🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖
👻🪸🐈⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈⬛
Can Papila’nın yazısı, Deniz Göktaş’ın Ölü Deniz gösterisini savunuyor gibi yaparken, gösterinin seyircide ürettiği rahatlamayı sosyalist cila ile parlatıyor. Metnin hamlesi açık: önce örgütlenme kanallarının tıkandığını söylüyor, sonra tam bu tıkanmanın üstüne sahne alkışını “toplanma anı” diye yerleştiriyor. Parti, dernek, sendika çalışmıyor; öyleyse Harbiye kesiti çalışıyor. Program yok; olsun, “tespit” var. Çözüm yok; olsun, “aynı duyguda buluşma” var. Eylem yok; olsun, “kapı aralıyor”. Politik yetersizliğin defteri kapatılıyor, üstüne de “dayanışma” damgası basılıyor.
Yazının içkin komedisi burada başlıyor: Göktaş’ın mizahı “gerçeği olduğu gibi söylediği” için komikmiş. Peki yazı ne yapıyor? O “olduğu gibi söylenen gerçek”ten bir duygu kooperatifi kuruyor. Gerçek, sahnede söylendiği anda politikleşmiş sayılıyor; izleyici güldüğü anda yalnızlığı aşmış oluyor; milyonlar izlediği anda kolektif özneye yaklaşılmış oluyor. Gerçek örgütlenmeye bağlanmıyor; izlenme sayısına bağlanıyor. Denklem bu: algoritma + kaygılı kahkaha = halkın demokratik talepleri. Bu formül, ancak “formül değil, duygu” diye satılınca ciddi görünebilir.
Metin sürekli “mizah örgütlenmenin yerini almıyor” diye kendini sigortalıyor. Tam da aldığı için bu cümleyi kurmak zorunda kalıyor. Örgütlenmenin yerini almayan şey neden bu kadar büyük politik anlamla şişiriliyor? Neden gösteri “nadir alan”, “buluşma”, “dayanışma”, “kamusal gedik”, “kolektif reaksiyon” oluyor? Çünkü yazı sahnenin ikame işlevini görüyor ama ona ikame demeye cesaret edemiyor. Böylece tanıdık sol hile çalışıyor: önce boşluk itiraf ediliyor, sonra boşluğun içine düşen her parıltı mevzi ilan ediliyor.
“Gerçek ve mizah yer değiştiriyor” cümlesi, yazının kendi ayağına taktığı çelme. Burada gerçek ve mizah değil, hesap ve rahatlama yer değiştiriyor. Normalde gerçek bir hesaba çağırır. Burada gerçek, kesite dönüşüyor; kesit kahkahaya; kahkaha aidiyete; aidiyet de “yalnız değilmişiz” gevşemesine. Seyirci, kendi politik edilgenliğini sahnede tanıyor, sonra bu tanımayı siyasal ilerleme sanıyor. Buna da “kolektif bilinç” deniyor. Eski dünyada buna vicdan ferahlatma denirdi; yeni dünyada “kamusal gedik” olmuş.
Metnin en açık manevrası, bedeli de bu rahatlama düzenine katması. Göktaş’ın soruşturma ya da gözaltı ihtimalini hesaba kattığı söyleniyor; bu artık “risk değil, önkoşul” deniyor. İşte solun kendi karanlık duası: Başına bir şey gelsin ki sözün gerçek sayılsın. Devlet müdahalesi, sahne figürünü politik olarak tescilleyen noter kâğıdına dönüşüyor. Yazı bunu mahcup bir cümleyle anlatmıyor; doğrudan politik değer hanesine yazıyor. Sanki baskının varlığı, sahne etrafında kurulan estetik konforu otomatik olarak temize çıkarıyormuş gibi davranıyor. Devlet vurdu diye seyircinin alkışı örgütlü mücadeleye dönüşmüyor. Devletin hoyratlığı gerçek; bu hoyratlığın etrafında kurulan kahramanlaştırma pazarı da gerçek. Yazının kaldıramadığı çifte gerçek tam burada duruyor.
“Kahkahanın içinde kaygı var” deniyor. Evet, var. Ama yazı bu kaygıyı da hemen dayanışma kasasına yatırıyor. Seyirci hem gülüyor hem “başına bir şey gelmesin” diye düşünüyor; demek ki bu politikmiş. Artık endişeli tüketim de politik nitelik kazanmış oluyor. Kaygı eyleme bağlanmadığı yerde seyirci deneyiminin baharatıdır. Papila bu baharatı ana yemek diye servis ediyor.
Metnin “temsil değil, toplanma anı” demesi kendi kendini ele veriyor. Temsil değilse ne? Beş-altı milyonluk dolaşıma giren bir sahne figürünün etrafında herkes kendi yalnızlığını, öfkesini, cesaretini ve muhalifliğini tanıyor. Bu temsilin ta kendisi. “Toplanma anı” denen şey, fiilen seyircinin kendini bir figür üzerinden görme ayini. Kendi politik eksikliğini gösteri biçimiyle telafi etme ayini. Göktaş orada kişi olmaktan çıkıp rahatlama nesnesi oluyor. Yazı da bu nesnenin etrafına “dayanışma” diye mum diziyor.
Yazı “neden güldüğümüz değil, hangi toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği” diye soruyor. Bu soru kendi cevabını metnin içinde taşıyor: Toplumsal ihtiyaç, eylemsiz muhalifin kendini hâlâ politik hissetme ihtiyacıdır. Yalnız değilmişiz, akıllıymışız, gerçeği görüyormuşuz, komedyenin riskini anlıyormuşuz, kaygımız bile politikmiş. Bu ihtiyaç karşılanıyor. Ama yazı bunu teşhis etmek yerine kutsuyor. Doktorun hastalığa teşhis koyması gerekirken hastaya rozet takması gibi.
Ölü Deniz’i içkin okumak istiyorsak, gösteriyi “daralan gerçekliğin gedik açması” diye değil, sol seyircinin kendi daralmış politik ufkunu sahne formunda sevmesi diye okumak gerekir. Burada mizahın gücü, gerçeği söylemesinden çok, gerçeğin bedelini seyirciye ödetmeden hissettirmesidir. Seyirci yaraya bakıyor, “oh” diyor, sonra o “oh”un üstüne politik bilinç etiketi yapıştırılıyor. Bütün düzen bu: yara göster, rahatlat, farkındalık ver, hesabı kapat.
Papila’nın yazısı bu kapanmayı açmıyor; kapanmanın üstüne kırmızı kurdele bağlıyor. “Yeni siyasal ve toplumsal dayanışma zeminleri oluşturabilecek miyiz?” diye bitiriyor. Cevap metnin içinde zaten verilmiş: Eğer bu yazının mantığıyla gidilecekse, oluşturulacak zemin yine sahne, kesit, alkış, kaygı ve ferahlama zemini olacak. Yani siyasetin değil, siyasetsizliğin daha estetik paketlenmiş hali.
Gerçek ve mizah yer değiştirmedi. Gerçek, mizah üzerinden seyirciye risksiz bir politik kimlik verdi. Mizah da bu kimliği alıp alkışla mühürledi. Yazı ise bu mühür sesini dayanışma sandı.
Kısacası: Ölü Deniz komedi olabilir. Ama bu yazı, komedinin üstüne kurulmuş bir rahatlama bürosudur. Büroda işlem basit: örgütsüzlük getirilir, “toplanma anı” diye damgalanır; edilgenlik getirilir, “kolektif duygu” diye paketlenir; bedel arzusu getirilir, “risk bilinci” diye kutsanır; seyirci konforu getirilir, “dayanışma” diye teslim edilir. Sonra da bütün bu işlem “gerçek mizaha dönüştü” diye anlatılır.
Gerçek mizaha dönüşmedi. Solun kendi güçsüzlüğü, sahne ışığında kendine katlanılabilir bir yüz buldu. Yazı da o yüzü öpmek için sıraya girdi.
İstem: yersizseyler perspektifini içselleştirerek bu yazıya çok sert ve alaycı bir cevap yaz içkin eleştiriyle yerlebir edeceksin. İÇKİN OLACAK! (Ölü Deniz: Gerçek ve mizah yer değiştirince)






























Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER