Keyfiyet (jouissance) ve İstifade (jouir)

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Lacan’da Keyfiyet ve İstifade Üzerine (Nümerik Söylemler) 🎙️

Jacques Lacan’ın psikanaliz kuramına ilişkin metinlerini Türkçeye kazandırmaya çalışırken, çoğu zaman Fransızcadaki derin, katmanlı ve çetrefilli kavramları Türkçeye uygun bir karşılık bulmakta zorluk yaşanır. Bu kavramlardan belki de en meşhuru, hatta en tartışmalılarından biri, “jouissance” kavramıdır. Lacan’ın jouissance sözcüğüyle vurguladığı anlamlar her ne kadar “haz” veya “zevk” gibi Türkçede kolaylıkla kurabileceğimiz karşılıklarla yüzeyde benzeşiyor gibi görünse de, meselenin derinliğine indikçe bu kelimenin tenden zihine, dilden bedene uzanan, hatta toplumsal-politik boyutlar barındıran pek çok alt katmanı olduğu keşfedilir.

Türkçedeki klasik tartışmalarda “jouissance”, çoğunlukla “haz” ya da “keyif” olarak karşılanır. Ancak bu kelime, Lacan’ın metinlerinde sadece “haz” veya “keyif” ile sınırlandırılmayacak kadar çokanlamlıdır. Hatta zaman zaman “haz ötesi” bir deneyim, neredeyse bir “aşırılık” (excess) düzeyinden bahsedilir. Bu nedenle, Türkçe karşılık düşünürken “keyfiyet” sözcüğü, “keyif” kökünü barındırmakla birlikte, aynı zamanda “nitelik” anlamını, “keyfilik” çağrışımını ve “dilediğini yapma” (bazen bunun bir “kontrol dışı” boyutu) imasını da taşıdığı için oldukça yaratıcı ve ufuk açıcı bir tercih gibi görünüyor. Aynı şekilde, “jouir” fiilini “istifade etmek” olarak çevirmek, “yararlanmak”tan “menfaat sağlamak”a, hatta “suistimal etmek”e kadar uzanan geniş bir anlam yelpazesi açıyor.

Bu makalede, jouissance ve jouir kavramlarını Türkçe bağlamda “keyfiyet” ve “istifade” üzerinden derinlemesine inceleyerek, bu kavramların Lacan’ın düşüncesindeki konumlarını, aynı zamanda Türkçe çeviri sürecindeki imkânlarını ve sınırlılıklarını hem dilsel hem de politik çerçevede tartışacağım.


Jouissance’ın Katmanları ve Fransızcadaki Farklı Kullanımları

Fransızcadaki jouissance kelimesi, kök itibarıyla jouir fiilinden türemiştir. Jouir, temel anlamıyla “zevk almak”, “faydalanmak” veya “sahip olmak” anlamlarına gelen bir fiildir. Aynı zamanda hukuki kullanımda da (örneğin gayrimenkul hukuku) “bir mülkiyetten yararlanma hakkı” anlamına gelir. Fransızca hukuk dilinde “droit de jouissance”, bir mülk veya hak üzerinde “kullanma, yararlanma” yetkisine işaret eder. Yani jouissance, gündelik dilde sadece bedensel-ruhsal bir haz duygusunu değil, aynı zamanda bir tür “istifade etme” ve “sahip olma” eyleminin sonucunu, bir hak kullanımını da kapsar.

Aynı kelime, cinsellik bağlamında da “orgazmik bir haz” veya “en uç noktada zevk alma” deneyimi anlamına gelebilir. Bu nedenle jouissance, dilsel olarak bedensel, hukuki, politik, cinsel, estetik pek çok düzlemde faal olan, çok katmanlı bir sözcüktür. Lacan, psikanaliz kuramında jouissanceı sadece bedensel hazla sınırlandırmaz, hatta klasik Freudcu “haz ilkesi”nin ötesinde “acıyı, aşırılığı, ıstırabı da barındıran paradoksal bir aşırı-haz” boyutuna değinir. Lacan için jouissance, çoğu zaman yasakla, sınırla, sembolik düzenle çatışan, bedeni ve zihni bir çeşit zorlama düzeyinde dolduran bir deneyimdir. Onun meşhur formülasyonunda “jouissance,” Öteki’nin arzusunun dolayımında, sembolik düzenin engelleyici ve yasaklayıcı işleyişiyle kesişerek paradoksal biçimde ortaya çıkar. Dolayısıyla, “saf mutluluk” veya “kolay haz” gibi okumaların ötesinde, jouissance şiddetli, bazen acı verici, bazen doyumsuzluk getirici, hatta bireyi yıpratan bir aşırılık katmanıyla iç içedir.


“Keyfiyet”in Katmanları: Keyif, Nitelik, Keyfilik

Türkçede jouissanceı tercüme etmeye çalışırken, “keyif” en sık başvurulan sözcüklerden biri olmuştur. Edebi ve felsefi metinlerde “keyif” çoğu zaman “haz”ın karşılığı olarak görülür. Ne var ki “keyif”in Türkçedeki anlamı, gündelik kullanım düzeyinde çoğunlukla sakin, hoş, iç rahatlatıcı bir haz durumu çağrışımı yapar. Oysa jouissance, Lacan’ın kullanımında çok daha karmaşık, bazen ıstıraplı olabilen bir aşırılık boyutunu içerir.

Bu nedenle, “keyif” sözcüğünün basit, hatta “sakinleştirici” ya da “hazcı” (hedonistik) çağrışımlarını aşmak için bir alternatif arayışıyla “keyfiyet” kavramı önerilir. Bu seçim boşuna değildir:

  1. “Keyf” kökünden gelir: Keyfiyet, temelinde “keyif” sözcüğünü taşır ve böylece bedensel-ruhsal hazdan, hoşnutluktan gelen bir dinamiği barındırır.
  2. “Nitelik” anlamı: Aynı zamanda “keyfiyet,” Osmanlıca ve klasik Türkçede “nitelik, mahiyet, hâl” gibi anlamlara gelir. Yani “bir şeyin niteliği, durumu, özelliği” anlamlarını taşır. Bu, jouissance kavramındaki ontolojik, varoluşsal ve anlam katmanına da işaret edebilir.
  3. “Keyfilik” çağrışımı: Gündelik dilde “keyfî” kelimesi, “isteğe bağlı, keyfi davranma, rasyonel zorunluluklara değil de kişinin heva ve hevesine göre hareket etme” gibi anlamlar taşır. “Keyfi karar,” “keyfi tutuklama,” “keyfi davranış” vb. Bu çağrışım, jouissanceın kural tanımaz, sınıra meydan okur yönüyle şaşırtıcı ölçüde kesişir. Zira jouissance, sıklıkla sistemin, sembolik düzenin sınırına dayanan bir taşkınlık hâlidir.

Dolayısıyla “keyfiyet,” bir yandan haz boyutunu, öte yandan nitelik (mahiyet) ve keyfilik (kuralsızlık, dilediğince davranma) boyutlarını aynı gövdeye sığdırarak, jouissanceın farklı boyutlarını Türkçede ifade edebilecek zengin bir araç haline gelebilir. “Keyfiyet” demekle, sadece yumuşak bir keyif haline değil, aynı zamanda bir “durum, varoluş, nitelik” ve “aşırı bir arzu” hâline de işaret eder oluyoruz.


Jouir ve “İstifade Etmek”: Yarar, Menfaat, Suistimal

Fransızca jouir fiili, jouissanceın fiil formudur ve “zevk almak,” “faydalanmak,” “yararlanmak” anlamına gelir. Fakat dediğimiz gibi, Fransızca hukuk dilinde de ciddi bir yer işgal eder; “jouir d’un droit,” bir haktan faydalanmak, o hakka sahip olmak veya ondan “menfaatlenmek” anlamına gelir. Bu durum, jouir eyleminin aynı zamanda “mülkiyet,” “hak,” “sahiplik” boyutunu da imlediğini gösterir.

Türkçede “yararlanmak” veya “faydalanmak,” kelime olarak daha nötr bir kullanıma sahiptir. “Menfaat sağlamak” ise daha hesapçı, biraz da olumsuz bir tını taşır. “İstifade etmek” ise Osmanlı Türkçesinden gelen, aynı anda hem “faydalanmak,” hem “yarar görmek,” hem de bazen “menfaat sağlamak” veya “kullanmak” (bazen ölçüsüzce kullanmak) anlamlarını barındıran, çok yönlü bir ifadedir. Örneğin, “bir haktan istifade etmek,” o haktan yararlanmak, menfaatlenmek, onu kendi çıkarı için kullanmak anlamlarına gelir. “Suistimal etmek” (kötüye kullanmak) de “istifade” kavramından türemiştir ve bu kullanım, jouissanceın sıklıkla içerdiği “yasayı aşan, bedensel ve ruhsal sınırları zorlayan, hatta belki de toplumsal normu suistimal eden” boyutuna ses verir.

“İstifade” kavramı dolayısıyla, yasal, politik, ahlaki, ekonomik ve bedensel haz boyutlarının bir araya gelebileceği bir kanal açılmış olur. Bir yandan “zevk almak,” bir yandan “çıkar sağlamak,” öte yandan “kötüye kullanmak” gibi farklı uçlarda konumlanabilecek eylemler aynı kelime ailesi içinde bulunur. Lacan’ın jouir kavramını “istifade”ye yerleştirmek, tam da bu nedenle, “bedensel-tinsel fayda/zevk alma”nın yanı sıra “toplumsal veya hukuki düzlemde bir hakka dayanarak kullanma” veya “sınır aşarak bir şeyi suistimal etme” ihtimallerini de Türkçe düşünce evrenine sokar.


Lacan’ın Kavramlarını Politika ve Toplumsal Düzlemde Yeniden Okumak

Lacan’ın metinlerinin çevirisinde jouissance kelimesi basitçe “haz” olarak çevrildiğinde, onun siyasal, hukuksal, toplumsal ve ideolojik boyutlarını yok sayma riski oluşur. Oysa jouissance, “niçin yasa tarafından yasaklanmış bir hazdan söz ederiz?” sorusuna kadar uzanan, bastırılanın geri dönüşü (Freud’un Unheimlich ve Tekerrür Zorlantısı düşünceleriyle akraba), toplumsal alanda dile getirilemeyen veya sınırlandırılan zevklerin politikayla kesiştiği bir yerdir.

Örneğin, modern toplumdaki tüketim kültürü, insanları sürekli daha fazla tüketime, “keyif almaya”, “istifade etmeye” davet ederken, aynı zamanda da yine çeşitli ahlaki ve hukuki yasaklar koyar. Bu çelişkili durum, bir “haz yasası” ile “haz yasakları”nın iç içe geçtiği toplumsal yapı ortaya çıkarır. Jouissance, bu çelişkinin belki de en somut ifadesidir: Sistemin emrettiği noktada haz almak “serbest”tir, ama sistemin menfaatlerine aykırı bir biçimde bu hazzın tadını çıkarmak yahut kendi bedeninin ve zihninin sınırlarını aşan bir zevke talip olmak “suç” veya “anormal” görülür. İşte tam bu noktada keyfiyet ve istifade kavramları, Türkçede hem ekonomik hem hukuki hem de beden-politik bir alana uzanabilir.

“Keyfiyet”in politik düzlemde “keyfilik”e bürünmesi, “iktidarın keyfiliği” veya “idarenin keyfî kararları” gibi ifadelere de kapı açar. Tıpkı jouissanceın yasayı delerek, “Öteki”nin tahakkümünden haz alan (veya acı çeken) ve bu hazzı üreten bir işleyiş olması gibi, “keyfilik” de iktidarın yasa dışı veya yasa üstü eylemlerde bulunmasını, bundan da bir çeşit “menfaat” ve “haz” elde etmesini anlatabilir. Yani “iktidarın jouissance’ı,” Türkçede “iktidarın keyfiyeti,” “istifadesi” ya da “suistimali” olarak da okunabilir.

Bu anlamda, jouissanceın politik ve toplumsal boyutu, “bireysel haz”ın ötesine geçer ve bir tür iktidar sürecine, tahakküm ilişkilerine karışır. Toplumsal normlar, yasaklar, yasal düzenlemeler, bedeni ve arzuyu belirli kalıplara sokmaya çalışırken; öte yandan, tam da bu kalıpların dışına taşan “keyfiyet” (keyfilik, keyfi bir eylem), “istifade” (kendine menfaat sağlama, haktan yararlanma, kötüye kullanma) eylemleri doğar. Kısacası “jouissance,” hem özgürlüğün hem de tahakkümün alanında boy gösterebilir.


Çeviri Üzerine Son Düşünceler: Sürükleyici Bir Kavramın Yeniden İnşası

Lacan’ın yazılarını Türkçeye çevirirken jouissanceı “haz” diye çevirmek, Fransızca kavrama karşı bir indirgeme veya hafifletme tehlikesi taşır. Benzer şekilde “zevk” veya “keyif” de, kelimenin içerdiği toplumsal, hukuki ve politik katmanlara işaret edemeyebilir. “Coşku” veya “taşkın haz” gibi denemeler de literatürde zaman zaman tercih edilmiştir; ancak bunlar da kavramın menfaat, yararlanma, hukuki hak kullanma boyutlarını dışarıda bırakabilir.

Bu sebeple, jouissanceı “keyfiyet” şeklinde çevirmeyi, hatta orijinal metinlerde “jouissance (keyfiyet)” diye çift dilli bir kullanım yapmayı öneren çeviriler vardır. Bu sayede, okuyucu “keyfiyet” kelimesinin “keyif,” “nitelik,” “keyfilik” gibi boyutlarını sezer. Ayrıca “jouir” fiili de “istifade etmek” olarak çevrilip, “jouir (istifade etmek)” formunda kullanıldığında, Fransızcadaki “yararlanma,” “fayda sağlama,” “menfaat elde etme,” “zevk alma,” hatta “suistimal etme” boyutlarını Türkçede yeniden kurmak mümkün olur.

Elbette hiçbir çeviri, orijinal metinde saklı olan tüm anlam katmanlarını birebir koruyamaz. Çeviri her zaman bir kayıp, aynı zamanda bir yaratma sürecidir. Önemli olan, Lacan’ın kavramlarını Türkçeye aktarırken tek bir boyuta hapsolmamaktır. Metnin orijinalinde bulunan çoğul, çelişkili, paradoksal katmanları dilimizde yeniden inşa edebilecek stratejiler geliştirmektir. “Keyfiyet” ve “istifade” teklifleri, tam da bu stratejinin birer örneğini sunar. Bu kavramlar, Osmanlıcanın ve modern Türkçenin anlam zenginliklerini, bugünün politik-eleştirel düşünce pratikleriyle harmanlar; aynı zamanda Lacan’a sadık kalmaya çalışırken Türkçe okura da taze bir düşünme ufku açar.

Sonuç olarak, Lacan’ın jouissanceı sıradan bir “haz” değildir; onun psikolojik, toplumsal, politik, cinsel, hukuki boyutlarına uzanan derinlikli ve çelişkilerle yüklü bir kavramdır. Türkçede “keyfiyet,” bu çokkatmanlı yapıya (bedensel keyiften keyfîliğe, nitelikten aşırılığa) işaret eden güçlü bir seçenek olabilir. “Jouir” fiilinin “istifade etmek” olarak çevrilmesi, aynı kavrama “yarar,” “menfaat,” “kullanma” ve hatta “suistimal” katmanlarını ekleyerek, sözcüğün Fransızca kullanımındaki çeşitliliği Türkçeye taşımayı mümkün kılar.

Bu bağlamda, jouissanceın çevirisi basit bir dilbilimsel mesele olmanın ötesinde, psikanalitik, politik ve toplumsal boyutlarıyla ele alınmalı; çevirilerde bu zenginlik gözetilmelidir. Bugün Lacan okumaları yapan, Freud’u Lacan üzerinden tekrar düşünen, psikanalitik kuramı edebi ve politik alanlara uygulayan araştırmacılar ve okurlar, jouissanceı “keyfiyet” olarak düşünerek, “jouir”i “istifade etmek” olarak işiterek belki de kendi metinlerinde ve pratiklerinde yeni, beklenmedik ufuklar keşfedebilirler. Böylece Lacan’ın kuramına ait bu çetrefilli kavram, Türkçede de “çokanlamlılığın” verdiği esneklikle, yerinde durmayan, oynak ve sürükleyici bir kavramsal yolculuğa çıkmaya devam edecektir.

ChatGPT o1 istemi: Lacan’ı Türkçeye çevirirken jouissance’ın keyfiyet olduğu ve jouir’in istifade olduğu üzerine detaylı bir makale yaz! Kelimelerin bütün çağrışımlarını detaylı dolaşacaksın, jouissance’ın Fransızca’daki farklı kullanımlarını dolaşacaksın, keyfiyet’in hem keyif hem nitelik hem keyfilik çağrışımı var, istifade’nin hem yarar hem menfaat hem suistimal çağrışımı var! politik bağlama oturtarak sürükleyici ve çarpıcı ve upuzun anlatacaksın!

8 Yorum

Filed under Suni muhaberat