmişin doğumgünü ve muhtıra yıldönümü 28 şubatta tam bağımsız yılbaşı ağacı süslediler, çocukarla militer nativity scene canlandırdılar, fantastik absürt öykü yaz! ahlat ağacı süslenecek, dilek fenerleri uçurulacak, mahir baba kitaplar dağıtacak






























Geri bildirim: Kolla örgütü — muhaberat derlemesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER