Susadım Çeşme’ye varmaz olaydım

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🌍☀️ İklim Çöküşü ☀️🌍

(öncesi: Su Küçüğün, Kesinti Büyüğün)

Yeni su rejiminin ilk gününde, henüz gün ağarmadan Çeşme Açılışı onca heyecan ve gürültüyle 53 dakika evvel vuku buldu. Halk ve memleketimizin dört bir köşesinden akın akın gelen turist taifesi, sabah ezanıyla beraber borulardan tıslayarak pörtleyen ilk püskürtülere öyle bir sevinçle sarıldı ki, sanki yıllar yılı çölden suya kavuşmuş bedevi gibi… Uğur getirmesi niyetiyle ilk bardak dahi çiçeklerin köküne döküldü; çünkü buranın kadim sakinleri bilir ki, tabiat ana ile helalleşmeden ne damla kalır, ne bereket artar.

Şafak sökerken bıyıkları itina ile taranmış bir zat-ı muhterem, devlet ciddiyetinin timsali, çelikten kolunu dev vanaya asıldı. Ne bandoydu o! Trompetler, davullar, nağmeler… Bir Yeşilçam filminde Münir Özkul’un “Evlat, su hayat demektir” nasihati kulakta çınlıyordu adeta.
Bando takımının, “Çeşme’ye su gelmiş de bizim haberimiz yok mu!” şarkısıyla eşlik ettiği kalabalık arasında bir teyze, damacanayı sırtlayıp, “Susadım Çeşme’ye varmaz olaydım!” diye hayıflanıp, hemen ardından “Olmaz ki canım, gelsin de içelim, gelsin de yüzümüz gülsün!” diyerek toprağına dua etti.

Musluğun başında toplanan cümbüş ahalisi, bir selfie yarışı başlattı ki, sormayın gitsin. Gençler “Musluk challenge” etiketiyle video çekerken, yaşlılar “Evlat, şu damlayı da bana çekiver” diyerek hikmetli bir ağırbaşlılıkla musluk başında sıralandı. Çocuklar ise “Anne, suyu şimdi mi boşa akıtalım, yoksa geceye mi saklayalım?” diyerek bilgece bir merak peşinde.

Evlerin önünde alarm misali kurulu saatler, “Aman kızım, on birden evvel bir daha doldur bidonu, sonra Allah kerim!” şeklinde anneden kıza, dededen toruna bir uyanıklık, bir Yeşilçam’daki kolektif kriz yönetimi havası. Bir yanda soylu turistler, “Bu su Çeşme’ye, bu hayat bize yakışır!” diyerek şampanya gibi ilk bardakla kadeh tokuştururken, öte yanda halkın gönlü, “Suda birlik, yudumda bereket var” atasözüyle dolup taşıyor.

Yetkilinin saatle imtihanı ise başlı başına bir komedi. Musluğu açarken göz ucuyla saate bakıyor, saniyeleri sayıyor. Arka fonda bando, “Aman ha, süren doldu, çevir kapat!” marşıyla tempoyu artırıyor. Arka sokaktan bir amca sesleniyor: “Suya değil, süreye abone olduk mübarek!”

Bazı gönül ehli vatandaşlar ise bardağı doldurup çiçeğe döküyor, “Evladım, toprağı susuz bırakma ki insan susuz kalmasın” diye Yeşilçam’da Adile Naşit’in muhabbetiyle nasihat veriyor. Diğer yanda, komşusuna el sallayan genç, “Azizim, ben musluğu 6 dakikadan fazla açık bırakmadım, helali hoş olsun!” diyerek toplumsal vicdanı ayakta tutuyor.

Turistik havada keyif, halkçı saflıkta hikmet akıyor. Sıcak taşların üzerinde oturmuş dedeler, “Eskiden çeşme başında sıra olurdu, şimdi internetten sıra bekliyoruz” diye hayıflanırken; köşe başındaki çiçekçi kız, ilk damlayla gül demetini yıkıyor, “Belki de bu suyun hatrına kısmet açılır” diye umutlanıyor.

Neticede, Çeşme’de su rejiminin ilk günü, abartının, absürtlüğün, Yeşilçam melodramının ve halk neşesinin iç içe geçtiği bir şölene dönüştü. Herkes bir damla için türlü ritüel, az biraz bilgelik, bolca mizah üretti. Ve akşam olduğunda, “Sular yine kesildi ama muhabbet baki” diyerek herkes gönül rahatlığıyla evinin yolunu tuttu.

Çünkü bu memleketin suyunda hem turistik kalite, hem halkçı hikmet, hem de Yeşilçam’ın bitmeyen neşesi var.
Musluğun başında selfieyle başlayan gün, “Bir damla sevgiyle, yarına umut!” sloganıyla noktalandı.

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat