Kor Kitap’ın ‘Hakikatle Flört Eden’ Stratejisi: Tarihsel İmaj ve Duygu Pornografisi Üzerine

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

💔👑🔮 MENKIBE 💔👑🔮

(öncesi: Aygün Kevrina: Pembe Edebiyatı Gizemli Hakikat Diye Yutturma Sahtekarlığı)

Kor Kitap, Türkiye solunun tarihî figürlerini yayın politikalarıyla güncellemeye başlayan bir yayınevi. Özellikle Deniz Gezmiş ve devrimci mücadele temalarını içeren yayınlarıyla tanınan bu yayın çizgisi, 2025’te yayımladığı Aygün Kevrina’nın “Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım” adlı kitapla yalnızca edebiyatî bir spekülasyon yaratmakla kalmadı, aynı zamanda ciddi bir politik yozlaşmanın da göstergesi haline geldi. Kitabın duyurusu ve yazarla yapılan röportajın Evrensel gazetesinde yayımlanması, bu projenin yalnızca yayıneviyle sınırlı kalmayıp Emek Partisi’nin medya aygıtlarına da yayıldığını ortaya koydu.

Politik İmajdan Keyfiyet Pazarlamasına Geçiş

Yayınevinin teorik ve politik zemini, EMEP çevresinin tarihsel materyalist çizgisine dayalıdır. Bu çizginin temel mimarlarından olan Aydın Çubukçu, Gezmiş’in yakın mücadele arkadaşlarından biri olarak devrimci bir mirasın temsilcisi konumundadır. Fakat tam da bu mirasın böylesine muğlak, mahremiyet sömürüsüne dayalı, edebiyat ile fantazi arasında salınan bir metne tahvil edilmesi, yalnızca bir editoryal zaaf değil, bilinçli bir yönelimdir.

Slavoj Žižek’in belirttiği gibi, “yağ gibi akan belagat hakikatin tam tersidir.” Bu kitapta anlatının sürükleyiciliği, hakikatin yerini alan bir gösteriye dönüşür. Ve tam da burada, klasik Marksist değer fazlası (surplus value) yerine keyfiyet fazlası (surplus enjoyment) devreye girer. Kor Kitap artık yalnızca ideolojik metinler değil, duygusal arzuların ve fantazilerin de dolaşıma girdiği yeni bir metin ekonomisi kurmuştur.

Tarihi Yeniden Yazmak, Duygusal Fantaziyi Yüceltmek

Söz konusu kitapta, Deniz Gezmiş’le yaşandığı öne sürülen ilişki; belgeye, tanıklığa, tarihî doğrulamaya değil, yalnızca anlatıcının duygusal çağrışımına ve belleğine dayalıdır. Bu, bir anı değil, baştan sona kurgusal bir özdeşleşme fantazisidir.

“Biliyorsun değil mi?.. Sevdiğim sensin…” (s. 19)

“Aslında kendimi aldatmaya çalışıyordum. Gözlerim hep onu arıyordu.” (s. 35)

Bu sahneler, tarihi açıklamak değil, erotik bir arzu üretmek için yazılmış gibidir. Okur burada tarihsel bir figürle özdeşlik kurmaya değil, onun erotikleşmiş simgesiyle haz üretmeye çağrılır.

Duygular Üzerinden Egemenlik Kurmak: Sessiz Bir Teorik Terk

Bu anlatı, devrimci mücadelenin yücelttiği toplumsallığı terk edip bireysel travmanın dramatize edilmesine dayanır. Aydın Çubukçu’nun ve Kor Kitap’ın bu tür bir anlatıyı yayınlaması, kendi teorik arka planlarından sapmalarını değil, bu sapmayı stratejik olarak benimsemelerini gösterir.

Yarım yüzyıl öncesine ait olduğu iddia edilen, belgelenmemiş ve yalnızca duygusal bir itirafa yaslanarak yazılmış sahneler üzerinden Gezmiş’in figürünü güncellemek, tarihsel kişiliği bir pazarlama malzemesi haline getirmektir. Amaç politik eylemi çağırmak değil, duygusal özdeşleşme yaratarak okuru sadık bir müşteri haline getirmektir.

Feminizmin Yeni Pornografisi

Bu yaklaşım, feminizmin bir tür “duygu pornografisi”ne dönüşmüş varyantı olarak okunabilir. Burada erkek figür, kişisel zaaflar üzerinden ifşa edilir; tarihsel değil, mahrem bir karaktere dönüştürülür. Anlatının merkezinde, politik özne değil, travmatik özne yer alır.

Žižek’in “keyfiyet fazlası” dediği şey tam da burada işler: bir zamanların politik öznesi, şimdi arzunun nesnesi olarak yeniden üretilir. Bu, bir devrimci portre değil; bir fantazi koleksiyonu olarak piyasaya sürülmüş bir illüzyondur.

Yapay Belleğin Tehlikeli Zaferi

“Ansızın beni bıraktı. Kara, şimşek gibi çakan görüntüler… Deniz kıyısında yürüyordum, bir hüzün vardı…” (s. 32)

Bu türden sinematografik sahneler, gerçek belleğin değil, montajlanmış bir bellek algısının ürünüdür. Gerçek tanıklık, daima eksik ve parçalıdır. Fakat burada, anlatı video montajı gibi “pat pat” ilerler. Yalnızca estetik bir akış vardır, içerikte tarihsel bir hakikat değil, kurgusal bir estetik vardır.

Bu, tarihsel bilincin yerine konmuş yapay bellektir. Kor Kitap da bu belleği dolaşıma sokarak okurun duygusal kırılganlıklarını ticari dolaşıma katmıştır.

Sonuç: Hakikatin Sahneye Kurban Edilmesi

Bu kitabın yayımlanması, EMEP çizgisinin bir ideolojik çözülmeye değilse bile, ciddi bir stratejik dönüşüme işaret eder. Artık tarihsel devrimci figürler, fantazilerle yeniden kurgulanarak sunulmaktadır. Kevrina’nın anlatısı tarihsel belge değil; tüketilebilir, pazarlanabilir bir kurgu olarak piyasaya sürülmüştür.

Burada asıl sorun anlatının “kadın anlatıcı” olması değildir; asıl mesele, anlatıcının tüm kişisel kırılmalarını tarihsel bir figür üzerinden meşrulaştırmasıdır. Bu, yalnızca Deniz Gezmiş’in anısına değil, aynı zamanda politik belleğe karşı da etik bir suistimaldir.

Son kertede, hakikatin yerini duygusal kurgunun aldığı bu örnek, Evrensel gazetesinde yapılan röportajlarla desteklenmiş; böylece yayınevi, gazete ve partisel çeper bir bütün olarak bu kurguya angaje olmuştur. Tüm bu yapı, artık devrimci ideolojiyi bir nostalji nesnesine, tarihsel figürleri ise duygusal ikonlara indirgemekte sakınca görmemektedir.

Çünkü bu anlayışa göre devrim artık bir tarihsel kopuş değil, pazarlanabilir bir hikâyedir. Ve belki de en çok bu yüzden, gerçek bir devrim ihtimali her geçen gün biraz daha hayal olmaktadır.

(sonrası: 32 Yıl Sonra Düşülen Çelişki: ‘Öyküler Uyduruyorlardı’ Uyarısından Tarihî Fantazi Üretimine)

12 Yorum

Filed under Suni muhaberat