Felsefe Değil, Kahramanlık Paket Servisi

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

Yeni Yaşam’ın Deniz Göktaş’ı Sokrates ilan eden yazısı, savunduğu kişiyi değil, kendi düşünme felcini teşhir ediyor. Yazı güya Göktaş’ı iktidarın karikatürleştirmesine karşı sahneye çıkan politik mizahçı olarak anlatıyor; fakat daha ilk hamlede kendisi Göktaş’ı Sokrates kostümüne sokup bir karikatüre çeviriyor. Yani yazının iktidara atfettiği küçültme işlemi, yazının kendi edebi motoru oluyor. Sokrates’i anlatacağım derken Platon’un mağarasına dekorcu olarak girmek ancak böyle olur.

Metnin numarası basit: Bir komedyen tutuklanıyor, sonra hemen antik Yunan perdesi açılıyor, ışıklar kısılıyor, arkadan felsefe müziği giriyor, Deniz Göktaş sahneye baldıran kupasıyla değil, stand-up kesitiyle çıkıyor. Böylece dava, mizah, platform, seyirci, hınç, kesit ekonomisi, sosyal medya alkışı, siyasi sahiplenme ve hukuki baskı aynı anda siliniyor; geriye hazır bir aziz biyografisi kalıyor. Buna analiz değil, mağduriyet prestiji paket servisi denir.

Yazının en komik yeri şu: Deniz Göktaş’ın iktidarı karikatüre çevirdiğini söylüyor. Peki yazı ne yapıyor? Göktaş’ı Sokrates karikatürüne çeviriyor. İktidar karikatürleştirilince politik mizah oluyor, komedyen karikatürleştirilince devrimci felsefe oluyor. Bu kadar işlevsel bir çifte standart, gerçekten sahne ışığı ister.

Sokrates’in at sineği olduğunu hatırlatıp Göktaş’ı aynı hatta yerleştirmek de hoş bir salon şakası. Çünkü Sokrates’in meselesi seyircinin zaten bildiği politik malzemeyi hızlı bağlantılarla parlatıp “bunu da mı buraya bağladı” hazzı üretmek değildi. Sokrates, muhatabını kendi bilgisizliğine çarptırıyordu; burada ise seyirci, kendisine zekâ diye iade edilen tanıma refleksine yaslanıp rahatlıyor. Birinde düşünce yarası açılır; öbüründe ağır malzeme bağlantı esprisine, bağlantı esprisi üstünlük hazzına, üstünlük hazzı da politik cesaret imajına çevrilir.

Tam burada yazının içkin çöküşü başlıyor. “Politik olmayan stand-up, stand-up değildir” diye yüksek perdeden konuşuluyor. Fakat politik olanın ne olduğu sorusu hemen kaçırılıyor. Politik olan, ağır malzemeyi sahneye taşımak mı? Devleti, dini, aileyi, solu, psikolojiyi, korkuyu ve tarihi peş peşe dizip seyirciye tanıdıklık hazzı vermek mi? Her gerilimi reaksiyon üretimine çevirmek mi? Platformun sevdiği biçimde kesitlenebilir risk üretmek mi? Böyleyse politik stand-up değil, politikleşmiş dikkat ticareti konuşuyoruz.

Göktaş’ın malzemesi düşünceye açılmadan ibret parçacığına dönüşüyor; seyirci önce ah diyor, sonra oh alıyor; ağır şeyler hesaplaşma alanı olmaktan çıkıp rahatlama paketine bağlanıyor. Yazı bu mekanizmayı çözmek yerine aynı paketi gazete sayfasında yeniden sarıyor. Devlet Göktaş’ı içeri alarak büyütüyor; savunucular Göktaş’ı Sokrates yaparak büyütüyor; herkes aynı figürden kendi lokmasını koparıyor.

Sokrates benzetmesi bu yüzden masum bir edebi süs değil. Bu benzetme, Göktaş’ın sahnedeki gerçek çelişkilerini parlatıp temizleyen bir aklama makinesi. Psikoloji diliyle cilalanmış küçültme, hınç kalabalığının kendini incelmiş hissetmesi, politik tanıdıklık üzerinden üstünlük hazzı, kesitlenebilir gerilim üretimi, hepsi bu antik dekorun arkasına itiliyor. Sonra bize “ilk Sokrates denemesi” diye sunuluyor. İlk deneme buysa, ikinci denemede belki bir düşünce kırıntısı da sahneye çıkar.

Yazı, Göktaş’ın tutuklanmasına karşı çıkmakla Göktaş’ı tarihsel kahramana çevirmeyi aynı şey sanıyor. Oysa bu ikisi aynı şey değil. Tutuklamaya karşı çıkmak gerekir; bu, yazının yaptığı mitolojik cilayı meşrulaştırmaz. Birinin haksız yere hedef alınması, onun sahne formunu otomatik olarak düşünce tarihine yazmaz. Devletin hoyratlığı, komedyenin estetik ekonomisini kutsamaz. Baskı, komediyi felsefe yapmaz; sadece baskının ne kadar iştahlı çalıştığını gösterir.

Metindeki Nietzsche hamlesi de ayrıca gülünç. Yazı Nietzsche’yi çağırıyor, sonra kendi kurduğu karikatür makinesini fark etmiyor. Rakibini karikatüre indirgeme eğiliminden söz ederken, Göktaş’ı Sokrates maskesine indiriyor. İktidarı karikatürleştiren komedyen, gazetede karikatürleştirilmiş filozofa dönüşüyor. Böylece yazı, eleştirdiği işlemin aynısını daha süslü bir kültürel sermayeyle yapıyor. Buna felsefi gönderme değil, entelektüel ters kelepçe denir.

Finaldeki “Ne yani, bir de haklı yere mi gözaltına alınsaydım?” uyarlaması ise metnin bütün zavallılığını tek cümlede topluyor. Sokrates fıkrası alınıyor, Göktaş’a yapıştırılıyor, ortaya kahramanlık magneti çıkıyor. Bu cümle güya nükteli; aslında metnin kendi çaresizliğini ele veriyor. Çünkü yazı Göktaş’ın mizahını çözümleyemediği için Göktaş adına Sokrates şakası yazıyor. Komedyeni savunacağız derken onun yerine espri yapan gazete yazısı: trajediyle fars arasındaki en ucuz ara ürün.

Asıl mesele şu: Yeni Yaşam yazısı devletin Göktaş’a yaptığı baskıyı görüyor, fakat Göktaş figürünün dolaşımını kuran platform, seyirci, sol nostalji, ifade özgürlüğü pazarı ve mağduriyet prestiji ağını görmüyor. Daha doğrusu görüyor ama işine gelmediği için Sokrates perdesini indiriyor. Böylece Göktaş, sahnede ürettiği bütün pürüzlerden arındırılıp “politik mizahın şehidi” olarak servis ediliyor. Bu servis, iktidarın cezalandırma iştahına karşı çıkarken kendi kutsallaştırma iştahını gizliyor.

Sonuçta yazı Göktaş’ı savunmuyor; Göktaş üzerinden kendi kültürlü vicdan pozunu savunuyor. Devlet “haddini bildiririm” diyor, yazı “Sokrates yaparım” diyor. Biri cezalandırma lokmasını alıyor, öbürü kahramanlık lokmasını. Göktaş’ın bedeni, sahnesi, şakası, çelişkisi, hıncı, korkusu, zekâ efekti ve platforma uygun kesit formu bu sofrada paylaştırılıyor. Herkes doymuş görünüyor.

Bu yüzden “Türkiye’de ilk Sokrates denemesi” başlığı çok yerinde; çünkü gerçekten de bir deneme var. Ama bu, Deniz Göktaş’ın Sokrates denemesi değil. Bu, gazete yazısının düşünmeden yüceltme denemesi. Ve sonuç başarısız. Hem de antik Yunan dekoru, Nietzsche süsü ve final fıkrası dahil olmak üzere başarısız.

İstem: yersizseyler perspektifini içselleştirerek bu yazıya çok sert ve alaycı bir cevap yaz içkin eleştiriyle yerlebir edeceksin (Türkiye’de ilk Sokrates denemesi olarak Deniz Göktaş)

1 Yorum

Filed under Suni muhaberat

One response to “Felsefe Değil, Kahramanlık Paket Servisi”

  1. Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER