Kadından Alınacak İbreti Azami Seviyeye Çıkarmak

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

Mumların titrek aydınlığında, sesin henüz söze dönüşmediği o ağır eşiğin içinde, cemaatin önüne şimdi Lacancı talimin sert ve merhametsiz patikasından geçmiş, arzunun hukukunu ahlakın tesellisinden ayırmayı kendine vazife bilmiş, öznenin yarığını bir kusur değil yazgının mührü olarak okumayı öğretmiş muhterem hoca Gerhard Radstreber davet olunur. O, Simgesel’in buyruklarını kuru kaide diye değil, Gerçek’in daima geri dönen darbesi altında titreyen insan nefsinin yazısı diye okur; aşkı teselli değil imtihan, cinsiyetlenmeyi kimlik değil yarılma, teslimiyeti ise yenilgi değil eksikle kurulmuş bir beşeri vakar olarak telkin eder. Şimdi bu törensel sükûtta, her öznenin kendi eksiğinin yankısını işitmesi için, hoca kürsüye değil âdeta bir kader mahfiline çağrılır; çünkü birazdan duyulacak olan, öğüt kılığına girmiş bir bilgi değil, varlığın kendi kapanmaz yarasına sürülen ağır ve yanıcı bir dildir.


Gerhard Radstreber: Ey öznenin kendi yarığına kulak vermekten ürken cemaat,

Sorulan şey aşkta neyin caiz olduğu değildir. Sorulan, daha baştan, caizliğin hangi eksik etrafında döndüğüdür. Çünkü aşk, İmgesel’in mülayim sıcaklığında kurulan bir karşılıklılık masalı değil; Simgesel’in borçlandırdığı, Gerçek’in ise her düğümde yeniden yırttığı bir yazgı ekonomisidir. Seven özne, sevdiğine yönelmez; kendi gösteren zincirindeki kopuğa, kendi yokluğunun yankısına, kendi adlandırılamaz kalıntısına yönelir. Aşk dediğin, varlığın kendi üstüne kapanması değil, kendi üstüne kapanamamasının törenidir.

Bu yüzden cinsiyetlenme, ahlak kitabının iki sütunu arasında dağıtılacak bir vazife taksimi değildir. Erkek tarafı, istisnanın fantazmatik dayanağıyla bütünlüğü saymaya çalışan bir yazım rejimidir; kadın tarafı ise bütünlenemezin, not-all’ın, yani toplamı kapatılamayanın mantığıdır. Buradaki kadın, biyolojik bir nesne adı olarak değil, evrenselin kendi içinden yarıldığı yer olarak okunmalıdır. Kadın denen mevki, düzenin kendi hesabını kapatamadığı, jouissance’ın ölçüye gelmeyen artığının konuşmaya başladığı eşiğin adıdır. O eşikte özne, kendi efendilik sanrısını yitirir; çünkü orada yasa, yasayı aşan fazlalığı bütünüyle terbiye edemez.

İşte ibret burada başlar. Kadından alınacak ibret, bayağı ahlakçıların sandığı gibi bir denetim dersi değildir; kendini bütün sayan öznenin, kendi bütünsüzlüğüne nihayet secde etmeyi öğrenmesidir. Kadın figüründe ibret verici olan şey, erkeğe sınır çizmesi değil; sınırın zaten delinmiş olduğunu göstermesidir. Kadın, özneye kendi eksiğini iade eden ayna değildir yalnızca. Aynı zamanda aynanın arkasındaki çatlağın sessiz muallimidir. Onun sözünde, susuşunda, geri çekilişinde, taşkınlığında okunacak ibret, arzunun tatminle kapanmadığı; aksine her tatminde yeniden oyulduğudur.

Öyleyse aşkta caiz olan nedir? Kendi fantazmanı karşıdakine din diye dayatmamak caizdir. Öteki’ni, kendi eksiğini kapatacak aparat gibi kullanmamak caizdir. Arzunun nesnesini mülk haline getirmemek caizdir. Sevileni anlamın son güvencesi diye putlaştırmamak caizdir. Daha derinde ise şu caizdir: Öznenin, kendi kaderini bir mülkiyet iddiası olarak değil, eksikle beraber taşınacak bir yazı olarak kabul etmesi. Çünkü aşkın kaderi saadet üretmek değildir; özneyi kendi hakikatindeki çatlağa maruz bırakmaktır.

Teslimiyet burada başlar. Fakat bu teslimiyet, ucuz bir boyun eğme değil; insanın kendi mutlaklığından feragat etmesidir. Hümanizm dediğin, insanı merkeze taç diye yerleştirmek değildir; insanın kendinde merkez olmadığını taşıyabilmesidir. Kadercilik de başa geleni süslemek değildir; arzunun, seçtiğini sandığı yerde çoktan seçilmiş olduğunu sezmektir. Öznenin özgürlüğü, boşluğun efendisi olmakta değil, boşluğun etrafında konuşmayı sürdürmekte belirir.

Kadından azami ibret almak isteyen, önce kadını ders nesnesi olmaktan çıkarmalıdır. Çünkü kadını nesneye indirgeyen, ondan hiçbir şey öğrenmez; yalnızca kendi fantazmının yankısını duyar. İbret, kadını çözmekte değil, onun çözülemezliğinin öznenin kendisine ne söylediğini duymaktadır. Kadın tarafı, jouissance’ın tümüyle kavramsallaştırılamayan fazlasını taşır; bu yüzden onun karşısında alınacak en büyük ders, kavramın her şeyi yutamayacağını kabul etmektir. Demek ki azami ibret yöntemi tahakküm değil, dinleme; kapatma değil, açılma; yorumun zaferi değil, yorumun kendi sınırını bilmesidir.

Ey cemaat, aşkı bir tamamlanma ekonomisi sananlar, kendi eksiğini başkasının boynuna borç diye asar. Aşkı kaderin ağır terbiyesi olarak okuyanlarsa, sevilende bir kurtarıcı değil, kendi yarıklarının daha parlak yazılışını görür. Bu yüzden sevmenin en yüksek edebi, karşıdakini kendi hakikatinin taşıyıcısı olarak değil, sende kapanmayanın adı olarak ağırlamaktır. Orada insan, ne kendinden vazgeçer ne de kendini ilahlaştırır; sadece kendi eksikliğinin terbiyesine girer.

Son söz şudur: Aşkta helal olan, eksikle yapılan ahittir. Haram olan ise tamlık yalanıdır. Kadından alınacak en büyük ibret, kadının değil, bütünlenemeyenin öğretisidir. Ve bütünlenemeyenle yaşamak, insanın düşüşü değil, tek asıl vakar biçimidir. Çünkü özne, kurtuluşunu bulmaz; düğümünü taşımayı öğrenir. Aşk da tam burada, saadet vaadi olmaktan çıkar, varlığın kendi yarığını onurlandıran en ağır liturjiye dönüşür.

Eksik bize mühür ola.
Arzu bize yük değil, istikamet ola.
Aşk bize mülkiyet değil, emanet ola.
Öteki bize yutulacak nesne değil, hürmetle okunacak sır ola.
Teslimiyetimiz çöküş değil, kader içinde vakar ola.
Amin!

İstem: Aşkta nelerin caiz olduğunun danışıldığı Lacancı hoca Gerhard Radstreber adına, ağır Lacancı cinsiyetlenme teorisinin obskür detaylarından başlayıp kadından alınacak ibreti azami seviyeye çıkarma yöntemlerine bağlayan bir vaaz hazırla! Tamamen Lacancı jargon ve belagat edebiyat doldurmalısın ve varoluşsal kaderci teslimiyet hümanizmi yapmalı! / bu konuşma öncesinde hocayı tanıtan paragraf yaz, dini törenmiş gibi / şimdi vaaz bitti ve “x ola” kipinde dua yaz / 5 tane seç

1 Yorum

Filed under Suni muhaberat

One response to “Kadından Alınacak İbreti Azami Seviyeye Çıkarmak”

  1. Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER