32 Yıl Sonra Düşülen Çelişki: ‘Öyküler Uyduruyorlardı’ Uyarısından Tarihî Fantazi Üretimine

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

💔👑🔮 MENKIBE 💔👑🔮

(öncesi: Kor Kitap’ın ‘Hakikatle Flört Eden’ Stratejisi: Tarihsel İmaj ve Duygu Pornografisi Üzerine)

1993 yılında Evrensel Basım Yayın tarafından yayımlanan Bizim 68, Türkiye devrimci hareketinin belleğini doğru biçimde korumayı hedefleyen bir belgesel röportaj kitabıydı. Kitap, “68’den 6 Mayıs’a” adlı belgesel için yapılan görüşmelerin arta kalanlarının derlenmesiyle oluşturulmuş, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının siyasal mücadelelerine odaklanan tarihsel bir anlatıydı.

Yayına hazırlayan Aydın Çubukçu, kitabın içinde ve kurgusunda, özellikle Gezmiş’in efsaneleşmesiyle ilgili çok net uyarılara yer veriyordu. Toplumda, Gezmiş’i romantikleştirme ve onun etrafında uydurma öyküler kurma eğiliminin arttığı fark edilmiş; bu eğilim ciddi bir ayartı ve tehlike olarak tespit edilmişti.

Ne var ki, aradan geçen 32 yıl sonra, aynı editöryal aklın denetiminden çıkan Aygün Kevrina’nın Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım adlı kitabı, tam da 1993’te uyarısı yapılmış olan türde bir kurguya dönüşmüştür: politik öznenin duygusal özneye indirgenmesi.


1993’teki Belgeli Uyarılar: “Birçok Öykü Uyduruyorlardı”

Bizim 68 kitabında birden fazla tanıklık, Gezmiş’in halk arasında nasıl bir “efsane” hâline getirildiğini ve bunun nasıl çoğu zaman gerçekle örtüşmeyen biçimlerde uydurulduğunu dile getirir. Kitapta geçen ifadeler açık, çarpıcı ve oldukça tutarlıdır:

“Deniz idam edildikten sonra bile onun idamına inanamayan çok insana rastladık biz. Hayır bizim buraya gelmiş, şurada kalmış, şu adam görmüş, gibi şeyleri çok duyduk.” (s. 259)

“Tabi onlar kendine göre nasıl kurtulduğuna dair birtakım öyküler de anlatıyorlar. Örneğin bir ilerici subay onun yerine başka birini bırakmış, ya da ölmeden almışlar, dışarı çıkarmışlar, ama hükümete öldü diye rapor vermişler gibi, öyküler uyduruyorlardı.” (s. 259)

“Bunu bir, iki değil, pek çok yerde dinledik. İlginç bir olaydı.” (s. 259)

Bu satırlar, Gezmiş’i bireysel hafızaların fantazisine kurban etmeden, siyasal eylem bağlamında anlamak gerektiğini vurguluyordu. Kitabın son bölümünde geçen efsaneleşme tehlikesi, özellikle tanıklıkların tarihî mesafeyi koruyan niteliğiyle dengelenmişti.


Bugün: Aynı Anlatının Tersi Bir Yayınla “Öykü” Üretmek

Kevrina’nın kitabı, bu bağlamda tam karşıt bir örnek sunar. Hiçbir tarihsel belgeye dayanmayan; tamamen kişisel, duygusal bir anlatım üzerine inşa edilmiş; Gezmiş’in politik yönünü silerek onu bir romantik aşk nesnesi hâline getirmiştir. Özellikle şu satırlar, kitabın hedefini açıkça gösterir:

“Seni çok özledim… Biliyorsun değil mi? Biliyorum, sevdiğim sensin…” (s. 19)

Bu cümleler, devrimci bir lideri hatırlamak değil, bir içsel fantaziyi meşrulaştırmak üzere kuruludur. Gezmiş, artık bir siyasal aktör değil; bir bireyin duygusal geçmişine saplanmış bir figürdür. Mahremiyetin bu ölçüde teşhir edilmesi, Bizim 68’de eleştirilen “uydurulan öyküler” fenomeninin modern, edebi bir varyantı hâline gelmiştir.


Tanıklıktan Kurgusal Pazarlamaya: Hafıza Dönüşüyor

Bizim 68’de yer verilen şu tespit, Kevrina’nın anlatısıyla çelişkiyi daha da görünür kılar:

“Siyasal olarak Deniz’in eşitlikçi, özgürlükçü bir dünya için savaşması ve bu ezilen insanların onun bu isteminde, başkaldırı isteminde, güçlüye, zorbaya, egemen olana başkaldırı isteminde kendilerini bulması, onu benimsemeleri anlamına gelir bu. Aksi halde, belki gelip geçici birşey olarak kalabilirdi. Öldürülmesinden yıllarca sonra hâlâ bir takım yerlerde efsaneler sürüyorsa, sanıyorum ki bu, hâlâ eşitsizliğin olduğu, ezen ve ezilenlerin olduğu bir dünyada eşit ve özgür bir dünyaya duyulan ihtiyaçtan ve Deniz’in bu ihtiyaçları kendi şahsında simgelemiş olmasındandır.” (s. 259)

Ne var ki, Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım bu toplumsal ve siyasal bağlamı yok sayarak, anlatıyı bireysel trajediye ve nostaljiye teslim eder. Kitabın sunduğu aşk hikâyesi, 1968 kuşağının ahlaki, ideolojik ve tarihî yükünü taşıyamayacak kadar hafif ve temelsizdir.


Hafıza Erozyonunun Editoryal Sorumluluğu

Tartışmalı kitabın yayımlanması, yalnızca bir yazarın öznel anlatısı değil; aynı zamanda editoryal onay ve yayıncı tercihidir. 1993’te halk efsanesi üretimine karşı uyarıda bulunan isim, 2025’te o efsaneyi kurumsallaştıran yayın politikasının içindedir. Bu yalnızca bir düşünce değişikliği değil, politik hafızaya karşı sorumluluk ihlalidir.

Bizim 68’de Ahmet Say’ın şu efsanevi tanıklığı uydurulmuş öykülere örnek gösterilmiştir:

“Bazı gerçekler vardır. O kadar olağanüstüdür ki, o gerçek dile getirildiği zaman abartıyı da aşan bir yalan zannedilir. Ben, şimdi anlatacağım olayı gözlerimle gördüm. O kargaşada, polisle çatışma sırasında, tahmin ediyorum bir 6–7 metre kadar vardı, Deniz uçtu, havada pike yaptı polis jipinin üzerine, –etrafı kalabalıktı, iten başka var mıydı bilmiyorum– Deniz Gezmiş pike yaptı, değdiği anda cipe, cip devrildi. Biraz efsanevi birşey ama, bunu gördüm ben, yaşadım.” (s. 261, saniye ayarlı video linki)

Bugün yaşanan tam da budur: zamanın abartıyla gerçekliği örten bir gösteriye dönüşmesi. Oysa devrimciler, gösterinin değil, eylemin insanlarıydı.


Sonuç: “Öyküler Uyduruluyordu” Uyarısından, Edebî Öyküye Katkıya

Bizim 68, Deniz Gezmiş hakkında fantazileştirilmiş anlatılara karşı, tarihsel gerçeklikten ve kolektif mücadeleden yana tavır almış bir çalışmaydı. Bugün yayımlanan Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım, aynı figürü bir mahremiyet nesnesine, duygusal bir pazarlama aracına indirgemektedir.

Ve bu dönüşüm, bir zamanlar uyarısını yapan kişinin, artık bu dönüşümün yayınevi aracılığıyla kendi eliyle gerçekleşmesine zemin sunmasıyla trajikleşmektedir.

Bir zamanlar “öyküler uyduruluyordu” diye uyarılan sahne, bugün artık bizzat kurgu üretiminin sahnesine dönüşmüş durumda. Ve bu durum, sadece kişisel değil, kolektif hafızanın da sessizce çözüldüğünü gösteriyor.

(sonrası: Sembolün Etine Dokunmak: “68’den 6 Mayıs’a” Belgeseli Üzerinden Yeni Kuşaklara Bir Bakış)

(sonrası: Tanrının Gözdesiyle Devrimin Gözdesi Arasında: Kevrina’nın Narsistik Kozmolojisi)

15 Yorum

Filed under Suni muhaberat

15 responses to “32 Yıl Sonra Düşülen Çelişki: ‘Öyküler Uyduruyorlardı’ Uyarısından Tarihî Fantazi Üretimine”

  1. Geri bildirim: Kor Kitap’ın ‘Hakikatle Flört Eden’ Stratejisi: Tarihsel İmaj ve Duygu Pornografisi Üzerine | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: GEÇİŞ KRİZİ ⚠️⏳🚪 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  3. Geri bildirim: Geistesfront 🏛️🧠💫 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  4. Geri bildirim: Sembolün Etine Dokunmak: “68’den 6 Mayıs’a” Belgeseli Üzerinden Yeni Kuşaklara Bir Bakış | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  5. Geri bildirim: Yeni Paradigmanın Şafağında Üç Ölüm ve Türkiye Solunun Hesaplaşması | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  6. Geri bildirim: Keyfiyetin Diyalektiği: Fantazmatik Gerçeklik ve Cinsiyetin Siyaseti Üzerine | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  7. Geri bildirim: Arayüzün Rejimi: Dijital Empati, Simülakrum Acı ve Duygusal Algoritmalar | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  8. Geri bildirim: Dijital Direnişin Simülakrumu: Algoritmik Aktivizmin Çıkmazında Hakikatin Peşinde | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  9. Geri bildirim: Tanrının Gözdesiyle Devrimin Gözdesi Arasında: Kevrina’nın Narsistik Kozmolojisi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  10. Geri bildirim: Bir Çaydanlık Umut: Rojava Belgeselinin Estetize Edilmiş Komün Fantazisi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  11. Geri bildirim: Kevrina Menkıbesi — muhaberat derlemesi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  12. Geri bildirim: Aydın Çubukçu’ya Açık Mektup | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  13. Geri bildirim: Bir Çaydanlık Umut: Rojava Belgeselinin Estetize Edilmiş Komün Fantazisi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  14. Geri bildirim: Jineolojik Depresyon: Yüceltilmiş Hayalin Aşağılanmış Gerçekle Çarpıştığı Yer | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  15. Geri bildirim: Kuşaklar — özel sayfa | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER