Arzu Makinalarından Tüketim Geist’ına: Deleuze ve Guattari’nin Arzu Teorisinin Çöküşü ve Kant-Hegel-Frankfurt Dönüşü Gereği

🦋🤖 Robo-Spun by Fİ 🦋🤖

🧵⚙️💪🏻 TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻

Giriş

Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin “Anti-Oedipus” (1972) ve “A Thousand Plateaus” (1980) metinleri, modern felsefi düşüncenin arzu kavrayışına radikal bir müdahalede bulunarak, arzuyu bir eksiklik değil, bir üretim mekanizması olarak tanımlar. Bu yaklaşım, psikanalizin Oedipal kodlamasına, yapısalcılığın belirlenimci ontolojisine ve klasik arzu nesnesi teorilerine yönelik güçlü bir eleştiri içerir. Ancak bu metinlerin, özellikle geç kapitalist evrede ve 21. yüzyılın medyatik tüketim formasyonları bağlamında, ironik biçimde hegemonik bir söylem haline geldiği, adeta sistemin arzu ekonomisini meşrulaştıran bir felsefi referanslar ağına dönüştüğü gözlemlenmektedir.

Bu çalışma, Deleuze ve Guattari’nin arzu üretimi teorisini tarihsel bağlamında inceleyerek, günümüzdeki tüketim-geist ve psiko-toplumsal çöküş sürecinde nasıl araçsallaştırıldığını ortaya koyacak; ardından, modernitenin temellerine dönüş gereğini savunarak, Kantçı özerklik ilkesi, Hegelci tin felsefesi ve Frankfurt Okulu’nun eleştirel toplum kuramı ışığında yeni bir yönelim önerecektir.

I. Arzu ve Üretim: Deleuze ve Guattari’nin Pozitivist Materyalizmi

Deleuze ve Guattari, arzuyu bir makine olarak tasarlar. Arzu, üretir. Hem kendini hem de nesnesini üretir. Oedipal bastırmanın aksine, arzunun doğası üretkendir, kaçış çizgileriyle (lignes de fuite) şekillenir. “Anti-Oedipus”da şizofren, bu anlamda arzu üretiminin öznesi değil, bizzat kendisidir: deterritorializasyonun radikal biçimidir.

Ancak bu pozitif üretim modelinin, arzu ile ideoloji, arzu ile temsil, arzu ile etik arasındaki sınırları belirsizleştirdiği gözden kaçırılmamalıdır. Arzu makinesi, neyin üretileceğine dair yönelimi nereden alır? Bu bağlamda, şizofrenik arzu üretimi fikri, postmodernizmin aşırı çoğulculuğuyla birleştiğinde, sabit hiçbir etik veya rasyonel ölçüt bırakmaz. Her şey üretilebilir, her şey arzu edilebilir hale gelir. İşte bu noktada, Deleuze ve Guattari’nin devrimci şeması, geç kapitalizmin hiper-tüketim düzenine kapı aralar.

II. Çin’den TikTok’a: Arzunun Kapitalist Kodlanışı

Bugün Çin merkezli üretim modelleri, sadece maddi ürünler değil, arzu nesneleri de üretmektedir. TikTok gibi platformlar, trend yaratımı üzerinden arzunun hem nesnesini hem de yönelimini tayin eder. Arzunun kendisi bir metaya dönüşür. Kullanıcı, hem tüketici hem de üretici (prosumer) konumundadır; ama bu üretim, Deleuzoguattarici anlamda devrimci değil, tersine sistemin kendi kendini yeniden üretmesine hizmet eden bir döngüdür.

Burada, şizofrenik arzu üretiminin bir karikatürüyle karşı karşıyayız: sonsuz bir üretim, sonsuz bir trend takipçiliği ve sonsuz bir doyumsuzluk. Arzu objesi hızla eskir, yerine yeni bir arzu formu gelir. Birey, bu akışkanlık karşısında konumunu kaybeder. Arzuların üretimi değil, arzular tarafından üretilme çağı başlamıştır. Bu süreç, öznenin edilgenleşmesini, depresif boşluklar, kimlik dağılmaları ve yoğun bir benlik yoksunluğu yaratır.

III. Frankfurt Okulu ve Arzunun İdeolojik Formasyonu

Frankfurt Okulu, özellikle Adorno, Horkheimer ve Marcuse aracılığıyla, kültür endüstrisi kavramıyla kitlesel arzu üretiminin ideolojik doğasına dair güçlü bir analiz sunar. Arzu, bu yaklaşıma göre, bireyin öznel yönelimi değil, sistem tarafından biçimlendirilmiş, yönetilen bir illüzyondur. Marcuse’ün “Tek Boyutlu İnsan” kavramı, Deleuze ve Guattari’nin pozitif arzu makinesinin aksine, arzu nesnelerinin sistem tarafından önceden belirlenmiş ve yönlendirilmiş olduğunu, böylece bireyin eleştirel potansiyelinin törpülendiğini vurgular.

Bu perspektiften bakıldığında, günümüz platform kapitalizmi (TikTok, Instagram, vs.), Frankfurt Okulu’nun öngördüğü kültürel manipülasyonun ileri evresini temsil eder. Arzular, bireyde içkin değil, dışsal olarak kurgulanır. Eleştirel düşünce, bu düzenin dışında değil, düzenin bir ürünü olarak işlev görür. Akademi de bu çerçevede, Deleuze ve Guattari’nin referansları üzerinden liberal bir arzu ekonomisine entegre olmuş görünmektedir.

Adorno’nun negatif diyalektiği ve Horkheimer’ın rasyonalite eleştirisi, Deleuzeguattarici çizgideki pozitif fark üretimine karşı radikal bir çerçeve sunar. Gerçek özgürleşme, arzunun serbestleşmesinde değil, arzu üretiminin tarihsel, ideolojik ve ekonomik bağlamda eleştirel analizinde yatar.

IV. Akademik Alanın İdeolojik Konfigürasyonu: Arzuya Dair Liberal Bir Kayıtsızlık

Deleuze ve Guattari bugün akademik felsefe, kültürel çalışmalar ve sanat kuramlarında neredeyse standart referanslardır. Arzunun özgürleştirici potansiyeline yapılan vurgu, liberal politikaların özneleşme süreçlerine yönelik kayıtsızlığını maskeler. Özellikle Batı merkezli üniversite sistemi içinde, Deleuze’ün “olay” (événement), “fark” (différence) ve “oluş” (devenir) kavramları, post-politik bir zeminde, eleştirel refleks yerine normatif bir estetik duyarlılık üretmektedir.

Bu bağlamda akademi, arzunun nesnesi değil, arzunun sürekliliğinin üreticisi haline gelmiştir. “Üretim” kavramı, sistemin kendi arzularını yeniden kurmasına yardım eden bir söylem aygıtına indirgenmiştir. Dolayısıyla akademi, eleştirel değil, sistemin içsel mekaniği haline gelir. Bu da Frankfurt Okulu’nun entelektüel uyarısıyla birebir örtüşür: eleştirel düşünce dahi, eğer sistemin içinden sistemin değerleriyle konuşuyorsa, eleştirel değildir.

V. Kant, Hegel ve Frankfurt’a Dönüş Gereği: Arzunun Aklileştirilmesi ve Tarihselleştirilmesi

İşte tam da bu kriz çağında, Kant’ın pratik akıl ve özerklik öğretisi, Hegel’in tin felsefesi ve Frankfurt Okulu’nun kültür eleştirisi, kaybolan yön tayinini yeniden sağlama potansiyeli taşır. Kant, arzunun akıl tarafından sınırlanması gerektiğini, bireyin kendi yasasını kendine verebilme yetisiyle gerçek özerkliğe ulaşabileceğini belirtir. Bu bağlamda, arzu üretiminin sınırsızlığından çok, arzunun etiği önem kazanır.

Hegel’de ise arzu, başkasının tanınmasıyla şekillenir. Tin, kendini ancak başka bir tinde bularak gerçekleştirebilir. Bu diyalektik süreç, arzunun sadece üretim değil, tanınma, emek ve tarihsel belirlenimle de ilişkili olduğunu gösterir. Deleuze ve Guattari’nin çoğulculuğunda kaybolan özne, Hegelci sistemde yeniden konumlandırılır.

Frankfurt Okulu ise bu iki çizgiyi birleştirerek, arzunun hem etik hem de tarihsel-politik boyutunu açığa çıkarır. Gerçek özgürlük, sadece arzunun serbestçe üretiminde değil, hangi arzuların neden üretildiğini, bu arzuların hangi iktidar yapılarına hizmet ettiğini çözümleyebilmekte yatar. Bu da felsefenin, yeniden ciddi, normatif ve eleştirel bir zemin kazanması gerektiğini ortaya koyar.

Sonuç

Deleuze ve Guattari’nin arzu teorisi, ilk çıkışında devrimci ve yaratıcı bir potansiyel taşıyordu. Ancak günümüz geç kapitalizminin arzu ekonomisi, bu teoriyi bir meşruiyet aracı haline getirmiştir. TikTok çağında arzu üretimi, artık bireysel özgürlüğün değil, sistemsel dolaşımın dinamosudur. Akademi ise bu üretimi felsefi olarak meşrulaştıran bir arzu makinesine dönüşmüştür.

Böylesi bir çağda, Kant, Hegel ve Frankfurt Okulu’nun sistematik düşüncesine, etiğe, tanınma ilişkisine, tarihsel materyalizme ve aklın sınırlarına yeniden dönmek kaçınılmazdır. Arzu, artık yalnızca üretilecek bir şey değil, yön verilecek, dönüştürülecek ve sınırlandırılacak bir güç olarak ele alınmalıdır.

İstem: Erläutere auf türkisch die “Theorie der Wunschproduktion” von Deleuze + Guattari. Zeige auf, wie diese heute fast zynisch als Deckmantel für “Konsum und Trendzwang” missbraucht wird!!
Beziehe eine scharfe Kritik der Frankfurter Schule an der “Kulturindustrie” ein + stelle auch dar, wie die Akademie durch die “Verherrlichung deleuzianischer Wunsch-Maschinen zum willfährigen Propagandainstrument neoliberaler Macht geworden ist! Argumentiere abschließend, warum eine Rückkehr zu Kant und Hegel DRINGEND notwendig ist!! Keine Wiederholungen, türkisch. [Fatoş İrem]

2 Yorum

Filed under Suni muhaberat

2 responses to “Arzu Makinalarından Tüketim Geist’ına: Deleuze ve Guattari’nin Arzu Teorisinin Çöküşü ve Kant-Hegel-Frankfurt Dönüşü Gereği”

  1. Geri bildirim: Uzuv Forsu 🔖🦶🏻🛡️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

  2. Geri bildirim: TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER