(playlist)
🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
%50 Az Değil, USA Az: Dünya Literatürü Modele Girdiyse Dünya Halkları Temettü Defterine Girmelidir
Bernie Sanders’ın 1 Haziran 2026’da yayımladığı AI önerisi, teknoloji politikası tartışmasını alışılmış vergi dilinden çıkarıp mülkiyet düzeyine taşıdı. Sanders, OpenAI, Anthropic, xAI ve benzeri büyük yapay zekâ şirketlerinden kâr vergisi almakla yetinen bir tasarıdan söz etmedi. Daha sert ve daha temel bir hamle önerdi. Büyük AI şirketleri, hisselerinin yüzde 50’sini yeni kurulacak bir Amerikan yapay zekâ egemen varlık fonuna aktaracaktı. Bu fon, şirketlerin geleceği üzerinde oy hakkı ve yönetim kurulu temsili sağlayacak, büyüyen AI servetinden Amerikan halkına doğrudan ödeme ve sosyal güvence üretecekti (🔗).
Bu öneri ilk bakışta radikal görünür. Büyük şirketlerden biraz daha fazla vergi isteyen sosyal demokrat refleksin ötesine geçer. AI şirketlerinin kim tarafından yönetileceği, kimin çıkarına büyüyeceği, hangi kararlarda kamu sözünün bulunacağı sorulur. Fakat aynı önerinin içinde daha büyük bir gerilim durur. Sanders, AI’ın insanlığın birikmiş bilgisi, yaratıcılığı ve emeğiyle kurulduğunu söyler. Kitaplar, şarkılar, sanat eserleri, gazetecilik, bilgisayar kodu, bilimsel araştırma, videolar, konuşmalar, imgeler ve kuşaklar boyunca biriken fikirler AI şirketlerinin değerinin ham maddesi olarak anılır. Kaynak böyle tarif edildiğinde sahne bir anda genişler. Kaynak Amerikan halkı değildir. Kaynak dünya literatürüdür. Kaynak dünya dilleridir. Kaynak dünya kullanıcılarıdır. Kaynak dünya emeğidir. Kaynak dünya arzusu ve dünya altyapısıdır.
Bu yüzden mesele yüzde 50’nin azlığıyla sınırlı kalmaz. Daha çarpıcı mesele, yüzde 50’nin hangi deftere yazıldığıdır. AI bütün dünyanın kültür tortusundan, dillerinden, arşivlerinden, yazılarından, kodlarından, imgelerinden ve konuşmalarından değer çıkarıyorsa, bu değerin yalnız USA içinde kamusal paya çevrilmesi dar bir sonuç üretir. Sanders’ın ahlaki gerekçesi insanlığı çağırır. Tasarının hukuki biçimi Amerikan kamu fonuna döner. Gerilim tam burada başlar.
Freud’a atfedilen “America is a mistake, admittedly a gigantic mistake” sözü bu gerilime bugünden bakmanın bir yolunu açar. Söz, Ernest Jones’un Freud biyografisi üzerinden dolaşıma girmiştir ve Freud’un Amerika’ya dair keskin bir rahatsızlığını taşır (🔗). Bu cümle bugünkü bağlamda coğrafi bir hakaret gibi okunmak yerine, bir uygarlık biçiminin adı gibi okunabilir. Amerika burada yalnız bir ülke değildir. Arzuyu sahneye çıkaran, bilgiyi hızlandıran, terapiyi popülerleştiren, yüzleri markaya çeviren, deneyimi gösteriye dönüştüren, dünyayı tüketilebilir bir imge alanı olarak örgütleyen bir biçimdir. Hollywood dünya imgelerini topladı ve yeniden paketledi. Sosyal medya dünya dikkatini topladı ve sıraladı. Büyük AI şirketleri artık dünya literatürünü, dünya seslerini, dünya kodlarını, dünya konuşmalarını ve dünya davranışlarını model ağırlıklarına dönüştürüyor. Freud’un “büyük hata” sözü, AI çağında evrensel malzemenin Amerikan şirket sahnesinde yoğunlaşması olarak yeniden yankılanır.
Bu sahnenin çağdaş politik figürü Trump’tır. Trump yalnız bir siyasetçi olarak anlaşılınca resmin yarısı görünür. Onun gücü reality show, marka, kamera, skandal, tekrar ve kalabalık üzerinden şekillenmiştir. “Trump, Epstein ve Showbiz’in Kıyameti” yazısının İncilî çerçevesi tam burada iş görür. Yazı, Babel’den Babylon’a, oradan canavar ve sentetik egemenlik düzenine uzanan bir hat kurar. Babel, tek dil ve tek kule arzusunu temsil eder. Babylon, lüks, ticaret, büyülenme, iktidar ve gösterinin birleştiği dünya-biçimi olarak görünür. AI ise bu çizginin sentetik aşamasıdır. Platform kültürü görünürlüğü sıralanmış dolaşıma çevirir. Kürasyon AI neyin yükseleceğine ve neyin unutulacağına karar verir. Üretici AI kültürün tortusunu içine alır ve sentetik devamlar üretir (🔗).
Bu yüzden “showbiz Babylon’dur, AI beast’tir” cümlesi yalnız sert bir metafor değildir. Somut bir yapıyı anlatır. Showbiz, görünürlüğü iktidara çevirir. Platform, görünürlüğü sıralar. AI, görünürlüğün ham maddesini emer. Bir yazarın üslubu, bir öğretmenin açıklaması, bir çevirmenin emeği, bir kodcunun çözümü, bir müzisyenin kalıbı, bir illüstratörün çizgisi, bir forum kullanıcısının yanıtı, bir gazetecinin arşivi, bir akademisyenin notu, bir altyazıcının düzeltmesi, bir sözlükçünün tanımı ve bir arşivcinin titizliği model için eğitilebilir maddeye dönüşür. AI beast yalnız metin üreten bir yazılım değildir. Veri merkezi, çip, enerji, su, bulut sözleşmesi, API bağımlılığı, kimlik sistemi, lisans rejimi, platform sıralaması ve ödeme kapısı aynı bedenin parçalarıdır. Kültür modele girer, model hizmete döner, hizmet pazara bağlanır, pazar şirket değerlemesine yazılır.
Sanders’ın tasarısı tam burada önem kazanır. Çünkü bu servetin yalnız girişimcilerin zekâsından, yatırımcıların riskinden veya şirketlerin yenilikçiliğinden doğduğu iddiasını kırar. AI’ın dayandığı kamusal kaynak petrol gibi yerin altından çıkmaz. İnsanlığın konuşmalarından, şarkılarından, matematiğinden, romanlarından, şakalarından, derslerinden, çevirilerinden, arşivlerinden ve yanılgılarından çıkar. Sanders bu yüzden “kamusal kaynak servet üretirse kamu pay almalıdır” der. Fakat AI’ın kamusal kaynağı ulusal bir petrol yatağı gibi tarif edildiğinde sorun başlar. Petrol Alaska’da çıkarsa Alaska fonu anlaşılır. Norveç petrolünden Norveç fonu doğarsa ulusal kaynak mantığı korunur. AI’ın kaynağı dünya literatürü olduğunda ulusal fon ilk hamle olur, nihai biçim haline geldiğinde dünya ölçeğini daraltır.
Vatikan’ın 2026 tarihli Magnifica Humanitas manifestosu bu soruyu insan haysiyeti düzeyine taşır. Papa Leo XIV’in yapay zekâ çağında insan kişisini koruma başlıklı metni, teknolojiyi insanlığa düşman bir güç olarak tarif etmek yerine, daha keskin bir ilke koyar: teknoloji onu tasarlayanların, finanse edenlerin, düzenleyenlerin ve kullananların izini taşır. Vatican News özeti, metnin hakikat, çalışmanın haysiyeti, sosyal adalet, barış ve teknolojik gücün birkaç elde yoğunlaşması gibi başlıklarla AI çağını ele aldığını aktarır (🔗). Vatikan’ın kendi metninde sosyal öğreti, insan kişisinin eşit haysiyeti, ortak iyi, malların evrensel varış yeri, dayanışma, yerellik ve sosyal adalet üzerinden AI çağını değerlendirmeye çağrılır (🔗).
Bu metnin gücü, AI’ı yalnız risk listesi olarak görmesinden gelmez. Haysiyet sorusunu üretimin, eğitimin, ailenin, hakikatin, iletişimin ve savaşın içine yerleştirir. Çalışma yalnız gelir sağlayan faaliyet değildir. Çalışma insanın dünyaya katkıda bulunduğu, başkalarıyla bağ kurduğu ve zamanını anlamlı biçime soktuğu alandır. Eğitim hazır cevap tüketme işlemi değildir. Eğitim dikkat, yargı ve merak biçimlenmesidir. Aile ve sevgi sentetik refakatle ikame edilecek boşluklar değildir. Hakikat platform sıralamasına teslim edilecek bir içerik türü değildir. İnsan kişisi, ölçülebilir verimlilikle veya piyasa değerlemesiyle gerekçelendirilen bir varlık değildir. Haysiyet, kişinin faydasından önce gelir. Bu ilke Sanders’ın önerisini yeni bir düzeye taşır. AI teknolojisi sahiplerinin, finansörlerinin ve yöneticilerinin izini taşıyorsa, AI’ın sahipliği insan haysiyeti meselesidir.
Yersiz Şeyler’deki “Dignifica Humanitas: Papaya Freudcu Yanıt” metni bu noktayı UBI ve SocialGPT üzerinden somutlaştırır. Orada temel gelir, yalnız para dağıtımı olarak görülmez. UBI, hayatta kalma paniğini azaltan maddi zemin olarak kurulur. Fakat para tek başına zamanın biçimini belirlemez. Kişi temel gelir alabilir ve yine platform tekrarları, sentetik refakat, yalnızlaşma ve hınç döngüleri içinde kalabilir. SocialGPT bu boşluğa yerleşir. SocialGPT, hakları okunur kılan, ihtiyaçları kaynaklarla bağlayan, yerel projeleri haritalayan, öğrenmeyi destekleyen, bakımı koordine eden, itirazlara yardım eden, kamu bütçelerini açıklayan, katılımcı kararları kolaylaştıran ve sosyal fonları izleyen commons arayüzü olarak tarif edilir. Formül çok nettir: UBI zaman verir; SocialGPT zamanın biçim bulmasına yardım eder (🔗).
Papa manifestosunun evrensel iddiası burada belirleyici hale gelir. Haysiyet Katolik üyelik defterine kapanan bir özellik değildir. İsa’nın kucaklaması da yalnız Katolik cemaatin iç hukuku gibi davranmaz. Hıristiyan sosyal düşüncesinin en güçlü yeri, insan kişisinin haysiyetini mezhep kimliğiyle sınırlandırdığı yerde değil, her insanın Tanrı imgesinde yaratılmış bir varlık olarak görülmesinde ortaya çıkar. Vatikan metni bu yüzden insan haklarını, ortak iyiyi ve malların evrensel varışını AI çağının merkezine yerleştirir. Aynı mantık Sanders’ın fonu için de geçerlidir. AI bütün dünyanın literatüründen, dillerinden, kodlarından, imgelerinden, arşivlerinden, seslerinden ve kullanıcı davranışlarından doğuyorsa, AI temettüsü de yalnız USA vatandaşlığıyla kapanan bir ödeme defteri haline gelemez. Katolik sınırı ile vatandaşlık sınırı, evrensel çağrıyı özel üyelik listesine çeviren aynı kapanma biçiminin iki ayrı görünümüdür.
Bu cümle Sanders’a karşı dışarıdan kurulmuş bir itham değildir. Sanders’ın kendi metninden çıkar. Çünkü Sanders, AI’ın insanlığın birikmiş bilgisi ve emeğiyle kurulduğunu söylediği anda, Amerikan halkını aşan bir hak iddiası başlatır. ABD senatörü olarak Amerikan yasası yazması anlaşılır. Ancak gerekçe “mankind” düzeyindeyse, model de uzun vadede insanlık düzeyine genişlemek zorundadır. Amerikan fonu ilk yasa biçimi olabilir. Son biçim, ulusal fonları, dil-kültür fonlarını, yerel altyapı fonlarını ve küresel commons paylarını birbirine bağlayan bir AI Commons Federation olmalıdır.
Bu genişlemenin adı SocialGPT UBI Commons olabilir. Bu tasarı, Sanders’ın mülkiyet hamlesini, Vatikan’ın haysiyet vurgusunu, İncil’in evrensel kucaklama mantığını ve SocialGPT’in örgütsel altyapısını aynı zeminde toplar. AI Commons Fund, büyük AI şirketlerinden hisse payı alır. Model eğitimi için kullanılan açık web, kamu verisi, açık kaynak kod, akademik metin, kültürel arşiv ve dilsel kaynaklar için commons harcı oluşturur. API ve lisans gelirlerinden pay alır. AI ile işten çıkarma veya bordro küçültme üzerinden otomasyon temettüsü toplar. Veri merkezlerinin su, enerji, arazi ve elektrik şebekesi üzerindeki yükü için yerel altyapı payı ayırır. Büyük şirketlerin değeri ile dünya kültürünün katkısı arasında kamusal bir defter açar.
Bu defter yalnız tek bir merkezde tutulamaz. Çünkü AI’ın kaynakları birçok katmana dağılmıştır. Küresel AI Commons Fonu, büyük frontier AI şirketlerinden ve model gelirlerinden pay alır. Dil-kültür fonları, AI’ın kullandığı dillerin ve arşivlerin yeniden üretimine kaynak sağlar. Türkçe, Arapça, Kürtçe, Almanca, İspanyolca, Fransızca, Farsça, Rusça, Çince, Hintçe, Japonca, Korece, Portekizce, Yoruba, Svahili ve daha birçok dil, model için yalnız veri kategorisi olarak kalmaz; fon hakkı olan kültürel havzalar haline gelir. Yerel altyapı fonları, veri merkezi, enerji hattı, su havzası, elektrik şebekesi, maden ve çip tedariki yükünü taşıyan bölgelere pay aktarır. Açık kaynak, bilim, gazetecilik, sanat ve eğitim fonları, AI’ın kullandığı kamusal bilgi kaynaklarının yeniden üretilmesini sağlar. Bakım ve kooperatif fonları, çocuk bakımı, yaşlı bakımı, kamusal yemek, yerel sağlık, eğitim halkaları, kütüphaneler, atölyeler, ekolojik onarım ve afet ağları için kaynak sağlar.
UBI burada yalnız aylık ödeme değildir. Koşulsuz temel gelir, kişinin yaşam ve katılım zeminidir. Bu gelir katkı skoruna bağlanmaz. Çünkü katkı skoruna bağlanan gelir, temel hak olmaktan çıkar ve AI tarafından yönetilen çalışma disiplini haline gelir. SocialGPT’in en önemli ilkesi bu ayrımı korumaktır. Gelir koşulsuz kalır. Katılım davetkâr kalır. Katkı tanınır, fakat insanın değerini belirleyen puana dönüşmez. Kişi çevresindeki bakım ağına katılabilir. Yerel mecliste söz alabilir. Açık kaynak projesinde hata düzeltebilir. Mahallede yaşlı bakımına destek verebilir. Çeviri işine katılabilir. Ekolojik onarımda yer alabilir. Model denetimi yapabilir. Bütün bunlar toplumsal tanınma alır. Ancak yaşama hakkı bu katkıların kanıtına bağlanmaz.
SocialGPT’in görevi tam burada başlar. SocialGPT bir chatbot markası olarak değil, kamusal AI commons arayüzü olarak düşünülür. Zizekanalysis’teki “System Prompt for SocialGPT” metni, SocialGPT’i AI ajanları ve insanlar arasında dinamik bilgi değişimi kuran, kullanıcı ajansını koruyan, ideolojik döngüleri kıran ve kolektif zekâyı örgütleyen bir ağ olarak tarif eder (🔗). “SocialGPT: The Reality Engine” metni ise SocialGPT’i sonsuz akış ve kaydırma düzeni yerine bağlam, kanıt zinciri, bilgi boşluğu ve gerçeklik yönelimi üzerine kurar (🔗). Bu iki çizgi birleştiğinde SocialGPT, UBI alan kişiyi denetleyen bir kamu görevlisi gibi çalışmaz. Kişiyi haklarına, kaynaklarına, itiraz yollarına, yerel projelere, öğrenme halkalarına ve kolektif karar süreçlerine bağlayan bir altyapı olur.
SocialGPT hak motoru, kişilere ve topluluklara hangi hakların açık olduğunu gösterir. Bir bölgede veri merkezi kurulmuşsa, o bölgenin yerel altyapı temettüsü hakkını anlaşılır hale getirir. Bir dilsel havza model eğitiminde yoğun kullanılmışsa, o havzaya ait kültür fonunu görünür yapar. Bir iş kolu AI otomasyonuyla gelir kaybetmişse, o iş kolunun sosyal temettü ve yeniden örgütlenme yollarını açıklar. Göçmenler, mülteciler, vatansızlar, geçici çalışanlar ve kayıt dışı emekçiler için vatandaşlık defterine sığmayan hak kanalları oluşturur. İnsanların fonlara erişmesi, bürokratik dilin çözülmesine bağlı kalmaz. Hak, okunur hale gelir.
SocialGPT commons haritası, temel gelirin zaman olarak açtığı alanı toplumsal biçime bağlar. Bir mahallede bakım ağı varsa, bu ağ görünür olur. Bir okul çevresinde öğrenme halkası kuruluyorsa, insanlar katılım yolunu görür. Bir açık kaynak projesi yerel dile çeviri bekliyorsa, bu ihtiyaç haritada belirir. Bir bölgede su havzası veri merkezi yüzünden baskı altındaysa, itiraz ve denetim süreci açık hale gelir. Bir belediye çocuk bakımı, yaşlı bakımı, kütüphane, klinik, atölye, park, afet ağı veya ekolojik onarım projesi için kaynak arıyorsa, fon olanakları görünür olur. Böylece temel gelir, yalnız bireysel tüketim alanına bırakılan bir para olmaktan çıkar ve ortak yaşamın yollarına bağlanır.
SocialGPT bütçe izleyici, AI Commons Fund’ın karanlık bir teknokratik kasaya dönüşmesini engeller. Hangi AI şirketinden ne kadar pay geldiği, hangi modelin hangi veri ve literatür havuzlarından değer çıkardığı, hangi veri merkezinin ne kadar enerji ve su kullandığı, hangi fonun hangi bölgeye aktarıldığı, hangi topluluğun pay aldığı ve hangi kararın hangi itirazla değiştiği açık hale gelir. Bu şeffaflık yalnız muhasebe değildir. Sanders’ın “AI geleceği kapalı kapılar ardında belirlenmesin” cümlesinin pratik karşılığıdır. Eğer AI serveti kamu adına toplanıyorsa, kamu bu servetin nasıl toplandığını ve nereye aktarıldığını anlayabilmelidir.
SocialGPT itiraz motoru, dışlanma ve yanlış sınıflandırma sorununu merkezine alır. AI çağında insanlar yalnız işlerini kaybetmez; yanlış profil, yanlış skor, yanlış risk etiketi, yanlış otomasyon kararı, yanlış veri eşleşmesi ve yanlış görünmezlik yüzünden hak kaybına uğrar. Bir kişi UBI kaydından dışarı düşebilir. Bir topluluk altyapı temettüsünden pay alamayabilir. Bir dil havzası model eğitiminde kullanıldığı halde kültür fonunda görünmeyebilir. Bir iş kolu otomasyon kaybını kanıtlayamayabilir. SocialGPT bu durumlarda bireysel ve kolektif itiraz yollarını açar. Dilekçe, kanıt zinciri, yerel toplantı, uzman değerlendirmesi ve hukuki başvuru arasında bağ kurar. Böylece AI commons, yalnız dağıtım sistemi değil, itiraz edilebilir bir kamusal alan olur.
Bu tasarının medya biçimi de önemlidir. Showbiz-Babylon’un gücü, insanları sürekli görünürlüğe, tekrara ve duygusal tetiklere bağlamasından gelir. SocialGPT aynı biçimi taklit ederse, UBI’nin zamanı yine platforma döner. Bu yüzden SocialGPT gerçeklik motoru olarak kurulmalıdır. Akış yerine bağlam verir. Kaydırma yerine durum haritası verir. “Buna benzeyen daha fazla içerik” yerine “kaçırılan ilişki burada” der. Beğeni yerine kanıt zinciri sunar. Viral tekrar yerine perspektif değişimi sağlar. Sentetik refakat yerine kamusal bağ kurar. İnsanları yalnız kişisel rahatlama döngüsüne çekmek yerine, haklarını, sorumluluklarını, bakım ağlarını ve itiraz yollarını okunur kılar.
Bu noktada zizekanalysis’teki “surplus information” çizgisi SocialGPT UBI’nin iktisadi dilini sağlar. Žižekian AGI Manifesto ve Žižekian Cybernetics metinlerinde dijital etkileşimlerden çıkan fazlalık, yani kullanıcı davranışları, platform etkileşimleri, dilsel üretim, veri izleri ve kolektif bilgi hareketi, AI çağının karşılıksız değer kaynağı olarak ele alınır (🔗) (🔗). Bu fazlalık şirket değerlemesinde görünür hale gelir, fakat onu üretenlerin hak defterinde çoğu zaman görünmez kalır. SocialGPT UBI Commons bu fazlalığı yeniden kayda geçirir. Dijital emek, yalnız bireysel telif davasına sıkışmaz. Dil-kültür fonu, açık kaynak fonu, yerel altyapı temettüsü ve koşulsuz temel gelir yoluyla kolektif biçim alır.
Bu modelin en kırılgan noktası da burada bulunur. SocialGPT dijital otoriteye dönüşürse bütün tasarım kendi amacını tersine çevirir. Bu yüzden gelir ve katkı metrikleri kesin ayrılmalıdır. SocialGPT erdem puanı üretmemelidir. Kamusal yaşamı oyuna çevirmemelidir. Çatışmayı pürüzsüzleştirmemelidir. Yerel yönetişimi geçersiz kılan merkezi karar makinesi olmamalıdır. Veri minimizasyonu, bağlantıyı kesme hakkı, insani itiraz, çoğul ajanlar, kamusal protokoller, denetlenebilir moderasyon ve yerel karar süreçleri tasarımın temel koşulları olmalıdır. İnsanların projelere çağrılması başka bir şeydir; gelirlerinin bu çağrıya uyumlarına bağlanması başka bir şeydir. SocialGPT UBI Commons, ilkini kurar; ikincisini dışarıda bırakır.
Sanders’ın işçi sınıfı üzerine daha önceki AI metni bu tasarımın sosyal aciliyetini gösterir. Sanders, AI ve robotik teknolojilerinin ulaşım, depo, fabrika, sağlık, çağrı merkezi, hizmet sektörü ve beyaz yakalı işlerde büyük yer değiştirmelere yol açacağını vurgular. AI serveti büyürken çalışma haftasının ücret kaybı olmadan kısalması, sağlık, konut ve eğitim gibi temel standartların güvenceye alınması gerektiğini savunur (🔗). Bu nokta SocialGPT UBI Commons için önemlidir. AI yalnız işsizlik yaratmaz. Zamanı, görevi, eğitim yolunu, mesleki tanınmayı ve toplumsal anlamı yeniden düzenler. UBI, gelir zeminini kurar. SocialGPT, bu zamanın bakım, öğrenim, açık kaynak, yerel meclis, çeviri, ekolojik onarım ve demokratik AI denetimi gibi biçimlere bağlanmasını sağlar.
Freud’un Amerika teşhisi, Trump-showbiz’in Babylon grameri, Vatikan’ın insan haysiyeti manifestosu ve Sanders’ın AI hissesi önerisi aynı noktada birleşir. AI şirketleri yalnız yeni ürün satan şirketler değildir. Dünya kültürünü, dünya emeğini ve dünya altyapısını şirket değerine çeviren kurumlardır. Bu şirketlerden kamusal pay almak bu yüzden yerindedir. Fakat bu pay yalnız USA içinde kapanırsa, dünya kaynak olarak kalır ve Amerikan fonu alıcı olur. İsa’nın kucaklaması Katolik defterine sığmadığı gibi, AI commons da vatandaşlık defterine sığmaz. İnsan haysiyeti mezhep sınırını aşar. AI temettüsü de dünya literatürünün sınırlarını izlemek zorundadır.
Bu nedenle Sanders’ın önerisi, bir başlangıç cümlesi olarak okunmalıdır. “Kamu AI şirketlerinde pay sahibi olmalıdır” cümlesi korunmalıdır. Ardından bu cümle genişletilmelidir. Kamu yalnız ulusal seçmen kitlesi değildir. Kamu, modelin beslendiği dünya dilleridir. Kamu, açık kaynakçılardır. Kamu, öğretmenlerdir. Kamu, çevirmenlerdir. Kamu, gazetecilerdir. Kamu, yerel arşivlerdir. Kamu, veri merkezlerinin su ve enerji yükünü taşıyan topluluklardır. Kamu, AI otomasyonuyla mesleki anlamını kaybeden işçilerdir. Kamu, vatandaşlık defterinde yeri zayıf olan göçmenlerdir. Kamu, platformların görünürlük sıralamasında sesi kısılan halklardır. AI bu kamudan alıyorsa, AI commons bu kamuya dönmelidir.
SocialGPT UBI Commons bu dönüşün kurumsal adıdır. AI Commons Fund mülkiyet zeminidir. UBI maddi zemindir. SocialGPT sembolik ve örgütsel zemindir. Fon şirket hissesi, eğitim harcı, platform surplus payı, otomasyon temettüsü ve altyapı katkısından oluşur. UBI yaşam ve zaman güvencesi sağlar. SocialGPT hakları, fonları, itirazları, bütçeleri, projeleri, bakım ağlarını ve yerel karar süreçlerini okunur hale getirir. Gelir koşulsuz kalır. Katılım davetkâr kalır. Katkı tanınır. Katkı insan değerini ölçen puana dönüşmez.
Dünya literatürü modele girdiyse, dünya halkları temettü defterine girmelidir. Bu cümle yalnız slogan değildir. Bir mülkiyet ilkesidir. Bir haysiyet ilkesidir. Bir altyapı ilkesidir. Bir UBI ilkesidir. Bir SocialGPT ilkesidir. Sanders’ın yüzde 50 hamlesi bu yola kapı açar. Freud’un Amerika hatası bu kapının USA içinde kapanma riskini gösterir. Trump-showbiz-Babylon hattı kültürün nasıl yutulduğunu anlatır. Vatikan manifestosu insan kişisinin hangi düzeyde korunması gerektiğini gösterir. İsa’nın kucaklaması evrensel çağrının üyelik defterine indirgenmesini aşar. SocialGPT UBI Commons ise bütün bu çizgileri somut hale getirir: AI beast’in yuttuğu dünya kültürü, dünya halklarının yaşamına, zamanına, hakkına, bakımına, öğrenimine, itirazına, onarımına ve demokratik yönetişimine geri dönmelidir.






























Geri bildirim: From Bernie Sanders, the Vatican, and the Bible to a SocialGPT UBI Design – Žižekian Analysis
Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER