🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🍂🏚️🪪 Haymatlos 🍂🏚️🪪
Sınırlar, Silahlar ve Sessizlik Üzerine Bir Hikâye
Giriş: Bir Kıtanın Suç Ortakları
Avrupa, barışın, hukukun ve insan haklarının kalesi olarak kendini lanse eder. Ancak bu imajın gerisinde, duvarlar yükselir, eller yıkanır, ve “kirli işler” başkalarına havale edilir. Artık bu işler bazen açıkça itiraf da ediliyor. 2025’te Alman CDU lideri Friedrich Merz’in söylediği gibi: “Bu, İsrail’in bizim için yaptığı kirli iştir.” Tıpkı yıllar önce Avrupa’nın Türkiye ile mülteci anlaşması yaptığı dönemde medya yorumcularının Merkel’e atfen dediği gibi: “Kirli işleri Türkiye yapıyor.”
Böylece iki kutup beliriyor: Avrupa’nın celladı ve gardiyanları. Silahı tutan ve kilidi çeviren eller… İkisi de Avrupa’nın vicdanını kurtarmak adına “başka yerlerde” görev yapan aktörler. Bu yazı, bu iki figürü ve Avrupa’nın küresel pozisyonunu, göçten savaşa uzanan bir çizgide inceliyor.
Gardiyanlar: Avrupa’nın Dışsallaştırılmış Sınırları
Türkiye: Parayla satın alınmış duvar
2016’daki AB–Türkiye anlaşması, Avrupa’nın mülteci krizini “çözme” girişimiydi. Türkiye, geçiş yollarını kapatacak, geri gönderilen mültecileri kabul edecek, karşılığında milyarlarca euro alacaktı. Anlaşma, Brüksel için bir zaferdi. Mülteciler artık Ege’yi geçemeyecek, Avrupa iç kamuoyundaki popülist baskı azalacaktı.
Ancak Türkiye, aynı zamanda bir mülteci tutma kampına dönüştü. Ne demokrasi, ne ifade özgürlüğü, ne de insan hakları sicili bu anlaşmanın konusu olmadı. Avrupa için önemli olan mültecilerin Avrupa’da olmamasıydı.
Libya, Tunus, Mısır: Sınırların paralı askerleri
2017’den bu yana AB, Libya Sahil Güvenliği’ne 59 milyon euro aktardı. Bu sahil güvenliği, defalarca uluslararası insan hakları örgütleri tarafından sivillere yönelik işkence, tecavüz ve yasa dışı gözaltılarla suçlandı.
Tunus ve Mısır’la yapılan göç anlaşmaları, Avrupa’nın sınırlarını Kuzey Afrika’ya taşıdı. Binlerce göçmen çölde ölüme terk edildi. Ancak AB sessiz kaldı. Çünkü gardiyanlar görevini yapıyordu.
Ve Avrupa rahat bir nefes alıyordu: Akdeniz’de cesetler batıyor, Avrupa limanlarına ulaşamıyordu.
Cellat: Avrupa’nın Elini Temiz Tutan Savaş Mekanizması
İsrail: Avrupa’nın şiddet vekili mi?
2025’te Merz’in ZDF’de söyledikleri artık simgesel: “Bu, İsrail’in bizim için yaptığı kirli iştir.” Konu, İran’ın nükleer tesislerine yapılan saldırıydı. İsrail, Avrupa’nın korktuğu şeyi yapıyor: doğrudan saldırıyor. İran gibi düşman ülkelerle açık savaşta olan Avrupa yok, ama onun adına savaşan bir ortak var: İsrail.
Bu işbirliği yeni değil. Almanya, Holokost’tan sonra İsrail’i desteklemeyi bir borç bildi. Ancak bu borç, 2020’li yıllarda Gazze’de binlerce sivilin ölümüyle sonuçlanan saldırılara kayıtsız kalmayı da içeriyor mu? Avrupa, İsrail’in askeri müdahalelerine açık destek verirken, kendi ellerinin temiz kaldığına inanıyor.
Ama bu “temizlik”, yalnızca kanın başka bir coğrafyada akmasıyla sağlanıyor.
Sessizlik: İşbirliği, İnkâr ve İkili Standart
Avrupa, “başkalarının elini kullanarak” kendi politikalarını sürdürüyor. Türkiye’ye mültecileri tutması için para veriyor. Libya’ya sahil güvenliği inşa ediyor. İsrail’e açıkça destek verip, onun saldırılarını “bize yönelik tehditleri bertaraf ediyor” diye savunuyor.
Aynı anda insan haklarından, barıştan ve hukukun üstünlüğünden söz ediyor.
Bu durumun adı: dışsallaştırılmış politika. Ne göçü bizzat yönetiyorlar, ne savaşı doğrudan yapıyorlar. Ama her şeyin arkasında onlar var. Avrupalı liderler masalarda temiz konuşmalar yaparken, sınırlar dikenli tellerle çevriliyor, füzeler sınır ötesi patlıyor.
Ve birileri, hep Avrupa’nın adına kirli işleri yapıyor.
İsyan ihtimali: Gardiyanlar Ne Zaman Anahtarı Çevirir?
Peki bu gardiyanlar bir gün Avrupa’ya sırtını dönerse?
- Türkiye, mültecileri Avrupa’ya salarsa ne olur?
2015’te yaşanan panik ve iç siyasi kriz hatırlanmalı. Türkiye’nin göç politikası değişirse, Avrupa içindeki sağ partiler yükselecek, Schengen krizi patlayabilir. - Tunus, Libya, Mısır Avrupa fonlarını keser veya AB’nin taleplerine uymayı bırakırsa?
Göçmen akını artar, sınırlar yeniden kapanır, Balkanlar’da kaos yaşanabilir.
Gardiyanlar artık yalnızca kiralık birer taşeron değil; ellerinde Avrupa’nın güvenlik mekanizmasını tutan aktörler. Bu güç, siyaseten kaldıraç olabilir. Ancak şimdiye dek, hiçbir gardiyan cellada karşı Avrupa’yı tehdit etmedi.
Sonuç: Temiz Ellerin Karanlık Gölgesi
Avrupa, modern tarihinin en büyük ikiyüzlülüklerinden birini yaşıyor. Hem barışı, hukuku ve insan haklarını savunduğunu söylüyor; hem de gardiyanlara ve cellatlara iş gördürüyor. Savaş başka yerde yapılıyor, insanlar başka yerde ölüyor, göçmenler başka yerde tutuluyor. Ve Avrupa, kendini hâlâ bir medeniyet projesi olarak görüyor.
Ama bu medeniyetin temel taşları artık başkalarının omuzlarında yükseliyor. Gardiyanlar sınırlarda bekliyor, cellatlar silahlarını kullanıyor, Avrupa ise uzaktan izliyor. Sessiz, temiz, etkili.
Ne zamana kadar?
Belki de sorulması gereken en yakıcı soru bu.






























Geri bildirim: İtidal Telkini ⚖️🤹♂️🕊️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Europe’s Executioner and Its Wardens – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Haymatlos | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER