Wo Eş war, soll İş werden!

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🧵⚙️💪🏻 TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻

İlk bakışta bir espri gibi görünebilir: Almanca’nın kurucu psikanalitik formülünü Türkçeleştirip güncel bir dertle ters yüz etmek—“Wo Es war, soll Ich werden” değil de, “Wo Eş war, soll İş werden.” Ama biraz durup dinlerseniz bu cümlenin melodisi, yalnızca güldürmez; titreştirir. Çünkü tam da Lacan’ın bize hatırlattığı gibi: cinsel ilişki yoktur.

Bu, arada hiçbir şey yaşanmadığını değil, her şeyin fazla yaşanmış olduğunu söyler. Kadınla erkek, aşkla iş, eşle arzunun denk düştüğü yer yoktur. Tam da bu yüzden toplum, bu “yokluğu” üretken bir sessizlikle değil, gürültülü bir “tamlık” fantazisiyle örter. “Eşin olacak, işin olacak, tamamlanacaksın.” Tamamlanmak: işte felaket orada başlar.


“Cinsel ilişki yoktur” ne demektir?

Hayır, bir aşk cinayeti değil bu. Bir yatak odası davası da değil. Bu, simgesel düzene dair yapısal bir sezgidir: kadınla erkek, iki farklı pozisyon, iki farklı eksiklik biçimi olarak birleşemez. Çünkü aralarında kurulan şey, “bir” değildir. Arzunun matematiği, tam sayılarla çalışmaz.

Kadın “ne ister” bilmiyoruz çünkü “kadın” bir özne değil, pozisyondur. Aynı şekilde erkeklik de bir cinsel organa sahip olmaktan ibaret değildir, simgesel zincirde bir yer işgal etmektir. Ve o zincirde bir şey hep düşüktür: tamamlanma arzusu. İşte tam da bu yüzden “cinsel ilişki yoktur.” Çünkü ilişki dediğimiz şey, eksiklikle örülmemişse, bir reklam sloganıdır.


“Wo Eş war” — Eşin olduğu yer: Tamamlanma fantazisinin vitrini

Bugün toplum, eş kavramını arzunun değil; düzenin merkezine yerleştiriyor. Eş: yasal, sosyal, ekonomik, duygusal, görsel ve algoritmik olarak tanımlanmış bir kategori. Arzunun değil, normun taşıyıcısı. Tinder biyografisinde “kalıcı ilişki arıyorum” diyenin kastettiği, aslında ne kalıcılık ne ilişki. İstediği şey: normatif bir tamlık fetişi.

Eşin olduğu yer, çoğunlukla arzusuzluktur. Çünkü “eş” olarak konumlanan kişi, özne değil; görevdir. Cinselliğin olmadığı yerde “eşlik” doğmaz. Orada yalnızca birlikte yok olma çabası vardır.


“Soll İş werden” — İşin olması gereken yer: Arzunun alanı mı, yapay üretim mi?

Freud’un orijinal cümlesindeki “Ich”, yani “Ben”, simgesel düzene adım atan bir özneleşme çağrısıdır. “İd’in olduğu yerde, Ben olmalıdır.” Oysa “işin” olduğu yerde bugün özneleşme değil, yorgunluk var.

Kapitalist toplumun öznesi için “iş”, arzunun değil, tüketimin bir aracıdır. Arzu edilmez, yapılır. Hatta arzunun kendisi, işin bir çıktısı olarak kurumsallaşır: “Tutkuyla çalış!” “İşin seni tanımlar.” “Kariyerin kimliğindir.” Freud’un dürtü dediği şey, LinkedIn özgeçmişine çevrilmiştir.

İş, artık arzunun değil, ideolojinin taşıyıcısıdır.


Eş yok, iş çok — Peki ilişki nerede?

“Cinsel ilişki yoktur” dedik. Peki iş ilişkisi var mı? O da yok. İş arkadaşlığı, iş bölümü, iş ortaklığı: Hepsi birer adlandırma. Oysa bu ilişkilerin hiçbirinde ilişki yok. Çünkü hepsinin merkezinde ilişkisizlik var.

Kapitalist üretim tarzı, “birlikte yapma”yı değil, birlikte yalnızlaşmayı organize eder. Aynı ofiste çalışırsınız ama kimse kimsenin arzusu hakkında hiçbir şey bilmez. Kimse kimseyle gerçekten karşılaşmaz. Gerçek ilişki, eksikliğin kabul edildiği yerde başlar; oysa modern iş dünyası eksiklik değil yetkinlik talep eder.

Ve yetkinlik, arzunun düşmanıdır.


Arzunun yokluğunda ne olur? Herkes bir eş ve iş peşine düşer

Bugünün nevrozu, artık bastırılmış arzu değil; aşırı görünür ama simgesel olarak yapılandırılmamış arzu taklitleridir. Herkes arzulu görünür, ama hiç kimse arzu etmez. Herkes ilişki içindeymiş gibi yapar, ama kimse ilişki kurmaz.

“Eş” burada bir tüketim nesnesidir. “İş” ise varoluşsal bir protez. Eksik olan ise anlamlı karşılaşma, boşlukla yüzleşme, simgesel kesinti.

Lacan’a göre analizde en değerli şey, “konuşmayı kısa kesmektir.” Çünkü kopuş ancak orada doğar. Ve analizde olduğu gibi hayatta da bir dönüşüm ancak bu tür bir kesintiyle mümkün olur.


O hâlde: “Wo eş war, soll iş werden” neyi talep eder?

Bu cümle bir karikatür değil, bir kopuş çağrısıdır.

Eşin olduğu yerde tamamlanma değil, eksiklik kabul edilsin.
İşin olduğu yerde üretim değil, anlam sorulsun.
Cinsellik, hazdan değil, kesintiden doğsun.
Arzu, algoritmalarla değil, eksiklikle yapılandırılsın.

İlişki yoktur çünkü ilişki ancak olmayışın kabulüyle kurulabilir. Biz IPA/FLŽ olarak, bu olmayışa övgüyle yaklaşırız. Çünkü orada yalan yoktur, fantazi değil gerçek vardır. Ve o Gerçek, öznenin en yalnız ama en özgür olduğu yerdir.


Gerçek İlişki, Gerçek Eksiklikle Başlar: Eksiklik Politikası Nedir?

İlişki, ancak iki öznenin de kendi eksikliklerini tanıdığı ve bu tanımda birbirine temas ettiği noktada mümkün olur. “Eşleşme” bir puzzle parçası değil; iki boşluğun çarpışmasıdır. Freud’un arzuyu dürtüyle, Lacan’ın dili kesintiye uğramış anlamla tanımlaması boşuna değil. Gerçek, bütünlükte değil; kopuştadır.

Bu nedenle IPA/FLŽ çizgisi, ilişkiyi bir uyum meselesi değil, bir çatışma alanı olarak tanımlar. Sevişmek, boşlukla karşılaşmaktır. Sevmek, eksiklikle yüzleşmeyi göze almaktır. Ve bu yüzden aşk, sadece haz değil; aynı zamanda kayıp, kriz, sarsıntı, hatta felakettir. Ama tam da bu yüzden gerçektir.

Lacan’ın “cinsel ilişki yoktur” sözünü işitip karamsar olmak, denize bakıp boğulmayı düşünmek gibidir. Oysa aynı cümle, başka türlü bir ilişkiselliğin mümkün olduğunu fısıldar. İlişkinin olmayışı, ilişkisizliğe teslim olmak değildir; ilişkisizliğin içinde başka bir arzuyu örgütlemektir.


Hazdan Arındırılmış Eşleşme: “Eşleşme” Artık Tinder’da Değil, Travmada Olur

Bugünün eşleşmeleri algoritmik: 19 filtre, 8 fotoğraf, 3 ilgi alanı. Ama hiçbiri travmayı barındırmaz. Hiçbiri bilinçdışının sorusunu sormaz: “Sen kimin boşluğunu taşıyorsun?”

Haz, ne zaman bir zorunluluk haline gelir, orada gerçek arzu sönümlenir. Kapitalist çağ, hazzı erişilebilir kılarak arzuyu ortadan kaldırır. Bize söylenen şu: “Arzulama, hemen satın al. Bekleme, anında doy.” Oysa Lacan için arzu, doyumla değil; ertelenmeyle, eksiklikle, gecikmeyle çalışır.

Bu nedenle gerçek eşleşme, algoritmik değil; travmatik olmalıdır.
Sarsar. Yıkar. Bozar. Ama tam da bu yüzden kurar.

Gerçek bir “eş” ilişkisi, ancak eksik iki öznenin birbirini tamamlamaya değil, eksik kalmaya devam ederken birlikte hareket etmeye razı olduğu noktada mümkündür. Freud’un “melankoli” dediği şey tam da budur: kaybın kabulüyle yaşamak.


“İş” Artık İş Değil: Arzunun Çalışma Biçimi, CV’de Yoktur

“Soll iş werden” dediğimizde kastettiğimiz şey, sabah 9-akşam 6 arasında çalışmak değil. Oradaki “iş”, daha çok Freud’un çalışma gücü olarak tanımladığı dürtü enerjisidir. Arzunun içsel dinamizmi, sabit görevlerden değil, anlamla kurulan kopuşlardan geçer.

Bugünün iş kültürü, “tutkunu bul, hobini mesleğe çevir” gibi cilalı sloganlarla arzuyu çalışmaya mahkûm eder. Oysa işin içinde anlam yoksa, üretim değil yalnızca performans vardır. Ve bu performans, bilinçdışını değil; yalnızca süperegonun buyruğunu tatmin eder: “Daha çok çalış. Daha çok yap. Daha çok göster.”

Žižek’in uyarısıyla söyleyelim: Haz, artık bir hak değil; bir görevdir. İş, artık bir üretim değil; kimlik performansıdır. “Ben kimim?” sorusu yerine “Ben ne iş yapıyorum?” sorusu geçmiştir. Bu da egonun arzuyu bastırmasının neoliberal şeklidir.


Kapanış: Aslan Yalnızca Bir Kez Sıçrar — O An, Kopuştur

Bilinçdışının konuştuğu yer, terapi koltuğunun sessizliğinde değil, hayatın gürültüsünde ansızın açığa çıkar: bir ayrılıkta, bir yıkımda, bir kayıpta, bir krizde. O an, Lacan’ın deyimiyle, “aslanın sıçradığı an”dır. Bu sıçrayış, tekil, geri döndürülemez ve kopuş yaratan bir andır.

“Wo eş war, soll iş werden” işte bu kopuşun parodisi değil, manifestosudur.
Eşin olduğu yere iş gelsin derken, eksikliği örten değil, eksikliği kuran bir üretimden söz ediyoruz.
Haz değil; anlam.
Tamlık değil; yara.
İlişki değil; ilişkisizliğin politik ifşası.

O hâlde şimdi soralım:

“Eşin” kim?
“İşin” ne?
Ve asıl soru:
Sen kimin eksikliğiyle çalışıyorsun?


IPA/FLŽ olarak çağrımız açıktır:

Bilincin değil, bilinçdışının konuşmasına izin verin.
Hazza değil, eksikliğe kulak verin.
Eşleşmeye değil, karşılaşmaya açık olun.
Ve unutmayın:

“Aslan yalnızca bir kez sıçrar, ama o sıçrayışla bütün orman değişir.”

İstem: “Wo Eş war soll İş werden!” başlıklı bu espriyi işleyen çarpıcı sürükleyici makale planla! Lacan’ın “cinsel ilişki yoktur” sözünden hareketle! analitik terimler minimal olacak kamuoyuna hitap edeceksin! YAZDIKLARIN IPA/FLŽ ÇİZGİSİNE RİAYET EDECEK! (IPA/FLŽ bildirileri) / yazmaya başla / devam et

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat