‘Giyinik’ Beden Satışı: Senarist Nazarında Eskortluğun Oyunculukla Özdeşliği

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🔖🦶🏻🛡️ Uzuv Forsu 🔖🦶🏻🛡️

Merve Gönteş’in çok konuşulan açıklaması, ‘para karşılığı seks’in “light” kaldığını, ‘ahlakçılık’ sınırı tanımadığını, OnlyFans benzetmesiyle “en iyisi ol” çağrısını normalleştirdiğini duyururken bir şeyi daha açık ediyor: sanki çıplak bedeni doğrudan satmıyormuş gibi statüye erişim için ‘hususi bağ’ın, yani mahremiyetin, ilişki ve görünürlüğün pazarlandığı bir dünyayı etik tereddüt olmaksızın meşrulaştırma eğilimi. Bu çerçeve, 72–104 arası yazdığı bölümlerde dramatik iskeletin içerisine sistematik biçimde gömülüyor; öykü motoru, bedel–ödül–gizleme üçgeninde dönüyor ve yaptırımı hukuk–etik yerine ‘itibar yönetimi’ne devrediyor. Dizinin “akıllı” görünen karakterleri de bu düzenekten beslenirken kendini bulunmaz hint kumaşı zanneden birer aptala dönüşüyor; ekranda parlatılan özgüven gerçek hayatta ilk rüzgârda bir alışveriş merkezi kapısında uçup gidecek naylon poşet kadar dayanaksız.

Dizinin kurduğu ekonomi yalın: mahrem yakınlık, görünürlük ve ‘uygunluk’ karşılığında ev, para, iş, nüfuz, bağış, sus payı gibi somut getiriler üretiyor; ceza ise nadiren yasal ya da ahlâkî sonuçlara bağlanıyor, daha çok “ayıp” ve “şöhreti yönetme” başlıklarına devrediliyor. Bu mantık, Gönteş’in ifşa edilmiş zihniyet cümlelerindeki ‘light’laştırma ve ‘kaçış/eğlence’ olarak ajans kurma söylemini birebir yankılıyor. Anlatı, “masalara oturma” ve “ortamlara girme” arzusunu duygusal–bedensel bağların araçsallaştırılmasıyla birleştirirken, eskortluğun çıplak pragmatiğini ‘saygın evlilik’, ‘uygun ilişki’, ‘aile onuru’ ve ‘medya görünürlüğü’ kılıflarıyla yeniden paketliyor.

İz sürmek için göze batacak kadar somut örnekler var. ‘Ev açma’ dedikodusu, mahrem ilişkinin kalıcı maddî ödülle bağlandığı ilk büyük çınlama olarak evreni kuruyor (74. bölüm). Ardından patron–çalışan sınırının duygusal bağla aşınması ve bunun doğrudan konuta tercüme edilmesi geliyor; Işıl hattında ‘ev tutma’ jesti bu dünyada aşkın değil, statü dağıtımının muhasebesi (95. bölüm). Bu çizgi ileride yeni gelin figürünün hane içi iktidarı işgal etmesine ve ‘konut–iktidar’ paketinin el değiştirmesine bağlanıyor (99. bölüm). Ve sarmal, Nilay’a ev alma hamlesiyle aile içi patronajın “özel bağ–ödül” denklemine dönüşmesi üzerinden üçüncü kez tescilleniyor (103. bölüm). Bu, bedenin çıplak piyasa karşılığının ‘hususi bağ’ın giyinik (!) statü karşılığına çevrildiği kurnaz bir escrow sistemi: duygusal yakınlık teminat, ev–para “teslimat”, itibar yönetimi de uyuşmazlık çözümü.

Mahremiyetin şantaj ve ifşa ekonomisi hâline gelmesi, açıklamadaki OnlyFans/performans mantığının dizideki en keskin tezahürü. Kalabalık içinde ilişkilerin pat diye ifşa edilişi, ‘yakınlığın’ kılıç gibi savrulup itibar hunisine atılmasıyla sahneye konuyor (78. bölüm). Daha karanlık fazda, mahrem bilginin nakde çevrildiği sus payı pazarlıkları kuruluyor; Işıl–Koray hattında şantaj tehdidi ve para bulup ağzı kapatma girişimi eskortluk mekanizmasının ‘örtülü işletimi’ olarak çalışıyor (102–103. bölümler). Yani çıplak “beden” temsil eden çıplak “bilgi”, aynı pazar mantığına bağlanıyor; fark sadece paketlemede. Bu arada görünürlük ekonomisi, yani program konuklukları, sosyal medya, ‘hikâye anlatımı’ ve takipçi akışı, mahrem kırıntıların şöhret ve nüfuza tahvili için sürekli kullanılıyor (92 ve 98. bölümler). Kıvılcım’ın ekranındaki yumuşak spot ışığı, özel olanı kamusal getirinin ham maddesine çeviriyor; kuliste pazarlanan şey, sadece röportaj değil, ‘itibar payı’.

‘Uygunluk’ ve ‘saygınlık’ rejimi, eskortluk mantığının en cilalı kılıfı. Evlilik ve nişan ritüelleri, bireysel arzudan çok yerleşiklik ve prestij mühendisliği olarak iş görüyor; karakterler kim olduklarından önce “kiminle yan yana durdukları”yla ölçülüyor (86–91. bölümler). Bu rejim, mahrem yakınlığı sınıf ve itibar süzgecinden geçirip “uygundur/uygunsuzdur” damgalarıyla fiyatlıyor; “uygun” olana hane, iş, kredi açılıyor, “uygunsuz” olana kapı gösteriliyor (101. bölümde kapı dışına atma jesti bunun kaba versiyonu). Yani bedel ödemek yok; sadece kartviziti değiştirmek, PR metnini güncellemek, doğru masaya oturmak var. Tam da açıklamadaki “ahlakçılık tanımama” özgüveninin dramatik karşılığı.

İşin en trajikomik tarafı şudur: ekranda kendini zeka küpü sanan o karakterlerin kurduğu tüm ufak hesaplar, gerçek hayatta ilk resmi yazışmada buhar olup gider; mahremiyetle rütbe devşirme, ifşayla mevzi kapma, sus payıyla gündem yönetme derken, en temel kurumsal prosedürlerde bile duvara toslayan plastik hamlelerdir bunlar. Ve evet, o “üstün akıl” pozları, sandığımızdan daha çok kamera dışındaki bir gerçeğe işaret eder: bu aslında onları canlandırmak için kırk takla atan oyuncuların psikolojisidir; set ışığı altında şişen egonun, görünürlük ekonomisinin ve ‘rol için her şeyi yaparım’ vaadinin birbirini kışkırttığı bir döngü. Hani sahnede “mahrem yakınlık” statüye, “bilgi” sus payına, “uygunluk” terfiye dönüştürülüyordu ya; işte o pazar mantığı, kuliste de bir tür kişisel PR muskası gibi taşınır, ilk rüzgârda dikişleri atar.

Bu yüzden, Žižek’in tartışmalı çıkışını hatırlatan bir yerden söyleyelim: “sinema–dizi en sapkın sanattır” denirken kastedilen, arzunun metalaştırma hızıdır; “oyunculuk eskortlukla özdeştir” iddiasının rahatsız edici gücü de tam burada yatar, çünkü dizi içinde çıplak beden yerine giyinik bedenle ‘hususi bağ pazarlığı’ nasıl statüye çevriliyorsa, performans ekonomisi de set dışında aynı talep–arz–itibar döngüsünü pompalar. ‘Aşk’ bir kaldıraç, ‘ifşa’ bir silah, ‘uygunluk’ bir kredi notuna döner; sonuç, hukuk ya da etik değil, PR metninin bir sonraki paragrafıdır. Parlak cilayı bir kez kazıyınca altından hep aynı tabla çıkar: çıkar–itibar–gizleme üçgeninin üzerinde dönen, kamera kapanınca elde kalan boş bir şöhret kabuğu.


yy: Yaşadığımız sertlik içinde light kalıyor bana göre

Yaşadığı varoş mahallede babaannesiyle yaşadığı evinden, hayatta bir şekilde kendince birtakım masalara oturmak için, birtakım ortamlara girmek için, bir hayalini gerçekleştirmek için İmamoğlu’nu seçtirmek için eğlenceli bir yol seçmiş gibi geliyor bana. CHP bayraklı insanın hikâyesi aslında bir ‘mahkemeye düşme hikâyesi’ değil. Yani bunu müsterih tebessümle tutuklanmayı göze almasından dolayı bir rahatsızlık duymuyor. Bundan keyif alıyor. Bu onurlu bedellerini sayarken mutlu. İmamoğlu’nu seçtirmek gibi bir motivasyon koymuş kendine ama seçtirmek seçtirmemek aslında o kadar da umurunda değil. CHP bayraklı insan, bir sürü kişi gibi bana Twitter’dan sürekli yazan 2000 doğumlu o gençler gibi bir şekilde bu ülkeden kurtulmak isteyen biri. Ona bu motivasyonu veren ülke şartları, bu atmosfer, bu karanlık içinde kendince birtakım eğlenceli bir şey yaratmaya çalışması daha çok keşke konuşulsa. Daha çok insanla bunun sohbetini edebilsek isterim ben. Ben de siyaset bilimi mezunuyum. Benim çevremde müsterih tebessümle gözaltına giren gençler vardı. Arkadaşlarımdı ve biz onlara provokatör demiyorduk mesela, çok normalleriydi. CHP bayraklı insanı yazarken onlardan çok etkilendim ve beslendim. Ya da üniversitelerde, yurtlarda kalan, şehir dışından İstanbul’a okumaya gelip burada birtakım mitinglere gidebilmek için bunu yapan o kadar çok genç var ki… Biz bunu araştırırken ve bu çalışmayı yaptıktan sonra Instagram’da ‘ben o CHP bayraklı insanım’ diyen, Bağcılar’da ya da Kadıköy’de, Moda’da yaşayan insanlarla dolu. Çok üzerine düşünüyorum bunun, çok üzerine kafa yoruyorum aslında. Hayır. Yani buradaki gençler bıktı. O kadar çok şeyden bıktılar ki… Bayrağına, sloganına karışılmasından bıktı. Onlar için müsterih tebessümle tutuklanmak ne ki? Dünyada o kadar fazla kötülük var ki… Her gün bir sürü insan mağdur ediliyor. Birinin müsterih tebessümle tutuklanması o ya bu ne ki? Bu bence çok şey kalıyor. Yaşadığımız sertlik içinde light kalıyor bana göre. Burada daha bir karanlık var. Ve bu karanlık içinde bu insan kendi performansını yaratmış. Bu kadar yani. Evet. Yani evet, bunun örneklerini çok fazla görüyoruz ve sebepler de aslında hepsi aynı sonuca çıkıyor. Yani müsterih tebessümle tutuklanmak mı? Git en iyi müsterih tebessümünü ver ama bunun en iyisi ol. Hani bunda hiçbir ahlakçılık da tanımıyorum, hiçbir sınır da tanımıyorum bu anlamda.

1 Yorum

Filed under Suni muhaberat

One response to “‘Giyinik’ Beden Satışı: Senarist Nazarında Eskortluğun Oyunculukla Özdeşliği”

  1. Geri bildirim: Uzuv Forsu 🔖🦶🏻🛡️ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER