🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
🫣🙃😏 Hypocritique 🫣🙃😏
Freud’a Göre Semptomların Erotizasyonu: Cinselliği ‘Ana Sebep’ Olarak Görmenin Tehlikeleri
Alenka Zupančič ile yapılan konuşma, gözlerimizin önünde açıldıkça, ilk anda yüzeysel düzeydeki bir sofistike ve erudisyonla göz kamaştırıyor—psikanalitik jargonu ve onun baştan çıkarmalarını sonsuz bir dans gibi izleyip büyülenenlere tanıdık bir duygu. Ne var ki, gerçekten içkin bir eleştirinin baskısına tabi tutulduğunda, yüzeyin altında olup biten, radikal bir analitik işlemin açığa çıkması değil; tam tersine, Freud’un bizi uyardığı tam da o semptomatik yapıları incelikle yeniden şeyleştirme oluyor. Bunu, alıntı alıntı izleyelim; söylenenden yola çıkarak, görüşmecinin bunun nasıl duyulmasını istediği gibi değil, semptomun kendini nasıl açığa vurduğunu temel alarak.
İnkâr ve Yadsıma Üzerine: Zupančič’in ‘Asla Yapmam…’
Zupančič’in açılış jesti—psikanalizin basitçi bir cinsel ikiciliğe bağlı olarak düşünülmediği ya da düşünülmemesi gerektiği yönündeki ısrarı—derhal savunmacı bir tonla çerçevelenir: “Kesinlikle, bugün bu tartışmaların kurulduğu biçimde… bu ikilik çok yanlış,” der. Başvurduğu şey, psikanalizi daha incelikli, cinselliği ikili terimlere “indirgemeyi” reddeden bir konumda sunmaktır.
Ne var ki bu yadsımanın kendisi bir semptomatik oluşum olarak işler. Psikanalizi indirgemecilik “suçlaması”ndan aklama hevesi, “böyle bir niyetim asla olmaz” diye ısrar etmek, Freud’un tanıyacağı üzere, yer değiştirmiş bir kaygının işaretidir. Kuramsal sofistikasyonun özerk vurgusu (“iş çok daha karmaşık”) tam da istenmeyen bir özdeşleşmenin baskısını açığa vurur: her şeyin cinselliğe indirgenmesi. Suçu açıkça reddetmekle, psikanalizin cinsel indirgemecilikten ‘daha fazlası’ olarak görülmesine dönük bastırılmış arzu başka bir kanala yönelmeye çalışır. Bu bakımdan, röportajın açılışı, Freud kültü mitinden bir kopuş değil; onun yeni bir kılık altında tekrarıdır.
Semptomun Erotizasyonu: Cinsellik, Anlam ve Kültürel Parazitizm
Zupančič, cinselliği olumlu bir varlık olarak değil, “dilin ve yapının bizzat eksikliğinin adı” olarak konumlandırır. Çağdaş toplumsal cinsiyet kuramlarının “simgeselin buyruğunu cinselliğe empoze etmeye” çalıştığını söyler ve bunda, anlam ve kimlik çoğaltmaları üzerinden cinselliğin negatif çekirdeğini denetim altına alma tehlikesini görür.
Oysa bu, Freud’un uyardığı şu yapının ta kendisidir: cinsellik, fırsatçı bir parazit gibi semptomlara yapışır. Burada analitik bakış ince bir şekilde başka yöne çevrilir: semptom, fizyolojik ya da psikosomatik bir düğüm olarak ele alınmak yerine, bitimsizce yeni anlamlarla donatılır. Zupančič’in söylemi—“tıkanma, açmaz, anlamın çelişkisi”—semptomun anlaşılmazlığını onun hakikat ölçütüne dönüştüren kültürel fantazi işlevi görür. Ne kadar opak, o kadar ‘doğru’ bir ıstırap; duygu ne kadar samimi, o kadar sahicidir. Bilmemeye dair ıstırap, yine bir gösteriye—semptoma duyulan sevginin erotize edilmiş sergilenmesine—dönüşür.
Bu yolla, burada icra edilen psikanaliz, teşhis ettiğini iddia ettiği aynı kültürel parazitizme düşme riski taşır. Negatifliğin sonsuz hermenötiği, eksikliğin kutlanışı, radikal bir analitik işlem değil; cinselliğin semptomları kolonize etmesine yol veren bizzat sürecin yeniden sahnelenmesidir. Semptomun “mesaj iletme” işlevi—bastırılmış arzunun ifadesine dönüşmesi—kesilmemiştir; sadece kaba olandan rafine olana, açık cinsel nedenlerden “negatiflik” ve “çelişki”nin inceltilmiş diline göçmüştür.
Semptomun Sahnelenmesi ve İyileşmenin Sabote Edilmesi
Bu durum, Zupančič’in “düğüm noktası”, “tekil negatiflik” ve seksi, arzuyu ve özneyi harekete geçirdiği varsayılan “ilişkisizlik” üzerine tekrar tekrar dönmesinde daha da berraklaşır. Görüşmeci, onaylamaya hevesli biçimde özetler: “yapboz parçaları gibi birbirimize tık diye oturmuyoruz… aramızda her zaman temel bir yarık var. Ama güç… kişiyi her zaman potansiyel olarak bozucu bir şey olarak karşılamanızda.” Zupančič bunu sıcak biçimde onaylar, adlandırılamayan, gösterenle saptanamaz, uzlaştırılamaz olanın kucaklanmasını ilişkinin en yüksek biçimi olarak pekiştirir.
Burada semptomun erotizasyonu en ince ve en tehlikeli biçimine ulaşır. Istırap, kafa karışıklığı ve ilişkinin imkânsızlığı yalnızca normalleştirilmez; derinliğin, hakikatin ve deneyimin istisnailiğinin kanıtı olarak değerli kılınır. Kişi ne kadar az anlaşılırsa, duygu o kadar ‘sahici’ ve kıymetlidir. Özne semptomu sadece çekmez—o semptom sahnelenir, icra edilir ve nihayetinde muhafaza edilir. İyileşme vaadi ise, çözümlenemeyenin yüceliğine duyulan gizli yatırım tarafından durmadan sabote edilir.
Somatik Nedenlerden Kaçış: Negatifliğin Labirentinde Kaybolmak
Görüşmeci biyolojik farklara dair netleştirme istediğinde, Zupančič hızla ısrar eder: “kendi anatominizle özdeşleşseniz bile, bu zaten bir özdeşleşmedir… bu öznel bir edim olarak gelir.” Bu, her türlü somatik nedenselliğin bütünüyle yadsınmasıdır. Bedenin gerçekliği simgesel olana tâbi kılınır; sanki anatomik olan, yalnızca işaretleyici tarafından geriye dönük olarak yazılabilirmiş gibi.
Ama böyle yapmakla, analiz, semptom oluşumunun fizyolojik ya da nörobiyolojik belirlenimlerine yönelme imkânından bütünüyle kopar. “İlişkisizlik”e ve “eksik”e yapılan aşırı yatırım, maddi nedensellik zincirini görmezden gelmenin bir stratejisine dönüşür. Böylece semptom korunur: onun erotik ve varoluşsal anlamı, altta yatan nedeni çözme, çözgüleme ya da iyileştirme girişimlerinin önüne geçer. Beden, dilsiz ıstırabında, kültürel fantazinin projeksiyonuna bir ekran daha olur.
Parakültürel Edebiyat ve Soylu Acı
Belki de en çarpıcı olan, görüşmecilerin ve Zupančič’in kendisinin, Freud’un eleştirdiği parakültürel edebiyatı farkında olmadan yankılamasıdır: her semptomun ardında “dev bir kaya kadar kıpırdamaz soylu duygular” üretimi. En inatçı ıstıraplarımızın bizi oluşturan “tekil negatifliğin” mekânı olduğu düşüncesi, acıya anlam atfeden ve özneyi kendi çilesine bağlayan mitin ta kendisidir.
Cinselliğin semptomlara yapışmasına eşlik eden ikincil kazançları ve toplumsal yatırımları açığa çıkarmak yerine, konuşma, semptomun mesaj olarak önceliğini, otantiklik çekirdeği oluşunu, “göstergeye sığmayan” şey olarak değerini ayakta tutar. Buradaki analitik duruş, fantazinin acımasızca kazılıp çıkarılması değil; onun sofistike biçimde sürdürülmesidir.
Erotizmin Çıkmazı, Yeniden
Aksi yöndeki tüm retoriğe rağmen tartışma, Freud’un teşhis ettiği çıkmazda sıkışıp kalır: her şeyin indirgenmesi—artık erotik içerik olarak cinselliğe değil, negatiflik, eksiklik ve ilişkisizlik olarak cinselliğe. Burada sahnelenen psikanalitik kuram kültürü, semptomu kendi yanılsama oluşumları aracılığıyla sürdürür ve büyütür; üstelik bunları altüst ettiğini iddia ederken.
Zupančič’in komiğe çağrısı, “komik bir ışıltısı olan lakap”, başlı başına semptomatiktir: semptoma oyuncul bir işlev kazandırmanın, onun çözülemezliğini trajik değil, katlanılabilir kılmanın nihai bir denemesi. Oysa burada sahnelenen, bir “işleyerek aşma” sürecine geçiş değil; öznenin benzersiz konumunun işareti olarak semptomun bitimsiz icrasıdır.
Sonuç: Kendine Dönen Eleştiri
En sonunda açığa çıkan, derin bir ontolojik atılım değil; röportajın aşmaya çalıştığı kültürel mitin ince bir zaferidir. Negatifliği, eksikliği ve ilişkinin imkânsızlığını felsefi hazinelere yükselterek, konuşma, Freud’un söktüğü semptom oluşumunun o fırsatçı mantığına kapılır. Semptom çözülmez; yeniden erotize edilir; ıstırap şifa bulmaz; ona daha görkemli bir anlam verilir. “Erotik etiyolojiyi büyük bir dikkatle dışarıda tutma” ve nedenselliğin tam zincirine—fizyolojik, psikodinamik, toplumsal—özenle eğilme talebi hiçbir yerde gözetilmiyor.
Bu röportajda psikanaliz, gizemden arındırmanın radikal aracı değil; soylu acının en güncel edebiyatıdır. En tehlikeli etkisi, kuramsal parlaklığın tüm inceliğiyle, bizi kurtardığını iddia ettiği bağın kendisini sürdürmesidir. Neden olarak inkâr edilen semptom, yazgı olarak diriltilir. İyileşme ise, bu arada süresiz ertelenir—Gerçek’le ileride bir karşılaşmayı ya da bir sonraki kuramsal ‘icat’ı bekleyerek.
Zamanımızda psikanalitik semptomun melankolik görkemi işte budur.






























Geri bildirim: Immanent Critique of the Interview with Alenka Zupančič – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Hypocritique 🫣🙃😏 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER