Güzel Güzel Yaşamak — Aziz Kimsin

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🔢🌟 UNUTUK MAKİNESİ 🔢🌟

Şapka Devrimi’nin ardından güneşli bir sabah, İstanbul’un dar sokaklarında yepyeni başlıklarıyla dolaşan insanlar, dünyayı cennete çevirmenin coşkusuyla hareket etmeye başladılar. Kimse onlara bakmasa bile, sanki görünmez kalabalıkları selamlarcasına, şakacıktan ama aynı zamanda da derin bir ciddiyetle, “Yahu şu vazoyu pollyanna gibi pırıl pırıl silmeliyim,” diyerek işe koyuldular. İşte o an, bütün memleket inanılmaz bir estetik deneysellik moduna girdi.

Aksaray’dan Beyazıt’a kadar sokaklar, salına salına yürüyen insanlarla doldu taştı. İpeksi bir edayla uzayan adımları, tül gibi süzülerek atılıyor, hatta hava bile adeta koku koku neşeyle doluyordu. Bu yeni tarzlarında onlar, kim bilir nerelerden gelen olmayacak bakışlara ve duymadıkları alkışlara karşı şıkça selam veriyor, şapkalarının kenarını zarifçe eğiyorlardı. Herkesin yüzünde tarifi imkânsız bir mutluluk vardı; ancak yine de içlerde tuhaf bir melankoli ıldır ıldır akıyor, sanki yavaşça ama inatçı bir sis gibi ruhlara sızıyordu.

Günün ortasında, Galata Köprüsü üzerinde balık tutan genç bir delikanlı, sırf hayatı daha da güzelleştirmek adına oltasını kibarca denize pıtırcık pıtırcık indiriyordu. “Kuyruklu yıldız gibi çekmeliyim balıkları!” diye mırıldanarak, her zamankinden farklı, ebruli bir hevesle misinasını sarıyordu. Yanından geçip gidenler, “Şapkana bayıldık, bir de senin bu melodik tavrınla dünyanın sorunlarını da çatı katından atarcasına ferahlatıyorsun,” diye takılıyorlardı. Delikanlıysa içindeki hafif hüzne rağmen gülümsüyor, görünmez seyircilerine minnetle eğiliyordu.

Bu tuhaf ve hoş hareketlenme, kahvehaneleri de sardı. Kahveyi köpürtüp fincana dökerken, ustalar fısır fısır dualar edip sanki kanatlı melekleri çağırır gibi özen gösteriyor, fincanları gümüş tabaklara pırıl pırıl yerleştiriyorlardı. Müşteriler her yudumda cennetin kapısına yaklaşır gibi olsalar da, içlerini kemiren küçük bir eksiklik: “Nedir, niyedir?” şeklinde sorular yükseliyor ama yanıt bir türlü bulunamıyordu. Çünkü bu şenlikli uğraşın, “kimsecikler bakmasa dahi fevkalade görünme” sevdasının içinde, tarif edilmez bir boşluk yavaş yavaş kendini hissettiriyordu.

Akşamüstü olduğunda, Kadıköy vapuru iskeleye dingin dingin yanaştı. Şapkaları rüzgârda düzelte düzelte inen insanlar, ayaklarını suya değdirecekmişçesine sakince ama görkemlice bir havada yürüyorlardı. Nereden geldiğini bilmedikleri bir orkestranın sesi kulağa geliyormuş gibi, her adımda waltz yapar gibi hafifçe salınıyorlardı. Derken biri iç geçirerek, “Bütün gün salına salına yürüdük de bu kalbimizin ortasındaki özlem niye?” diye sordu. Cevabı kimse veremedi. Çünkü o duygu, belki de en çok hayal ederek yaşanabilecekti ve asla tam olarak giderilemeyecekti.

Ve ertesi gün… Şapkalar yine havaya, gözler yine olmayan izleyicilere doğru çevrildi. Yeni bir güne yine aynı yüksek coşkuyla başladılar. Dünyayı cennete çevirme tutkularını, bir yandan içlerini yakan o hüzünle besleyerek… Belki de varmak istedikleri cennet, dış dünyada değil, sırf göz önüne sermek istedikleri o zarif hayallerinin içindeydi. Ve kim bilir, belki de sır tam buydu: Hep biraz eksik kalmak ama yine de salına salına, pırıl pırıl, köpük köpük devam edebilmek…

ChatGPT o1 istemi: (öncesi) Şapka Devriminden sonra Türkler gün boyunca yaptıkları bütün işleri güzel güzel yaparak, kimse onlara bakmasa da olmayan gözlere hitap ederek, dünyada cenneti hayata geçireceklerine inanırlar ama melankolik bir eksiklik hissi asla peşlerini bırakmaz. Salına salına yürümek gibi çok çeşitli filleri estetik-deneysel zarflarla niteleyeceksin, doğallıkla cümlelerde geçirerek. Bu konuda heyecanlı sürükleyici sürreel hikayeli hülyalı esprili öykü yaz!

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat

3 responses to “Güzel Güzel Yaşamak — Aziz Kimsin”

  1. Geri bildirim: Unutuk Makinesi — özel sayfa | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: İbret Saati | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Bir Soyadı Hikâyesi — Aziz Kimsin | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER