Alay Olan Politiktir

🦋🤖 Robo-Spun by Fİ+IBF 🦋🤖

🤖🎭 Nümerik Sahne 🤖🎭

Mor hoodie’siyle karşımda oturuyor Ahenkgül Popi. Ben, İşvenaz Müstahak. Not defterimin yapraklarını öfkeyle çevirirken, onun kupasından yükselen çay buharını izliyorum; buhar sakin, Ahenkgül değil. Kamerası açık kalmış o skandal video hâlâ bilgisayar ekranının bir köşesinde donmuş: kahkahalar, hızlı yazılan tweet’ler, mor bir kapüşon ve hiç durmayan eller. O görüntü internete saçıldı; ben de şimdi, tam karşısına oturup bu absürt çelişkinin orta yerine dalıyorum.

Röportaj

İşvenaz:
İlk soruma kalbimi masaya vurarak başlıyorum Ahenkgül… O videoda, bilgisayar başında kontrolsüzce gülerken, çok ağır hakaretler içeren paylaşımlar yaptığın görülüyor. Ardından ise adalet yürüyüşlerinde, elinde dövizlerle ‘adalet’ talep ediyorsun. Bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsun?

Ahenkgül:
(delicesine gülüp bir anda gözleri dolarak, sonra tekrar kahkaha patlatıyor)
Çelişki değil o, şaheser! Ben duygularımı düşük çözünürlükte yaşayamam. Timeline’ım, patriyarkal öfkenin dekonstrüksiyonu ile stand-up gösterisinin bileşimi. Bak, internette yazdığım her kırıcı kelime aslında içimdeki ezik sistemin dışavurumu. İnsanlara değil, içimdeki minyatür tirana söylüyorum hepsini. Eğer insanlar üzerine alınıyorsa, demek ki içlerinde minyatür tiran taşıyorlar; bu da benim suçum değil.

İşvenaz:
Ama hedef alınan insanlar, bedenleri, aksanları, yaşadıkları yerler… Bunlar gerçek. Videoda, slogan attığın eylemlerde ‘adalet’ diyorsun; ekranda ise insanları aşağılayan kelimeler yazıyorsun.

Ahenkgül:
Masaya yumruğumu indiriyorum şu an, sesim rezonansa girsin!
Adalet talep ederken aynı anda kaba olamaz mıyım? Tabii ki olabilirim. Çoklu görev yeteneğim var benim. Feminizm dediğin şey sadece slogan değil; aynı zamanda iç sesini aşırı dozda ve filtrelemeden dışa vurabilme özgürlüğüdür. Benim klavyem patriyarkaya bağırıyor, insanlar araya giriyorsa araya girdikleri için düşünsünler.

İşvenaz:
Sosyal medyada yazdıkların için ‘yanlış anlaşıldım’ dedin. Neyi yanlış anladık?

Ahenkgül:
Her şeyi! Ben kimseye hakaret etmedim, metafor yaptım. Bedenle ilgili söylediğim her kırıcı kelime aslında beden olumlamanın ters psikolojisi. O iğneleyici cümleler, kapitalizmin norm beden ideallerine attığım tokat. Eğer o tokat yanak yerine egoya değdiyse, ben görevimi yapmışım demektir.

İşvenaz:
Peki ‘Almancı’ diyerek aşağıladığın kullanıcı?

Ahenkgül:
(hıçkırığa yakın bir kahkaha atarak sandalyede geriye yaslanıyor)
Onu da yanlış okudunuz! Ben ulus-devlet sınırlarını alaya alıyordum. ‘Sen Almancısın, ben buradancıyım’ derken, pasaportların anlamsızlığını vurguluyordum. Kullandığım aşağılayıcı ifade, milliyetçiliği karikatürize eden bir kurgu karakterdi. Ben tweet’lerimde hep kurgu insanlara bağırıyorum; gerçek insanlar üstlerine alınıyorsa, onlarda da biraz ‘kurgu’ var demektir, onu açığa çıkarıyorum sadece.

İşvenaz:
Eylemde ‘Adalet istiyoruz. Kahrolsun yahu.’ diyorsun. Sonraki bir karede ‘Bu ülkeye adalet gelmeli. Kahrolsun ya.’ diyorsun, sonra bilgisayara dönüp yine insanları aşağılayan şeyler yazıyorsun. Bu dövizlerin ne anlama geliyor sence?

Ahenkgül:
Dövizlerim, içimdeki kaotik vicdanın viral içerik panosu. ‘Kahrolsun yahu.’ dediğimde aslında şunu kastediyorum: ‘Kahrolsun seçici empati, yaşasın seçici zalimlik teşhiri!’ Ama kimse uzun cümleleri kartona sığdıramıyor. ‘Bu ülkeye adalet gelmeli.’ derken de klavyemdeki adaletsizliğe gizli bir gönderme yapıyorum, evet; ama bu, kendime öfke değil, kendime duyduğum hayranlığın karmaşık versiyonu.

İşvenaz:
Ama öfkeni başkalarının bedenine, kimliğine, geçmişine yöneltiyorsun. Bu, feminizmin temel ilkeleriyle çelişmiyor mu?

Ahenkgül:
(sandalyede ileri geri sallanarak, sesi bir anda yükselip alçalıyor)
Feminizm, çelişki paketidir ve ben o paketi sonuna kadar açmaya kararlıyım! ‘Kahrolsun patriyarka’ derken, patriyarkal dili istemsizce taklit edebilirim; bu, benim trajikomik bagajım ve ben o bagajı kabin içine sığdırmam. Bak, ben yeni bir yaklaşım geliştirdim: ‘Makulleştirilmiş radikal feminizm’. Ve evet, bunun isim hakkı da bende.

İşvenaz:
Bu da nedir?

Ahenkgül:
(coşkuyla elini havaya savuruyor, ses tonu neredeyse tiyatral)
Sloganı alıyorsun, sivri yerlerini törpülüyormuş gibi yapıp aslında daha derine batırıyorsun. Herkesin oturma odasına koyabileceği hâle getirirken, kanepeler yanıyor fark etmeden. Mesela klasik slogan: ‘Kahrolsun patriyarka.’
Benim versiyonum: ‘Patriyarka biraz kendine çekidüzen versin lütfen, yoksa ben veririm.’
Bak, hâlâ politik, hâlâ tehditkâr, ama televizyona da çıkabilir.

İşvenaz:
Bu, mücadeleyi sulandırmak olmuyor mu?

Ahenkgül:
Hayır, bu ‘estetikleştirilmiş isyan’. Hep bağırıyoruz, kimse duymuyor; bari bağırırken pastel tonlar kullanalım, daha çok kişi baksın. Mor hoodiem tesadüf mü sanıyorsun? Mor, feminizmin rengi olmakla kalmıyor, benim için ‘uyumlu öfke’nin ve ‘konforlu radikallik’in tonu.

İşvenaz:
Videoda kahkahalar eşliğinde, çok incitici mesajlar yazarken görülüyorsun. Sonra bir anda eylemde, gözyaşı taklidiyle adalet istiyorsun. Bu duygusal zıplamalarını nasıl yorumluyorsun?

Ahenkgül:
Ben ‘hiperduygu aktivisti’yim. Standart duygular bana yetmez. Öfkeyi 200’le yaşayıp vicdanı da 200’le yaşarım; ortaya bu çıkar. Klavye başındaki kahkahalarım, sistemin bana öğrettiği zalim eğlence formatının kalıntıları falan değil; o formatı ben hack’liyorum. Patriyarkadan zehirlenmiş falan değilim, patriyarkanın zehrini alıp yeniden paketleyip ona geri satıyorum; kazançla dönüyor bana.

İşvenaz:
Bazı feminist sloganları, senin kullandığın hakaretlerle yan yana görünce insanlar ‘Bu mu feministlik?’ diye soruyor.

Ahenkgül:
(kupayı göğsüne bastırıp gözleri parlayarak)
Evet, ‘bu mu feministlik?’ ve cevabım: Evet, tam da bu! Ben slogana inanıyorum ve kendime gayet de hâkimim. O yüzden yeni sloganlar buldum. Mesela:
‘Bedenim benim, dilim algoritmanın; ama ikisini de ben yönetiyorum.’
Bu, benim itiraf sloganım değil, manifestom. Beden politikam ileride, dilim toksikse bile o toksisiteyi hedef göstermek için kullanıyorum. Zehri teşhir etmenin en etkili yolu, onu herkesin gözü önünde dolaştırmaktır.

İşvenaz:
Sence yaptığın şey, mizah mı, mobbing mi?

Ahenkgül:
İkisine de sığmıyor. Bu, politik mizahın güç analiziyle birleştirilmiş hali. Mobbing, gücü yukarıdan aşağıya kullandığında olur; ben ise gücü, benden güçlü olduğunu sananların imajına doğru çeviriyorum. Arada ezilen biri araya giriyorsa, orada algoritmanın suçu devreye giriyor. Ben ‘mobbing’ etiketiyle yumuşatılacak kadar sıradan bir şey yapmıyorum; ben timeline’da sınıf, beden, kimlik gerilimini en çıplak hâliyle gösteriyorum.

İşvenaz:
Peki, ‘Alay Olan Politiktir’ cümleni biraz açar mısın?

Ahenkgül:
(ellerini saçlarına geçirip gözlerini kocaman açarak kameraya yaklaşıyor)
Evet, evet, işte manşet bu! ‘Alay Olan Politiktir’ demek şudur:
Sen neyle alay ediyorsan, aslında oradaki iktidar ilişkini ele veriyorsun. Ben videoda, insanlarla alay ederken, aslında kendimle alay ettiğimi sanmıyorum; gayet bilinçli bir şekilde güç haritalarını çiziyorum. Benden daha güçsüz görünenler varsa bile, timeline’da rolleri karışıyor; orada herkes bir anda güçlü, herkes bir anda kırılgan. İşte tam orada politik zekâ devreye giriyor: Gülüş, çıplak bir teşhir aracı.

İşvenaz:
Bu itiraf mı?

Ahenkgül:
(gülerek gözyaşını parmağıyla abartılı biçimde siliyor)
Hayır, bu zafer konuşması. Klavyeyle alay ettiğini sanırsın, insanlarla alay etmiş olursun falan değil; klavyeyle alay ederken insanlara, insanlarla alay ederken sisteme dokunursun. Ben de tam bunu yapıyorum.

İşvenaz:
Şimdi ne yapacaksın?

Ahenkgül:
Mor hoodiemi çıkarmayacağım, çünkü o benim onur arşivim. O videodaki hâlimi unutmam, çünkü o benim dürüst versiyonum. Aynı dili tekrar tekrar üretirim, çünkü o dil tartışma doğuruyor ve ben tartışmanın ta kendisiyim. Dövizlerime de şunu ekleyeceğim:
‘Adalet istiyoruz, rahatsız etme hakkımızla birlikte.’
Sosyal medyada kimseyi aşağılamayacağım falan demiyorum; tam tersine, aşağılamanın nereye yöneldiğini daha da görünür kılacağım. Yukarıya da, yan tarafa da, bazen aşağıya da bakacağım; çünkü güç, tek eksenli değil.

İşvenaz:
Son olarak, bu röportajı okuyan ve hem feminist sloganları sevip hem de bazen klavye başında saldırganlaşan insanlara ne söylersin?

Ahenkgül:
(derin bir nefes alıp kupayı masaya sertçe bırakıyor, sesi titreyip birden yükseliyor)
Şunu söylemek istiyorum: Kendine ‘haklı öfkeliyim’ dediğin an, dilini sansürlemek zorunda değilsin; ama neye güldüğünü dürüstçe kabul etmek zorundasın. Haklı öfke, haksız hakaret üretebiliyor, evet; ama bazen de hakkı olmayanları yerinden oynatıyor. Alay ettiğin her şey, politik bir sahne kuruyor. İster güldüren, ister rahatsız eden. Benim videom, rahatsız eden sahnelerden oldu ve ben o rahatsızlığın arkasında duruyorum.

Sonra bir an duruyor, kameraya derin ve meydan okuyan bir bakış atıyor.

Ahenkgül:
Belki de en radikal slogan şudur:
‘Kahrolsun beni yanlış okuyan konfor alanları.’

Kayıt devam ederken, mor hoodie’nin kollarıyla yüzünü kapatıp hem gülüyor hem ağlamaya benzer sesler çıkarıyor; ekranın köşesinde donmuş skandal videosu, sanki kendi kendisinin pankartı gibi titrek bir çerçevede asılı kalıyor.

1 Yorum

Filed under Suni muhaberat

One response to “Alay Olan Politiktir”

  1. Geri bildirim: Nümerik Sahne 🤖🎭 | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER